22 Ekim notları: 'Şam'da namaz kılamadık, Suriye halklarının üstünde sopa oluruz'



23-10-2019 01:40


Editör Yorumu

Suriye’de 9 yıla yaklaşan savaşın yeni bir aşamasına kapı aralayan bir dönemden geçiliyor. TSK’nin Suriye’nin kuzeyinde başlatıp ABD ile müzakerelerin ardından durduğu askeri harekât, sahada köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Bugün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve iki ülkenin heyetleri arasında Soçi’de yapılan 6 buçuk saatlik görüşmeler sonucunda yayımlanan 10 maddelik mutabakat metni, kimi yanları muğlak bir yol haritasını beraberinde getirdi. 
Mutabakatın ara sonuçlarını şöyle özetleyebiliriz:

- Suriye’nin toprak bütünlüğünün tanındığı yazılı metinde ifade edilse de, Erdoğan, bu ülkeye dönecek “sığınmacıların yerleştirilmesi” gerekçesiyle fiilen kontrolü elinde tutacağı bir bölge iddiasından halen vazgeçmiş değil. Her ne kadar bu tür bir fiili egemenlik alanının gerçekleşmesi çok zor görünse de, başlı başına bu hedefin ifade edilmesi ve Suriye’de cihatçı güçlere hamilik yapılmaya devam edilmesi Şam için potansiyel tehdidin sürmesi anlamına geliyor.

- Erdoğan, 24 Eylül’de BM kürsüsünden kurma hedefini ilan ettiği 30 km derinliğinde ve 480 km. uzunluğundaki koridora ilişkin sorumluluk alma iddiasını Rusya ve Suriye’ye devretmiş oldu. Sınırda 10 km.’ilk derinlik için ise Türkiye-Rusya ortak devriyesi öngörülüyor. Öte yandan, Rusya’nın Adana Mutabakatı’nı bir kez daha gündeme getirmesi, sınır devriyesinde Suriye’nin devreye girmesinin gözetildiğini anlatıyor. 

- ABD’nin sınırlarını tayin ettiği Resulayn-Tel Abyad arasındaki yaklaşık 110 km’lik Türkiye kontrolündeki bölgeye Rusya da onay vermiş oldu. Öte yandan, Suriye topraklarındaki bu egemenlik ihlalinin yeni gerilimleri beraberinde getireceği açık. 

- Türkiye 8 yıl önce iktidar değişikliği, “Emevi camisinde namaz kılma” hedefiyle dahil olduğu Suriye krizinde kendine yeni bir misyon tarif etmiş oldu. Buna göre, iktidar değişikliği hayal olsa da, Ankara, Şam üzerinde cihatçı sopasını sürekli kullanmaya çalışacak. ABD’nin böyle bir istikrarsızlaştırıcı misyonu Türkiye’nin almasından memnun olduğu söylenebilir. ABD, bir yandan Ankara ile PKK başlığı üzerinden yaşadığı gerilimi azaltmış, bir yandan da Suriye üzerindeki gölgesini Türkiye aracılığıyla sürdürmüş oluyor. Rusya ise bir yandan NATO ittifakında Türkiye üzerinden gedik açma politikasında ilerleme sağlamaya, bir yandan da Suriye’de anahtar ülke olma iddiasının gereklerini yapmaya çalışıyor. Putin, Ankara-Şam ve Kürtler-Şam diyalogları konusunda ısrarcı olacağını bir kez daha yineledi. İstikrarın, bu diyalogların kurulmasıyla sağlanabileceğinin altını çizdi. 

- Rusya’nın anahtar ülke haline gelmesi Kürtleri de yakından ilgilendiriyor. Gelinen aşama Kürtler açısından, özerk yönetim iddiasına ciddi bir darbe anlamına elbette geliyor. Öte yandan, IŞİD’le mücadelede ciddi bir başarı kazanan, Şam ile bütün bu süre boyunca karşı karşıya gelmeyen Kürtlerin anayasal kazanım talebinde ısrarcı olacakları kesin. Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın bugün Kürtlerle işbirliğini ima eden sözleri ve Putin’in Kürtlerle Şam arasındaki diyalog çağrısına devam etmesi, bu bakımdan kimi adımların habercisi olabilir. 

- Sahada yeni gerilimin İdlib’de yaşanacağı söylenebilir. Esad’ın bugün ilk kez İdlib kırsalını ziyaret etmesi, bu bölgedeki operasyonların yoğunlaşacağı mesajı taşıyordu. TSK’nin 12 askeri gözlem noktasının güvenliği, desteklediği ÖSO’cu gruplarla El Kaide artığı HTŞ’nin ilişkileri, olası bir göç dalgası gibi gündemler Türkiye’nin İdlib’de başını ağrıtacak başlıklar olarak duruyor. 

- AKP iktidarının Suriye’deki 8 buçuk yıllık macerasının emperyalizmin doğasında olan kan, gözyaşı ve yıkım dışında hiçbir şeye hizmet etmediği bir kez daha görülmüş oldu. 

İLGİLİ HABER | Erdoğan-Putin görüşmesi: 150 saatin sonunda Türk-Rus ortak devriyesi başlayacak 

İLGİLİ HABER | Beşar Esad yıllar sonra İdlib'de: Soçi'ye mesaj 

İLGİLİ HABER | Jeffrey: Türkiye, Soçi mutabakatından çok şey kazanmadı 

İLGİLİ HABER | Lavrov: Türkiye'nin Suriye harekatı sonlandırılıyor 

Saray Rejimi, ABD ve Rusya ile yaptığı mutabakatlar sonucunda Suriye’de kendine yeni alanlar açmaya çalışırken, içeride de baskı politikasına hız vermeden devam ediyor. Yerine kayyum atanan, dün gözaltına alınan HDP'li Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı ve diğer belediye başkanları ’örgüt üyeliği' suçlamalarıyla tutuklandı. HDP’li vekillerin bu hafta TBMM çalışmalarını boykot etmesi ve tutuklamalar gündemiyle Diyarbakır’da eylemlilik başlatması bekleniyor.

İLGİLİ HABER | Diyarbakır'ın seçilmiş eş başkanı Selçuk Mızraklı tutuklandı 

Öte yandan, ODTÜ’de öğrenci, akademisyen ve emekçilerin faşistlerin provokasyon yürüyüşüne karşı ısrarlı çaba ve mücadeleleri sonuç getirdi. 13 mezunlar derneğinin, 23 Ekim’de yapılması planlanan provokasyona karşı öğrencilerin eylem çağrısına destek vermesinin ardından ODTÜ Rektörlüğü Türk-Eğitim-Sen’in provokasyon yürüyüşüne izin verilmeyeceğini ilan etti.

İLGİLİ HABER | ODTÜ mezunlarından provokasyona karşı uyarı: Rektörlük önüne çağırdılar 

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Barış Atay, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Suriye gündemine değinen Atay Barış Atay, "Bu savaşı - ısrarla savaş diyoruz -, AKP iktidarının bundan sonraki varlığını bir şekilde kontrol altında tutmak ve belki de kendileri açısından daha da kaosa dönüşecek bu dönemde iktidarlarını sağlamlaştırmak için kullandıklarını vurguluyoruz" ifadelerini kullandı.

İLGİLİ HABER | Barış Atay: 'Ateşkes' bile diyemeyecek duruma geldiler