Akçakale alarm veriyor



25-06-2015 08:26


Bildiğiniz üzere, geçtiğimiz günlerde Suriye’nin Tel Ebyad kentinde YPG ile İŞİD arasında yaşanan çatışmalar nedeniyle Tel Ebyad’da yaşayan binlerce insan Akçakale sınır kapısına dayandı. AFAD’ın resmi kayıtlarına göre çatışmaların yoğunlaştığı 3-4 Haziran 2015’ten sonra 23 bin 253 kişinin Akçakale’ye geçtiği bildirilirken, yerel kaynaklara göre bu sayı 40 bin civarında. 

Akçakale, kısa süre içinde böylesi yoğun bir göçü kaldırabilecek yeterli altyapıya sahip olmamakla birlikte, Türkiye’nin sığınmacı ve göçmenlerle ilgili politikaları da son derece yetersiz. Hakim görüşün bu “yetersizlik” halinin kendisinin esas politika olması ise gayet anlaşılır bir durum; malum, uzun süredir örgütlü kötülüğün iktidarındayız... 

Türkiye, Suriyelilere ayrı, Iraklılara ayrı, Ezidilere ayrı sığınmacı politikaları üretirken, genel sığınmacı ve göçmen politikaları bölgede beklenenin ciddi derecede gerisinde. Her şeyden önce bu politikalar bir bütünlük arz etmezken, resmi kamu raporlarında ülkeye göç eden/sığınan insanlara “sığınmacı/göçmen” dahi denmiyor; hepsinin bu raporlardaki ön adı “misafir”. Uluslararası hukukta böyle bir tabir olmamakla birlikte, Türkiye bu sığınmacı/göçmenlere “mülteci” statüsü veren bir ülke de değil, çünkü mülteci statüsü ile birlikte kişilere pek çok uluslararası hak tanınıyor. Her ne kadar kendilerine “misafir” dense de, özellikle IŞİD çetelerinin Suriye’nin kuzeyinde terör estirmeye başlamasıyla birlikte Türkiye’ye yönelen sığınmacı akımına karşı pek de misafirperver yaklaşıldığı söylenemez. Öyle ki bu sığınmacıların barındığı çadır kamplarındaki temel barınma ve güvenlik sorunlarıyla beraber yaşanan en büyük sorunlardan birisi, bu kişilerin sağlık hizmetlerine erişim sorunu olageldi. Bölgedeki çadır kamplarında birinci basamak sağlık hizmetleri başta olmak üzere, sağlık hizmetlerinin önemli bir kısmı Tabip Odaları ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası aktivistleri ve DTK sağlık örgütlenmesi tarafından karşılandı. 

Türk Tabipleri Birliği, Diyarbakır ve Şanlıurfa Tabip Odalarının temsilcilerinden oluşan bir heyet yakın zamanda Akçakale’deki sığınmacıların sağlık sorunlarını gözlemlemek, tespitler yapmak ve raporlaştırmak üzere bölgeyi ziyaret etti. Bu ziyaretin çıktısı olan raporda öne çıkan ciddi tespitler var; ne yazık ki yepyeni de değiller. Bu sorunların önceden gelen sığınmacılar için de büyük oranda geçerli olması, iktidarın yaşanan kriz pratiklerinden ders çıkarmaktan çok uzak olduğunu ortaya koyar nitelikte. Bu tespitlerden öne çıkanlara göz atmak gerekirse;

  • Akçakale’ye geçen 23 bin 253 insanın toplu bir çadır kente alınmadığı ve kontrol altında olmadığı,
  • 20.000 civarında insanın Akçakale’de kaldığı, kamplarda yer olmadığından evlerde, misafirhanelerde ve sığınmacıların bir kısmının Mardin Derik İlçesine bir kısmının ise Osmaniye’deki çadır kentlere taşındığı,
  • Akçakale Devlet Hastanesi’nin artan bu nüfus yükünü karşılamak için takviye edilmediği görülmüştür. Kardiyoloji, Nöroloji ve Beyin Cerrahisi branşlarında Devlet Hastanesinde hekim olmadığı, ortalama günde 10 doğumun yapıldığı ilçede tek kadın doğum hekimi bulunduğu ve ihtiyacı karşılamadığı, 
  • Sığınmacılara kişi başı aylık 90 TL yardım verildiği,
  • Psikolojik Danışmanlık biriminin olmadığı tespit edildi. 

Bu kıymetli raporun öneriler kısmında sığınmacılara yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin ve temel yaşamsal ihtiyaçların öncelikli olarak karşılanması ve bu kişilerin kayıtlarının düzenli ve kontrollü bir biçimde tutulması yer alıyor. Rapor, toplumcu tıp perspektifinin olmazsa olmazı olan koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelenmesi bakımından ciddi derecede önem arz ederken, iktidarın bu perspektiften ne denli uzak olduğunu da dramatik bir biçimde gözler önüne seriyor. 

Gerek somut anlamda yakın gelecekteki olası sığınmacı akımlarına hazırlık bakımından, gerekse soyut anlamda yüz yılların kazanımı olan insancıl değerlere sahip çıkmak bakımından sığınmacı/göçmenlere yönelik politikaların yenilenmesi hayati önem arz ediyor. Aksi takdirde Türkiye, sığınmacı çocukların karakolda uğradığı işkence sonucu hayatını kaybetmesi, insancıl bir toplumsal hayatın yaratılamadığı çadır kamplarda barınan kadınların fuhuşa zorlanması, sığınmacıların merdiven altı iş yerlerinde ucuz iş gücü olarak kullanılması gibi utanç verici olaylarla dolu karnesi ile sınıfta kalmaya mahkum konumda...

Kaynak: Akçakale Sınırı'ndan Türkiye'ye Sığınmacı Geçişi Hızlı Değerlendirme Raporu

Teşekkür

Başta Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyesi Dr. Şeyhmus Gökalp olmak üzere, bölgede gece gündüz emek harcayan ve paylaştıkları bilgiler ile hepimizi aydınlatan sağlık emekçilerine bu kıymetli çalışmaları nedeniyle teşekkürü borç bilirim.