"Partiden atarım!": Siz de mi sayın Kemal Kılıçdaroğlu?



25-05-2016 09:11


Ahmet Cemal

Birkaç gün önceydi. Akşam vakti Halk TV’nin haberlerini izlerken ansızın ekranda CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu belirdi. Sanırım bir alanda konuşuyordu. Ya da kalabalık bir kapalı toplantıda. Haberin başını televizyonu geç açmam nedeniyle kaçırmıştım. Ansızın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ağzından şu söz fırladı : “…partiden atarım!

Duymadığım, kaçırdığım bir şeyi yapanı partiden atacağını söylüyordu.

Neydi o ‘şey’ kimler atılırdı Genel Başkan tarafından ‘o şey’i yaptığı takdirde?

Doğrusu şu ki, bunu ne o akşam ne de daha sonra merak ettim.

Her şey olabilirdi.

Bir siyasi partide hiç yapılmaması gereken bir şey olabilirdi.

Ya da sayın Genel Başkan, CHP’ye hiç yakışmayacak bir tutumdan, davranıştan söz ediyor olabilirdi.

Evet, bunların hepsi mümkündü.

Ve ben bugüne kadar merak etmedim.

Merak ettiğim tek bir nokta vardı.

“Atarım, keserim …” söylemlerine on yıldan fazladır ‘iktidar ağzı’ olarak alışkındık. Hem de öyle alıştık ki, bugün iktidar partisinin yetkililerinden biri kendi partisinden biri için ‘atarım, keserim…’ yerine kalkıp örneğin “Şöyle yapan olursa, kendisinin partimizle ilişkisinin kesilmesi için gerekli bütün hukuki yollara başvururum!” dese, sanırım neredeyse hiç birimiz kulaklarımıza inanamayız. Çünkü böylesi, tam anlamıyla ‘demokratik’ ya da tam da demokrasiye yakışır bir üslup olur ve uzun zamandır biliyoruz ki, iktidar ‘demokratik’ olan her şey gibi bu üsluba yabancıdır.

Ama…

“…partiden atarım !

Bunu ama muhalefet partisinin sayın liderinin ağzından duymak!

Evet, siz, sayın Kemal Kılıçdaroğlu, siz nasıl kullanırsınız böyle bir üslubu? Bir şehit cenazesinde bir haddini bilmezin ya da tetikçinin başınıza fırlattığı tek bir yumurta size bu kadar mı şaşırttı kim ve nerede olduğunuzu?

Genel başkanlığa seçildiğiniz günden bu yana partinizin girdiği bütün seçimleri yitirmesine aldırmayıp koltuğunuza mıhlandığınız yetmedi!

Dahası, yitirilen seçimleri partiniz adına ‘başarı’ diye nitelendirmeniz de yetmedi – haklıydınız üstelik, çünkü seçmenleriniz olarak bizler de bunu yiyecek kadar salaktık. O noktada hakkınızı teslim etmek gerek: Bizleri çok iyi tanımışsınız!

Her neyse, konumuz şimdi yitirdiğiniz seçimler değil.

Ünlü 7 Haziran seçimlerinden bu yana TBMM’sinin çatısı altında iktidarın hazırladığı bütün tuzaklara neredeyse balıklama atladığınız da yetmedi!

Evet, bütün bunlar yetmedi, ve siz şimdi de kalktınız, iktidarın ağzıyla konuşmaya başladınız: “…partiden atarım!

Atın, sayın Kılıçdaroğlu! Çünkü şimdi düşünüyorum da, galiba bu üslup da size yakıştı!