2. Cumhuriyet ve İstiklal Marşımız



02-11-2014 10:33


Can Aksel Akın

Bu hafta Atatürk Orman Çiftliği'ne yasadışı olarak dikilen “Ak Saray” ile ilgili bir tanıtım video'su yayınlandı. Kaçak Saray'da dış çekimden içe geçmedikleri için marşın tamamı yayınlanamamış ne yazık ki. Yayınlandığı kadarıyla bu video'daki İstiklal Marşı'nın yeni versiyonu hakkında yazacağım. Oldukça “ilginç” hatta “dahice” bestelenmiş gibi değerlendirmeler kullanamayız öncelikle, bestecisi müzik olarak “mehter” müziğinin fazlaca etkisinde kalmış, yeni bir şey ortaya çıkaramamış. Toplumda da ne bir hayranlık, ne de sahiplenme uyandırdı... üstelik devamının nasıl geleceği konusunda da bir merak ve beklenti yok. Olmasaydı daha iyiydi diye düşünüyor konuştuklarım, bazılarının da fikri yok.

Bunun sebebi sanırım sözleri değiştirmedikleri için olabilir, sözleri de değiştirselerdi belki daha özgür çalışabilirdi besteci ve yeteneğini, arayışlarını güzelce gösterebilirdi. Üstelik “İstiklal Marşı”na müdahale etmediği için bu kadar tepki de çekmezdi.

Bu durum gerçi, müziği sıradanlaştırabilirdi. Basında bu kadar ilgi çekmezdi bu durum. Örneğin bugün bu konu hakkında kesinlikle yazmazdım. Sanmıyorum.

Şimdi, ilham vermesi için okuyucularımıza ve bestecimize bazı ülkelerin ulusal marşlarından örnekler verelim. 2. Cumhuriyet'in ulusal marşı bu ülkelerin marşlarına benzeyebilirdi eğer sözleri değişseydi.

İlk örnek Yemen'den “Allah Sultan Said'imizi korusun” veya Burunay'dan “Tanrım, majesteleri Sultan uzun yaşasın” veya Çad'dan “Çad'ın insanları, kalkın ve çalışın” diye başlayabilirdi. Eğer beğendiyseniz bu sözler kolaylıkla adapte edilebilirdi...

Tabii başka örnekler de verebiliriz: Japonya: “Benim barış dolu krallığım uzun sürsün, binlerce yıl sürsün”, İtalya: “İtalya'nın kardeşleri, İtalya uyandı”, Yunanistan: “Seni her zaman gözlerindeki ateşten tanıyacağım”, Küba: “Haydi Mücadeleye, Bayamo'nun erkekleri” veya Fransa: “Gelin Fransa'nın çocukları, zafer günü geldi!”.

Aslında bir yol daha var, Somali, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn gibi ülkelerin uyguladıkları yöntem: “Sözsüz Ulusal Marş”. Bu ülkeler için müziğin toplumu birleştirici gücü söylenmeden de yeterli. En uç örnek olarak ise İran var. İran bir “Ulusal Marş” fikrini red ediyor. Sanırım şarkı, türkü söylemeyi seven bir halk olduğumuz için bu yol tercih edilmemiş olabilir.

Daha çok örnek verebilmek için farklı ülkelerin “Ulusal Marş”larının sadece başlangıçlarını belirtebildim. Bir bilimsel araştırmada hepsi incelenebilir.

Bu arada müzikçi olmayan okurlarımız için kısaca müzikle ilgili teknik bir terimi de açalım “ölçü”. Bir ölçüdeki vuruşların toplamına deniyor. 2/4 lük ölçüde örneğin iki vuruş var. 3/4'lük te üç vuruş... böylece devam edebiliriz. Bunlar ikişerli ölçüler. Bir de üçerli ölçüler var, 6/8'lik olanlar iki vuruş, 9/8'lik üç vuruş... Tabii bir de halay ölçüsü var... o başka bir güne belki...

Yasadışı Ak Saray için bestelenen İstiklal Marşı'nın yeni versiyonun, dinlediğimiz başlangıç kısmı, dünya ülkelerinin çoğunluğununki gibi 4/4 lük ölçüde değil, bazı uzun yıllar barış içinde yaşayan ülkelerin gibi ¾ lük de değil... Biz farklıyız, 13/4'lük olmalıyız! Yani1-2-3-4-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13 vuruş saymamız gerekir bir ölçüde.

Aslında 12/8'lik marşı olan ülke de var, 13 niye olmasın diye de itiraz edilebilir. Evet Ghana'nın “Ulusal Marşı” 12/8'lik ölçüde. Bir de Somali'nin ki 6/8'lik ölçüde yazılmış, sebebi geleneksel müziklerden uyarlanmaları... Bunlar dışında “İstiklal Marşı”nın tanıtım video'sundaki haliyle ölçü sayısıyla da yarışabilecek bir “Ulusal Marş” henüz yok. Yeni bir akım yaratabilir miyiz burada? 14/4'lük, 21/4'lük... neden olmasın?

21. yüzyıldayız, üniversiteler bilimsel düşünmeyi tüm halkımıza ulaştırmadı mı hâlâ? Çocuklar yeni “kaçak saray”a rağmen aç uyumuyor mu?, babaları işsiz değil mi? Hangi ülkede yaşıyoruz? Ulusal Marşta, bahsedilen ölçü deki “büyük” ve “başka” farklı anlaşılmalıydı sanırım... Ne yazık şekilsellik doğu insanının kaderi, ama merak etmeyin Cumhuriyete ve kazanımlarına sahip çıkanlar olduğu sürece “İstiklal Marşı”, sözleri ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte, Osman Zeki Üngör'ün bestesiyle yaşayacaktır.