"Sol yazarlar dayanışma sandığı" önerisi



07-06-2016 09:16


Metin Çulhaoğlu

Tam otuz yıl öncesinin olayıdır.

1980’li yılların ilk yarısında “Aydınlar Dilekçesi” ile Eylülist rejime karşı önemli bir çıkış yapan aydınlarımızın bir bölümü hemen ardından EKİN-BİLAR’ı kurmuşlardı.

Ne var ki 1986 yılına gelindiğinde bu örgütlenme içinde sert bir ayrışma yaşandı. Sonuçta girişimin en önde gelen ismi Aziz Nesin ve çevresiyle hem Aydınlar Dilekçesi’nde hem de EKİN-BİLAR’ın kuruluşunda önemli rol oynayan bir aydınımız arasında ipler tamamen koptu.  

Sonra, karşılıklı suçlamalar...

Bildiğimiz, kanıksadığımız şeyler…

Asıl anlatmak isteğimiz, hemen sonrasında yaşandığını duyduğumuz bir olay.

Anlatıldığına göre, Aziz Nesin’le birlikte BİLAR’ı sürdüren çevre,  ayrışmanın hemen ardından BİLAR mesaisini ayrı düşülen kişinin eleştirisine hasretmiş:

“En son dediğini duydun mu?”

“Adam şunu söylüyor yahu!”

“Bak, gene yapmış yapacağını…”

Aziz Nesin bakmış bu işin sonu yok, günler söz konusu aydına yönelik salvolarla geçip gidiyor, başka iş yapılmıyor… Üstelik BİLAR’ın maddi kaynağa ihtiyacı var.  Bir toplantıda masa etrafındakilere demiş ki:

“Bundan sonra bu kişiden söz edip eleştirecekler ortaya şu kadar para koyup öyle yapsınlar…”

Sonra ne mi olmuş?

Orası da yazının sonunda…     

***

Önerimiz, bir “Sol Yazarlar Dayanışma Sandığı”nın (SYDS) kurulmasıdır.

Soldaki çeşitli örgütlerin, partilerin, yayınların vb. ortak girişimiyle kurulacak olan bu sandık, sol yazarların hastalık, maluliyet, emeklilik gibi durumlarda doğacak ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunacaktır.

Maddi kaynak?

Her yıl yenilenmek üzere, yazılan yazıların konularına göre ücrete tabi tutulmasını öneriyoruz.

Açıklayıcı olması için bir örnek verelim. Diyelim bu sandık geçtiğimiz 2015 yılı sonunda kuruldu ve 2016 yılı yazıları için ücretleri şöyle belirledi:

- “Tayyip’in üzerini çizdiler, adam gidici…” yazısı (500 TL)

- “Türkiye solu Kemalizm’den kopamamıştır…” yazısı (400 TL)

- Türkiye sosyalist hareketine sızan liberal eğilimleri tespit ve teşhis yazısı (300 TL)

- “Türkiye’nin Orta Doğu politikalarının tam bir iflas içinde olduğu…” yazısı (200 TL)

- Yetmez ama evetçilerin Türkiye soluna verdikleri zararlarla ilgili yazı (100 TL)

- Vesaire…

Peki, ödeme yazarların kendileri tarafından mı yapılacak yoksa mensup oldukları örgütler, çevreler tarafından mı?

Peşin mi olacak, yazılan yazıyla birlikte mi?

Hepsi olabilir.

Örneğin bir yazar, “Ben Tayyip’in üzerini çizdiler yazısı yazıyorum” deyip karşılığı olan 500 TL’yi sandığa yatırabilir. Aynı içerikteki bir yazıyı tekrar yazarsa bir 500 TL daha ödemek zorunda olacaktır.

Ya da diyelim (A) örgütü sandığa peşinen 5.000 TL yatırırsa her kim tarafından yazılırsa yazılsın bununla bir yıl içinde 7 Tayyip’in üzerini çizdiler,  4 liberal eğilimler, 3 de yetmez ama evetçiler yazısını karşılamış olacaktır. 

(B) örgütü ise 2.000 TL karşılığında bir yıl içinde 5 “Kemalizm’den kopamama” yazısı hakkını elde edecektir.

Hep aynı konular mı?

Dedik ya yukarıdakileri örnek olsun diye verdik; konular da ücretler de her yıl SYDS üst kurulu tarafından güncellenip yeniden belirlenecektir.

İşler mi?

***

Aziz Nesin’li anekdotun devamına gelelim.

Gene duyduğumuza göre, iş “pamuk eller cebe” durumuna gelince eleştirici aydınlarımız kendilerine fren koymuşlar ve toplantılarda o kişiden söz etmez olmuşlar.

Ta ki Aziz Nesin duruma bir kez daha müdahale edinceye kadar.

Bir toplantıda masanın üzerine bir miktar para koymuş ve şöyle demiş:

“Burama kadar geldi, dayanamıyorum; masaya koyduğum para kadar bu kişi hakkında konuşacağım…” 

Neticede, sandık işleyecek gibi görünmektedir…

Bir süre sessizlik ve suskunluk olsa bile biri gün gelip mutlaka patlayacaktır:

“Alın size 10.000 TL! 15 Tayyip’in üzerini çizdiler, 7 liberal eğilimler, 4 de yetmez ama evetçiler yazısı demektir… Oh be!”

Ne dersiniz?

Not: Bu satırların yazarı da kendi yazılarına yönelik ücret tarifesine uymayı peşinen taahhüt etmektedir.