2015



28-12-2014 08:41


Can Aksel Akın

Sanat üzerindeki gerici baskılar artıyor. Acı sonuçları olarak, ülkemizin sanat hayatının artık gözle görünür bir şekilde etkilendiğini görüyoruz.

Buna sayısız örnek verilebilir… Ankara’daki Akün ve Şinasi Sahneleri’nin, İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nin durumu, Antalya’da bir ressam Nalan Taşkent’in sergisi devam ederken, belediye’nin sergi salonunu polis zoruyla
boşaltırması, sanatçı Fazıl Say’a açılan dava ve konserlerine müdahaleler, heykeltıraş Mehmet Aksoy’a müdahaleler… liste çok uzatılabilir. Muhatabı hep aynıdır: Siyaset.

Sanata ve sanatçıya diz çöktürmeye çalışırken, kendini ve ülkeyi küçültür oysa. Dışarıdan bakanlar için komik veya trajikomik’tir bu olanlar. İçeride yaşayanlar için “umutsuz” bir hasta durumuna getirir.

Sanata değer verilen ülkelerde siyaset, sanata ve sanatçıya, antikacı dükkanına giren bir fil gibi davranamaz. Öncelikle, kibar olmak zorundadır. On yıllar boyunca emekler verilerek ortaya çıkan sanat eserlerini anlamayanlar öncelikle kendilerine bakarlar. Kendini geliştirme ilkesi tüm toplum için olduğu gibi siyasetçi için de öncelikle geçerlidir.

Bu ülkelerde sanat eserlerine ve sanatçılara tükürülmez. Anlaşılmaya çalışılır ve alan açılır. Gelecek nesillere miras kalacaktır olan bugünün sanatıdır.

Sözü edilen “gelişmiş” ülkelerdeki, bireysel yaklaşımları oldukça kuvvetli olan sanatçıların çok da anlaşılma gibi bir dertleri yoktur. Toplum onları anlamaya çalışır. Bunun için, süreli yayınlar, gazeteler, konser salonları, sergi mekanları, tiyatrolar gerekse festivaller, devlet ve belediyeler olanakları çerçevesince alan açarlar, destek olurlar…

Ülkemizde toplumu geliştirmeye, daha iyi, daha çok düşünen bir toplum yaratılmasına çaba harcayan tüm sanat kurumları, sanatçılar ne yazık ki yok edilmeye çalışılıyor. Destekler göstermelik veya yoktur. Bu karanlık dönemden zarar almadan geçmek isteyenler bazıları ise seslerini çıkarmayan sanatçılar veya kurumlar da var. Onlar destek bulma konusunda daha rahatlar.

Kültür ülkelerinde özel bir yeri olan yeni yıl kutlamalarının, sanatın tanıtımı için yıllardır bir araç olarak kullanıldığı bir gerçek. Kuşkusuz canlı olarak yayınlanan Viyana Filarmoni Orkestrası’nın yeni yıl konserinin bunlar arasında ayrıcalıklı bir yeri var. Birçok müziksever  için bir rituele dönüşmüş olan bu konser 1 Ocak günü dünyanın bir ülkesinde canlı yayınlanıyor.

Ülkemizde, yıllar içerisinde yeni yıl konserleri, yeni yıl kutlamaları giderek baskılanıyor, sönümlendiriliyor. Bunu, kişisel gelişmeyi, aydınlanmayı, kültürü merkeze alan hayat biçimine karşı yapılan bilinçli bir müdahalenin parçası olarak değerlendirmeli ve karşı durmalıyız.

Siyasetin gerici müdahalesine karşı, sanatçılar ve toplum giderek daha sıkı bir saf oluşturuyor, geçmiş yıllara göre gerici müdahalelere daha hızlı ve sert tepki gösteriyor… 2015 yılı kuşkusuz bu yüzden umutlu ve bol mücadeleli bir yıl olacaktır.