1168 lira mı? İşsizlik mi? Yeni bir iş mi?



01-10-2020 00:06


Pınar Dinç

Bu haftaki sorumuz şu anda neredeyse milyonlarca işçinin, emekçinin içinden geçen soru.

Bugüne kadarki yazılarda aslında bu soru ile ilişkili olan işten çıkarma yasağına, ücretsiz iznin işçinin onayına bağlı olmaktan çıkarılıp yasalaşmasına değindik. O nedenle sorumuzun cevabının yasal mevzuat açısından cevaplarını önceki yazılarda bulabiliriz. Bugün bu sorunun işçiyi nasıl ikilemlerde bıraktığını bir örnek üzerinden göreceğiz. 

7244 Sayılı Yeni Koronavirüs Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile ücretsiz izin işçinin onayına bağlı olmaktan çıkarıldı. Bunun yanında “işten çıkarma yasağı” getirildi. Elbette bu işten çıkarma yasağının delinmesinin de oldukça kolay olduğunu anlatmıştık.

Bu iki düzenleme ile işyerlerinde yaşananlara daha yakından bakalım.

Bir hastane düşünün. O hastanenin bir bölümünde çalışan işçilere ücretlerin indirilmesi yoluna gidileceği söyleniyor. Bu durumda işçilere yazılı bildirim yapılması gerektiği halde yapılmıyor.

Neden yazılı bildirim yapılmıyor?

İş Kanunu’nun 22. Maddesinde çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik yapılacak ise bu durumun işçiye yazılı olarak bildirilmesi gerektiği açıkça yazıyor. Bu şekle uygun olarak bildirim yapılmaması halinde bu değişikliğin işçiyi bağlamayacağı da anlatılıyor.

Yani patron, bu sözlü bildirim ile aslında işçileri yokluyor, kabul edilebilir bir durum görür ise yazılı bildirim yapacak, kabul edilmez ise ücretsiz izne çıkaracak. İşçilerin “kabul etmeyiz” demesi üzerine bir kısım işçi (elbette bu işçiler daha fazla ses çıkaran ve sendikalı olanlar arasından seçiliyor) ücretsiz izne çıkarılıyor.

Bu aşamadan sonra ise ücretsiz izne çıkarılan işçiler yerine yeni ve daha düşük ücret ile çalışmayı kabul eden işçiler işe alınıyor. Yani patron, ücretsiz izin ve işten çıkarma yasağı ile ilgili kendisine verilen yetkiyi sınırsız ve hukuka aykırı olarak kullanıyor.

Elbette ayda 1168 liraya mahkum olan, ev kirası ödeyen, çocuklarına bakmak zorunda olan ve bu para ile geçinmesi, yaşaması imkansızlaşan işçi “işten çıkarılsam tazminatımı alabilir ve bir süre bununla geçinebilirdim” diyor. Buna cevap “işten çıkarma yasağı var çıkaramam” oluyor. Aslında işten çıkarma yasağı var diyen patronun asıl hedefi işçiyi istifaya zorlamak oluyor. Çünkü bu tabloda patronun asıl amacı işten çıkarma yasağını bir mazeret olarak kullanarak uzun yıllardır çalışan bu nedenle tazminat hakkı fazla olan işçiden hiçbir tazminat ödemeden kurtulmak.

İşçi tazminatlarının ödenmeyeceğini anlayınca bu kez 1168 lira ile yaşayamadığından yeni bir iş bulma yolunu düşünüyor. Burada da tazminatsız olarak işten çıkarılacağını bildiği için bu yola da gidemiyor. Bazı işçiler ise başka çaresi olmadığından istifa ederek ayrılıyor ve başka bir işe başlıyor. Bu yola gidilmesi elbette yine tazminat ödemesinden kurtulacak olan patron tarafının mutlulukla karşıladığı bir yol oluyor.

Bütün bunların yasal dayanağı da  ücretsiz izin ve işten çıkarma yasağı olarak gösteriliyor…

Peki bu uygulama dayanağı olsa dahi yasal mı?

7244 Sayılı Yeni Koronavirüs Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile getirilen ücretsiz izin ve işten çıkarma yasağı pandemi gerekçe gösterilerek getirilen düzenlemelerdir. Öyle ya, çoğu işyeri kapandı ya da üretim azaldı.

Bu yazıdaki hastane çalışanları işçilerin durumuna bakıldığında ise aslında o işyerinde hala faaliyetin devam ettiği ve hatta ücretsiz izne çıkarılan işçilerin yerine yeni işçilerin alındığını ve aynı işi yapan işçilerin bir kısmının ücretsiz izne çıkarıldığını görüyoruz.

Anayasa’nın 10. Maddesi’nde yer alan “Eşitlik İlkesi” , Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. Maddesinde yer alan “Ayrımcılık Yasağı” ve 4857 Sayılı İş Kanunu’nda yer alan “Eşit Davranma İlkesi” bir arada düşünüldüğünde bir işyerinde çalışan işçiler arasında aynı işi yaptığı halde sendikalı sendikasız ayrımı yapılarak, cinsiyet, dil, din ve hatta çalışma süresi ayrımı yapılarak bir kısım işçinin ücretsiz izne çıkarılması bir kısmının ise çalıştırılması tüm bu ilkelere aykırıdır ve işçi açısından haklı nedenle yani tazminatlarını hak edecek şekilde işten ayrılma sebebidir.

Yine ücretsiz izne çıkarılan işçiler yerine yeni işçilerin işe alınması da yasal düzenleme dayanak gösterilerek hakkın kötüye kullanılmasıdır ve bu durumda da işçinin haklı nedenle iş sözleşmesini feshederek işten ayrılma hakkı vardır.

Elbette bu tabloda “işten çıkarma yasağı” ve “ücretsiz izin” düzenlemesinin nasıl da işçiyi işsiz olmaktan farksız, açlığa mahkum eden, tazminat haklarından vazgeçmeye zorlayan düzenlemeler olduğunu apaçık görüyoruz.