Babamın Kanatları ve taşeron Resul...



05-12-2016 08:36


Emre Gürcanlı

Babamın Kanatları ve Taşeron Resul...

Babamın Kanatları filmi geçen hafta vizyona girdi. Bu filmi izlemek önemli, hem sanatsal açıdan hem de işçi sınıfını, iş cinayetlerini sinemaya taşıması açısından. Önemli çünkü daha yolun başındayken emek örgütlerine, demokratik kitle örgütlerine güvenerek yola çıktığı, arkasına büyük sermaye gücü almadığı için. Önemli çünkü gerçeği bu kadar çıplak ama bu kadar güzel anlattığı için. Tek tek değil, toplu olarak gidilmeli, birlikte gitmek için örgütlenilmeli, tartışılmalı ve benzeri filmler için de cesaret vermeli. 

Filmde aslında pek çok öykü var, duvar ustası İbrahim'in (Menderes Samancılar) öyküsünü bile neredeyse unutturacak öyküler, devamını merak ediyorsunuz, ne oldu acaba diyorsunuz. Oyunculukları tartışılmaz olduğu ve rollerine sevgili Kıvanç sayesinde tam da oturtuldukları için sanırım olay örgüsünün içine giriyorsunuz. Uzatmayayım, iyi bir sinema izleyicisi olduğumu söyleyemem, zaten sayısız sinema eleştirmeni film hakkında yazacak, bu sitenin yazarlarından sevgili Kaya Özkaracalar da "Ken Loach filmi gibi yerli film" başlığıyla Cumartesi günü yazmıştı zaten. Okursunuz, izlersiniz, yine okur, bu kez tek başınıza değil arkadaşlarınızla izlersiniz, izletirsiniz...

Ben ama Resul'e odaklandım. Filmin ilk gösteriminin ardından sevgili Kıvanç ile sohbet etme şansımız oldu. Ona da söyledim, benim filmdeki favorim Resul. Muhtemelen çoğu sinema eleştirmeninin yazısında söz edilmeyecek, ama Tansel Öngel'in hayat verdiği taşeron Resul üzerinden inşaat sektörünü analiz etmek aslında çok kolay. Kısa bir not olarak geçeyim, Tansel Öngel'in doğum yeri Kilis imiş, ama yıllardır Trabzon Devlet Tiyatrosu'nda görev yapıyormuş, sanırım başarılı tiyatroculuğunun yanısıra yıllardır Trabzon'da yaşamanın da etkisiyle Karadenizli bir taşeronu bizzat yaşatabiliyor, TV'lerde Karadenizli şivesi diye gözümüze sokulan zevzekliklerin dışında gerçek bir insanı bize aktarıyor. Neyse, Resul'den yola çıkalım taşeron konusuna gelelim...

Suçlu taşeron mu, taşeron sistemi mi? 

Taşeron öldürür diyoruz. Tam doğru değil, "taşeron sistemi öldürür" demek daha doğru. Ama kuşkusuz en doğrusu "kapitalizm öldürür". Ama kapitalizm taşeron sistemi olmadan yaşayamaz, özellikle inşaat sektöründe aksi düşünülemez bile. Peki taşeronlar işçi düşmanı, işçiyi öldürmekten başka bir şey düşünmeyen canavarlar mı?

Demek ki, sermaye, toplumun koyduğu zorunluluklar olmaksızın işçinin sağlığına karşı da, yaşayacağı ömrün uzunluğuna karşı da vurdumduymazdır. Maddi ve manevi yozlaşmaya, erken ölüme, aşırı-çalışma işkencesi konusundaki feryatlara şu karşılığı verir: Bizim kârlarımızı artırdığı için bunlara üzülmek mi gerek? Ama işlere bütünü ile bakılırsa, bütün bunlar gerçekten de tek tek kapitalistlerin, iyi ya da kötü niyetine bağlı şeyler değildir. Serbest rekabet, kapitalist üretimin içinde yatan yasaları, tek tek her kapitalist üzerinde güce sahip zorlayıcı dış yasalar olarak ortaya çıkarır (Karl Marx).

Taşeronlar hep büyümek ister, yüklenici firma olmak, ana yüklenici firma olmak hayalleridir. Çoğunun şirketi dahi yoktur, şirket kurmak bile bir aşamadır, artık iş adamı olmuşlardır. Onlarca yüzlerce taşeronun çalıştığı bir ortamda, denetim, gözetim, eğitim, koordinasyon zordur ve bunların hepsi iş cinayetlerine davetiye çıkarır. Esas sorumlu en tepedeki ana yüklenicidir. Taşeron sistemi öldürür, ama ona muhtaç olan kapitalizmdir sonuçta öldüren. Taşeronsuz bir kapitalizm düşünülemez. Resul'süz bir inşaat şantiyesi de...

Resul daha şirket kurmamış. Kuracak, buradan alacağı paralarla, yüklenici firmanın gözüne de girerek, parasını illa ki almak için çok da sorun çıkartmayarak, işçileri parasını vermeyerek kuracak. Resul işçileri parasını vermiyor, çünkü ona da yüklenici firma vermiyor, ona da yatırımcı vermiyor bu hiyerarşi bu şekilde gidiyor. Sonuçta işçiler hiç bir zaman parasını zamanında alamıyor, işçiler hep Resul ile muhatap oluyor. Büyük patronların Resul'e ihtiyaçları var, uzun süre parasız iş yaptırmak için, sakıncalı işçileri işyerlerinden uzaklaştırmak için, şantiyelerde işin hızlı ve sorunsuz yürüyebilmesi için, köyden getirdiği akrabasını çalıştırması için, göçmen/kaçak işçi çalıştırabilmek için... Örgütsüz ve çaresiz emekçiler ezilirken üzerlerinde parıltılı projelerin yükselmesi için... Babamın Kanatları'nı izleyin, ama benim özel ricam Resul'ü özellikle izleyin; inşaat sektöründeki hiyerarşik yapıyı bizzat onun üzerinden kafanızda kurgulayın...