AKP ve Cemaat arasında sıkışmamak



12-12-2014 09:51


Son 10 gündür AKP cephesinden gelen hamle ve açıklamalar çok boyutlu bir saldırı hazırlığını ortaya koyuyor.

Türkiye seçimlere yaklaşırken kendini yeterince güvende hissetmeyen AKP'nin dinselleştirme ve topluma yönelik baskıyı birlikte yürüteceği açık.

İktidarın kendini güvende hissetmek için yapacağı hamleler kuşkusuz Cemaat'in devlet mekanizmasındaki etkisinin kırılmasını da kapsamak zorunda. Bunun yanında, "paralel yapı" üzerinden geliştirilen söylem AKP'ye belli avantajlar sağlıyor ve halksız bir çatışma ortamı yaratıyor.

Bunun iki temel nedeni var. İlk olarak Cemaat'in 17-25 Aralık operasyonlarından beri geliştirdiği strateji halkı izleyici konumuna itme üzerine kurulu. Bu dönemde "Siz kenarda bekleyin biz ses kayıtlarıyla AKP'yi düşüreceğiz?" mesajı veren Cemaat'in bu söylemi karşılık yarattı ve 30 Mart seçimlerine giden süreçte AKP'ye nefes alma olanağı sağladı.

Öte yandan, AKP'nin Cemaat karşısında attığı adımlarda, geniş kitleler AKP dönemindeki operasyonların yürütücüsü olarak gördükleri bu yapıyla yan yana gelmekten rahatsız oluyor. Bu durum da iktidarın karşısında görece boş bir alan görmesini olanaklı kılıyor.

*****

Dün ortaya atılan gözaltı iddiaları sonrasında Cemaat'in düzenlediği operasyon tatbikatı ise şimdilik sonuç vermiş görünüyor.

Operasyon iddialarına yönelik bir yalanlama gelmemesi ve Arınç'ın "Bu bilgiler isim de verilerek yapıldığına göre ciddi sayılması gerekir. Bu tür bilgilerin bir ilgisi, esası yoktur. Ama tabii yarın böyle bir operasyon, üç gün sonra, beş gün sonra yapılır mı, ne kadar kapsamda yapılır ne amaçla yapılır. Bunu bizim bilmemiz mümkün değil" açıklaması, yakın zamanda Cemaat'e karşı hamle yapılacağını gösteriyor.

Zaman Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı'nın durumu "basına ve fikir özgürlüğüne karşı yapılan bir darbe" olarak tanımlaması ise inandırıcılıktan epey uzak.

Yıllarca AKP'yle ülkeyi tutuklu gazeteci cennetine çeviren, "Gazetecilikten tutuklanmadılar" benzeri manşetlerle tetikçilik yapan Cemaat'in samimiyetsizliğini uzun uzun anlatmaya gerek yok.

Olası bir operasyonda Dumanlı ve benzerlerinin gazetecilikten yargılanmayacakları doğru olmakla beraber AKP'yle birlikte halka karşı işlediği suçlar nedeniyle de yargılanmayacakları akılda tutulmalı.

Dolayısıyla solun, AKP'nin Cemaat karşısındaki hamlelerine alkış tutması bir seçenek değil. Cemaat'i savunma pozisyonuna geçen bir solun da ülke siyasetinde faktör olma şansını kaybedeceği açık.

Bu tablo karşısında, hukukun siyasetin doğrusal bir uzantısı ve bir baskı aracı haline getirilmesini eleştirirken bahsettiğimiz iki aktörün de buradaki sicilini ortaya koyan bir yol izlenmeli.

AKP'nin seçim öncesinde atacağı adımların ve bir türlü istikrara kavuşamayan Yeni Türkiye'yi rayına sokma çabalarının yaratacağı gerilimler solun gerici aktörlerin karşısında seçenek haline getirilmesini olanaklı kılıyor.

Bunun için ise AKP karşısında solun kendi cephesini güçlendirmesi ve kitleleri siyaset sahnesinde etkin kılacak kavga başlıklarını öne çıkarması gerekiyor.