2014’ün unutulmazları, 2015’in HAZİRAN’ı



01-01-2015 09:40


2014 yılı hepimiz için “unutulmaz” geçti.

Van’da kar sonucu kapanan yolların ardındaki köyünde ölüme terk edilen, cesedi bile çuvalla taşınmaya layık görülen küçük Muharrem Taş’ı; aslında Muharrem’in temsil ettiği sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılmış milyonlarca yoksul çocuğu herhalde hiç birimiz kolay kolay unutamayız.

Bilimi tüm kamusal hizmetlerden dışlayıp, sağlık hizmetlerine hacamatı, sülüğü, kupayı üstelik de sertifikalandırarak sokanların “Galileo da zamanında türlü işkencelere maruz kaldı, bizler bilim neferleriyiz, sizler ilim düşmanısınız” minvalindeki söylemlerini unutmayacak olanlar arasında mizah yazarlarını da sayabiliriz.

Sağlık Bakanlığı’nda ayyuka çıkan yolsuzlukları, usulsüz atamaları, ihalelerdeki fesatları da kolay kolay unutmayız.

Katledilenler, sistematik şiddet mağdurları, beş yüzüncü cumartesiler, sokaklara yeniden salınan şeriatçı çeteler... hiç biri unutulmaz...

Yerin yedi kat dibinde, asansörlerin altında, şantiyelerde emekçi kardeşlerimizin artık sayamadığımız ölüleri nasıl unutulur?

Sağlık penceresinden 2014’ü “unutulmaz” kılan bazı vakalar ise sadece bizim de değil, tüm dünya sağlık ortamına mal oldu.

Haziran direnişinde gönüllü sağlık hizmeti verdikleri için yargılanan hekimlere yönelik açılan davayı Dünya Tabipler Birliği ilk duyduğunda “şaka zannetmiş”, dünya sağlık ortamında ağırlığı olan sağlık örgütleri Ankara Adliyesi’ne çıkarma yapmışlardı; unutulur mu?

Haziran direnişinde herkese eşit ve “parasız” verilen gönüllü sağlık hizmetini sindiremeyen iktidar, çareyi “ruhsatsız sağlık hizmeti” kılıfıyla ilkyardımı yasaklamakta bulmuş ve dünya çapında kınama almıştı; unutulur mu?

Dünyanın dört bir yanındaki insan hakları örgütlerinin Türkiye hakkındaki raporlarında Türkiye’ye biber gazı satan ülkelere yönelik uyarıları unutur muyuz?

Ha bir unutulmaz vaka daha var geçen yılbaşında, 2014’ü karşılarken vuku bulan. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu Edirne’de yeni yıl kutlamak için kahvehane ve hastaneleri dolaşırken balkonda oturan bir aileye “Çayınız varsa geleyim" demiş ve aileden “Evde çay yok, istemez” yanıtını almıştı.

Hayat böyle işte; kimilerinin gidecek, ağırlanacak yeri yok, kalmıyor. Kimilerinin ise evleri, aşları, ocakları çoğalıyor. Birleşik Haziran Hareketi’nin Türkiye Meclisi tam da böyle selamlıyor yeni yılı; evler, aşlar, ocaklar çoğaldı, yumruklara bir başka kuvvet geldi. Daha ne olsun, 2015 yılının “sağlıklı” geçeceğinden kuşkumuz olmasın!