Ankara’da yas ve Paul Dessau



11-10-2015 11:15


Can Aksel Akın

Uzun zamandır tozlu raflarda yıllanıyordu geçmiş zamanların ünlü bestecisi Paul Dessau (1894-1977)‘nın unutulmakta olan eserleri. Ne orkestra eseri “in memoriam Berthold Brecht” ne de Picasso’nun ünlü tablosu ile aynı adı taşıyan, “Guernica” piyano eseri, hatta bir zamanlar herkesin dilinde dolaşan direniş şarkıları bile unutulmuşlardı. Kolay değildi, artık olmayan bir ülkenin, olmayan barış çağrılarının bestecisi olmak...Ne o zaman, ne de şimdi...

Paul Dessau zor dönemlerin bestecisiydi. 1894 yılında Hamburg’da müzikçi bir aile’ye doğmuştu. Büyükbabası şehirdeki bir sinagog’da “cantor” (şarkıcı) olarak çalışmaktaydı. Şarkı söylemeye yetenekliydi, henüz 3 yaşındayken uzun bir eseri baştan sona doğru olarak söylediğini belirtir ailesi... Kendisi de daha sonra büyükbabası ile aynı sinagog’da çocuk korosunda şarkı söyleyerek müziğe başlıyacaktı. Küçük Paul öncelikle tıpkı ünlü besteci Johann Sebastian Bach (1685-1750) gibi “kapellmeister” olmayı seçti. Bu zor bir meslekti. Kapellmeister sorumlulukları arasında: beste yapmak, koroyu çalıştırmak ve yönetmek, ayinlere hazırlamak, orkestrayı yönetmek, kilise’deki orgu çalmak gibi çok farklı disiplinleri barındırmaktaydı.

Öğrenim hayatı ve I. Dünya Savaşı’nda Fransa cephesi’nde askere alınıp, yaralanmasının ardından ülkesine geri dönebildi. Sessiz filmlerde piyano çalarak yeniden başladığı kariyeri, sinemada sessiz film döneminin bitmesi ile sona erdi. Ancak yeteneği onu ünlü orkestra şefi Otto Klemperer ile Köln’de ve yine ünlü diğer orkestra şefi Bruno Walter ile Berlin’de çalışmaya yöneltti... Ünlü şeflerin yanlarında öğrenci olarak değil, profesyonel olarak çalışıyordu. Kişisel olarak anlaşamadığı Bruno Walter’in yanındaki işinden istifa etmesinin ardından yeni gelişen film endüstrisinde müzikçi, orkestra şefi ve besteci olarak kariyerine devam etti. İspanyol iç savaşı için herkesin dilinde olan şarkılar besteledi ve filmlere müzikler yaptı.

Çağdaş müzikle de başından beri ilgiliydi Dessau. Modern müziğin kurucusu (hatta babası) kabul edilen Arnold Schönberg’in geliştirdiği 12-ton müziği alanında 1930’lu yıllarda araştırmalarına başlamıştı. Arnold Schönberg’de Berlin’de ders vermiş olmasına karşılık, Dessau ile o dönemde kendisini tanışmamışlardı. Besteci olarak Dessau ileride hayatını değiştirecek ünlü Brecht gibi Schönberg’le de, ABD’deki sığınmacı günlerinde tanışır. Tanışmalarından sonra en büyük ilham kaynağı olarak Berthold Brecht’tir artık.  Brecht için birçok müzik besteler. 1956 yılında Brecht’in ölümü ile hayatında dönem sona ermiş olsa da etkisi devam eder. Dessau bu dönemde daha çok enstrümental müziğe yönelir. 

