Askerliğin bedeli mi bedelli mi!



24-04-2016 07:02


Bu hafta İstanbul Film Festivali’nde en iyi belgesel ödülüne uzanan Hazır ol!’a şöyle bir bakalım. Bakalım nelere hazırız!

Bir kere belgeselin çıkış fikri zekice ve farklı! Hem bireysel hem de toplumsal bir soruna gayet yerinde bir parmak basış olmuş. Askerlik fikri zaten benim çok uzun zamandır sorguladığım bir şey. Etrafımda vicdanı retçi arkadaşlarım da var, onların yaşadıklarını da biliyorum. Ellerine silah almak istemeyen, başkasına ateş etmek zorunda kalmak istemeyen yani bu durumu reddeden insanlar! Bunda anlaşılmayacak bir şey yok ama devletler askerliğin büyük yıpratıcı özelliğinden dolayı, psikolojik olarak etkilerini de örtbas etmek için bu görevi zorunla hale getirmişler. Arada sırada da milletin cebindeki paraya göz dikip, sana muafiyet, özellik, bir anlamda kafandaki askerlik yapmama fikrine kılıf hazırlıyor. İşte belgeseli hazırlayan Onur Bakır’ın ikilemi de burada başllıyor. Doktora öğrencisi olan Bakır devletin kendisinden almak için kolları sıvadığı 18 bin tl’yi hemencecik onlara vermeli mi, yoksa gidip paşa paşa altı ay askerlik yapmalı mı? Vicdanı ret fikri Onur’un kafasında pek de yere eden bir düşünce değil ama yolu oradaklerle de kesişiyor.

Çünkü vicdani ret demek toplumsal olarak travmatik bir şey. Sürekli aranma, itham edilme, psikolojik ve cinsel yönden bastırılma gibi saçmalıklar içeriyor. O yüzden Onur daha çok para vermek ve yapmak arasındaki süreçte bizi kendi sürecine dahil ediyor. Aile bireyleri ve arkadaşlarıyla olan konuşmalar geliyor önümüze. Babası askerlik yapması yönünde fikir beyan etse de oğluna gereken paranın bir kısmını sağlayacağını söylüyor. Kardeşi de aynı yaş aralığına denk düştüğü için çabcak parayı toparlayıp, devlete teslim edip bu görevden sıyrılıyor. Evet bu askerlik yapmamak için bir yöntem şayet 18 bin liran varsa. Çoğu genç bu rakamı telaffuz edemediği için askerliğin yolunu tutuyor ve yıllardır devam ettirilen kirli savaşın br şekilde tarafı olmaya zorlanıyor. Nasıl bir gazla gidiyorlarsa aynı ülke sınırları içinde yaşayan insanlar olarak birbirlerini öldürme yolunu çıkış sanıyorlar!

Hazır ol! bir anlamda bu zorlu, bir yandan dayatmacı göreve hazır olup olmama halini de sorguluyor. Annesi bu parayı zaten snin ve kardeşin için biriktirmiştik. Evlilik, okul vs. derken eminim ki annesi bedelli askerlik için ödeyeceğini düşünmemişti bu parayı. Ama anasının ak sütü gibi helal ediyor bu parayı oğluna, devlete!

Sonuçta Onur bu süreci son günün kadar sorguluyor. Saçlarını kestiriyor, askere giderken alınacak kıyafetleri alıyor. Belli ki bu parayı ödemek istemiyor, ama bir yandan da altı ayını pek de inanmadığı bu görev için harcamak istemiyor. Hazır Ol! bu anlamda gayet ilgi çekici ve başarılı bir çalışma. Bunun vicdanı ret versiyonunun da ivedilikle çekilmesini de dilerim.

Korlaşmayın!

Zeki Demirkubuz’un filmlerini seven birisiyim hatta Bulantı’da bile dik durup onu savunmaya çalıştım ama artık çatırdamaya başlıyor bir şeyler! Aslında yeni bir şey sunamayan sinemamızın acısını Demirkubuz’dan çıkarmak ne derece doğru ama aynı tarz hikayeler etrafında semah etmek, sadece çekeni istediği ilahi duygu ve uyanışa ulaştırmaktan başka bir amaca hizmet etmiyor ne yazık! Bir de filme 145 dakikalık zorlu bir zaman dilimi seçip, kendi dünyanın ortasında seyirciyi boğmaya kalkınca film korlaşıp sönmye başlıyor. O yüzden Demirkubuz’a bir arınma gerekiyor, ortasında kaldığı orta sınıftan bir süre arkasına bakmadan kaçsın, gerekirse kötü komedi çeksin razıyız! Tamam orta sınıfı iyi tanıyor, onu resmetmeyi, dolaylamayı iyi seviyor. Bunu yaparken edebiyatı kullanıyor ama seyirciyi giderek zorlayıp dayanma sınırını zorlamasının kimseye faydası dokunmadığını anlaması gerekiyor!

Yolculuk’lar başlasın!

Bu yazımda beyazperde.com’da uzunca bahsettiğim içi burada kısaca değinmek istiyorum. İçerik teknikle desteklenmediği sürece etkili bir sinema dili çoğu zaman ortaya çıkmıyor bu da filmlerin insanların üzerinde yaratmak istediği etkiyi bazen aşağılara çekiyor. Bağımsız Sinema Merkezi tarafından çekilen bu filmi destekliyor ve devamının gelmesini de bekliyorum bir yandan da! Cihat gruplarına kurban edilen masum gençlerin iç dünyalarını, çevrelerini ve düştükleri tuzakları gayet naif bir şekilde irdeleyen Yolculuk’un tek eksikliği amatöre kaçan yanı! Buna dikkate edilirse bu tarz filmlerin yolu daha çok açılır!