Altın tepside sunulan yatırımlar



23-08-2015 08:12


Barbaros Tantan

Sermaye, en iyi altyapı olanakları bulunan bölgelere mümkünse bedelsiz, olmazsa düşük bedelle tahsis edilen ya da satın alınan arazilere yatırım yapmayı ilke olarak benimsemiştir. Çünkü, kazanmaya araziden ve yatırımın başlangıcından itibaren programlanmıştır.

İşte, Kocaeli, o programlanmanın içinde yer alanlar açısından cennet sayılabilecek bölgelerden biridir. Yatırım yapmak isteyen herkese kapılar sonuna kadar açılmıştır. Bu yatırımlar yapılırken rüşvetler dönmüştür, bir dizi bürokrat zengin edilmiştir, karşılığında da yatırımcılar çok büyük rantlar elde etmiştir. Bunun sonucunda, günümüze kadar onlarca, yüzlerce ve binlerle ifade edilen küçük, orta ve büyük ölçekli yatırımlar yapılmıştır.

Ama;

Ne işsizlik sorunu çözülebilmiştir,

Ne halkın reel alım gücü yükselmiştir,

Ne de sosyal sorunların üstesinden gelinebilmiştir.

Hatta, böylesi önemsenen merkez olmasına rağmen bölge insanı açısından yaşam standardı bile yükseltilememiştir…

Altın tepside sunulan yatırımlar, sanayicilere öncelik tanımıştır 1960’lı yılların başı itibarıyla. Milyonlarca dolarlık yatırımlar bölgeye gelmiş, irili ufaklı 1000’e yakın sanayi tesisi kurulmuş, ama işsizlik hiç azalmamıştır. Çalışanların reel alım gücü hiç artmamıştır. Halkın giderek yoksullaştığı da ortadadır.

Yani, altın tepside yatırım imkanı sunulanlar, artı değeri ve yarattığı katma değerin vergisini bu kentin dışına, başka yerlere kaçırmıştır.

Peki ne katmışlardır bu kente ?

Hava kirliliği,

Deniz kirliliği,

Çevre kirliliği,

Plansız kentleşme,

Eşitsiz gelişim…

Daha ne olsun ki ?

Bu kattıkları dolayısıyla yaşamlarını yitiren insanlar oluşmaya başladı bu kentte. Yani, altın tepside sunulan olanakları sonuna kadar kullanıp insan yaşamına kastedebilen yatırım sahibi sermayedarlar tanıdı bu kentin emekçi halkı.

Şimdi, bu tepsinin çapı iyice büyümüştür.

Kentin hemen her yanı günümüz rant odaklı ekonomisinin merkezleri haline gelen, tüketim ekonomisini körükleyen AVM’ler artık altın tepsinin görünen yüzü olmuştur.

Kaç tane AVM olduğunu hiç saymadım,

Bu AVM’ler için ne kadarı teşvikli toplam yatırım miktarını hesaplayamadım,

Adlarını yazınca belki siz de benim gibi üç aşağı beş yukarı yatırım miktarlarını tahmin edebileceksiniz.

Şimdi bakalım o AVM’lere, neler varmış ?

ArastaPark AVM

CarrefourSA AVM

Dolphin AVM

Gebze Center AVM

İzmit Outlet Center AVM

İzmitPark AVM

Koçtaş AVM

NCity AVM

Özdilek AVM

Real AVM

Symbol AVM

Bunlar, büyük ölçekli AVM’ler, kaldı ki onlarca orta ve küçük ölçekli yatırımcı tarafından inşa edilen AVM’ler de hayatımızın tam orta yerinde. Tamamı, sermaye için altın tepside sunulan yatırımlardır.

Tüketim ekonomisini körükler,

Kredilendirilmiş yaşamı özendirir,

Gelir düzeyine bakmaksızın herkesi kredi kartı mahkumuna dönüştürür,

Kısacası, Altın tepside sunulan yatırımlar, bütün olarak halkın sömürülmesini bir kat daha artırır.

Bu durum, ‘’yaşam standardı yükseltiliyor’’ ya da ‘’Kaliteli yaşam hakkına herkes ulaşıyor’’ türü aldatmaca sloganlarla benimsetilir.

Böylece, sermayenin aşırı kar hırsıyla bezenmiş sömürü çarkı dönmeye, emekçi ve yoksul halk da kaybetmeye devam eder.

Bunları, kenti yöneten sözde halkın temsilcisi yerel yöneticiler ve merkezi idare adına görev yapan üst düzey bürokratlar yapar. Aynı yönetici ve bürokratlar, altına imza attıkları yatırımlarla sermayenin önünü açar, halkın daha fazla lüks tüketime özendirilip yoksullaştırılmasında birinci derecede rol oynar.

Yani, anlayacağınız, sanayinin kalbi olan bu kentte, yoksullaşma oranı her geçen gün daha fazla artıyor,

AKP, yoksullaştırdıklarını biat ederek yaşamlarına ipotek koyma cesaretini fütursuzca kullanıyorsa,

Bu durumun mimarı, kentin geçmiş 50 yılında rol model olan yerel yöneticiler ve merkezi idare temsilcileridir. Tabi, bir de bu değişimi ‘’gelişme’’ olarak adlandırıp alkışlayan sözde meslek odaları ve sivil toplum örgütleridir.

Anlayacağınız, ucundan köşesinden herkesin biraz suçu var bu yoksullaşmada. AKP’nin sıkıştırmalarında, yeni yaşam tarzı dayatmalarının altında, herkesin bir parça da olsa katkısı mevcuttur.

Yeniden yaşanabilir bir kent,

Yeniden emeğin hakkını alma mücadelesini yükselttiği,

Hak edilmiş bir emek başkenti olmak için,

Altın tepside sunulan yatırımlar aracılığıyla halkın kanının daha fazla emilmesine seyirci kalmamak gerekiyor.

Emilen kanların sahipleri, bedelsiz yatırımlarla büyüyüp canavarlaşan sermayeden hesap sorabilmeli. Emekçi kanı, iyice semiren o sermayeyi artık zehirlemeli.