II. Dünya Savaşı ardından yerleştiği Doğu Almanya’da modern müziğin ulaştığı nokta bestecinin “In Memoriam Bertholt Brecht”in 1958 yılındaki “Staetischen Sinfonie Orchester Berlin tarafından seslendirilmesi kabul edilmektedir. Bu eser bir ağıt ve yüksek entellektüel seviyede bir haykırıştır adeta. Üç bölümden oluşur eser. Bölümleri arasında boşluk yoktur, iç içe geçmektedirler. Barok dönemden ünlü besteci Johann Sebastian Bach’ın kullandığı “hıçkırık” motifleri de kullanılmıştır eserin “lamento” bölümünde. “Marcia” bölümünde ise kullandığı temel müzikal düşünce 1946 yılında ABD’de bestelediği “Geschaeftslied der Courage” (Cesarete Görev Şarkısı) gelir.

Eserin bu bölümünde ayrıca “Der Krieg soll verflucht sein” başlığı ile (Savaşa lanet olsun) cümlesini not etmiştir. Son bölüm ise bir “Epitaph” yani “mezar yazısı”dır. Eserde savaş tüm çıplak ve iğrençliği ile gösterilmiştir.

I.Dünya Savaşı ile savaşın korkunç yüzünü yaşayarak hayatı boyunca savaştan uzak durmuş bir sanatçı olarak Dessau Weimar Cumhuriyeti döneminde yükselen faşizm karşısında Almanya’dan kaçarak Paris’te müzik kariyerine yeniden başlamış, göçmen olarak önce Paris, Faşizm’in dünya savaşı çıkarmasının ardından 1939 yılında New York’a geçen Dessau 1948 yılında yeniden Almanya’ya dönerek, ikinci eşi yazar Elisabeth Hauptmann ile Doğu Almanya’ya yerleşmiştir.

Besteci’nin eserleri arasında Thaelmann Birliği şarkısının ilk ortaya çıktığındaki adıyla “Spaniens Himmel” (İspanya’nın Gökyüzü) veya “Spaniens Himmel bereitet seine Sterne” (İspanya’nın Gökyüzü Yıldızlarını Yayıyor) bestecinin Peter Daniel takma adıyla yayınladığı bir şarkı en bilinenidir. Sözleri ilk eşi, Gudrun Kabisch 1936-1939 yılları arasındaki İspanyol iç savaşı için yazmıştı. Şarkı sonra Weimer Cumhuriyeti’nde bir halk kahramanına dönüşen KPD liderine itafen Die Thaelmann Kolonne şarkısına dönüştürüldü ve on yıllarca popüler olarak söylenildi. Hatta 1960’lı yıllarda üzerinde notası olan bir pul bile basılmıştır.

Dessau’nun eserleri arasında; “Vier Grabschrichften” (Dört Mezar Yazısı), Gorki, Rosa Luxemburg, Liebknecht ve Lenin için; “Appell der Arbeiterklasse” (İşçi Sınıfının Seslenişi); “Lied einer deutscher Mutter” (Bir Alman annesinin şarkısı, 1943), “Aufbaulied der FDJ” (FDJ’nin yeniden kuruluş şarkısı, 1948); “Zukunftslied” (Gelecek şarkısı, 1949), “Friedenslied” (Barış Şarkısı, 1952) gösterilebilir.

Ayrıca bestecinin bir diğer önemli ancak unutulan eseri de Picasso’nun “Guernica”sı ile aynı ismi taşımaktadır. 16 Nisan 1937’de kıyımları ile ünlü Alman uçak birliği “Legion Condor ve İtalyan’ların “Corpo Truppe Volontarie” faşist güçlerle birleşerek faşist Franco’nun yanında direnişin bel kemiği Guernica’yı bombaladılar. Bombardıman sonucu enkaz haline getirilen “Guernica” şehri, faşist Franco güçleri eline iki gün sonra kolaylıkla geçti. Picasso’nun ve Dessau’nun eserlerine konu aldığı Guernica şehrindeki bu vahşet, Picasso’nun devasal eseri yanında unutulmuş olmasına rağmen, çok değerlidir. Bu küçük piyano eseri’nin ifade ettikleri günümüzde de halen güncelliğini korurken bazı dönemlerde Paul Dessau’yu ve eserini özellikle hatırlıyoruz. Besteci’nin uğruna mücadele ettiği dünyayı, hatta Ankara’da da, özellikle Ankara’da özlüyoruz.