'Zilli Kurt'luğa İsyan: Yaşar Kemal

Yaşar Kemal yazma eylemini imge yaratmanın bir parçası olarak yorumlamış, insan gerçekliğini imgelerle birleştirerek insanda yeni psikolojik olanaklar bulmayı amaçlamıştır. Kendisi, iyi yazarlığın insan psikolojisine yeni boyutlar getirmek olduğunu belirtmiştir.



03-03-2019 00:17

Oğuz Kırkaya

Kemal Sadık Gökçeli, bilinen adıyla Yaşar Kemal; ortaokulu son sınıfta terk eden, köy köy dolaşıp destanlar - ağıtlar düzenleyen, ilk eserlerini teması doğa olan şiirler yazarak veren, yirminci yüzyılın en önemli roman yazarlarından birisidir. Bu yazımızda Yaşar Kemal’in eserlerinde kullandığı temalara, yazma eyleminin amaçlarına ve dilindeki belirgin noktalara değinmeye çalışacağız.

Son derece bilinçli bir biçimde eserlerini ortaya çıkaran yazarımızın ön plana çıkan ilk özellikleri gözlem yeteneği ve beğeni algısının yüksekliğidir. Çukurova'da geçen gençliğinde tanıdığı insanların ağzından hikâyeler yazması, pek ilgisinin olmadığı resim sanatında Abidin Dino'nun kendisine gösterdiği resimler arasından en güzellerini bir anda seçebildiğini bizlere aktarması,onun yeteneklerini ve beğeni algısını kavramamıza yardımcı olur. Şiirlerini sürekli yorumlattığı Arif Dino, ona düzyazıyı denemesini önermesi üzerineYaşar Kemal, “roman teorim henüz hazır değil” diyerek Dino’yu geri çevirir. Bu örnek bizeonun bilinç düzeyini ve öngörüsünü gösterir.

Yaşar Kemal dil konusunda,aristokrat bir aile bağı bulunan Nazım Hikmet’in şiirini hapishanede rastladığı insanların deneyimlerinden faydalanması ve buradabiriktirdiklerini zengin bir Türkçeyle birleştirmesi sonucundaoluşturduğunu belirtir. Ardından Puşkin'in şiirde Gogol'ün ise romanda yaptığına benzer bir devrim gerçekleştirdiğini vurgular. Yaşar Kemal de bu dilin getirdiklerini örnek almış ve edebi dilini bunun üzerinden ilerletmiştir. Hikmet’in o dönem yazdığı şiirlere ise büyük şairle beraber aynı hapishanede kalan Çukurovalı büyük romancımız Orhan Kemal aracılığıyla ulaşmıştır.

Yazma amacı ve mitlerin yeri 

Yaşar Kemal yazma eylemini imge yaratmanın bir parçası olarak yorumlamış, insan gerçekliğini imgelerle birleştirerek insanda yeni psikolojik olanaklar bulmayı amaçlamıştır. Kendisi, iyi yazarlığın insan psikolojisine yeni boyutlar getirmek olduğunu belirtmiştir. Şüphesiz burada ağıtlarla ilgilendiği döneme bakmamız gerekir. Ölüm kavramı insanların psikolojisini etkileyen başlıca unsurlardan biridir ve insan öleceğini bilerek yaşayan bir canlı türüdür. İnsanlar, tarihleri boyunca bu gerçekle başa çıkabilmek adına çeşitli uğraşlar vermişlerdir. Bu uğraşların baş sırasında ise mitler yer alır. Yaşar Kemal, insandaki yaşama sevincinimitle bağdaştırmış, insanların mit kurmadan yaşama sevinçlerini sağlamalarının mümkün olmadığını belirtmiştir. Yaşar Kemal’in dilinin epikliği, bu yaklaşımın bir sonucu olarak gelir. Ağıtlarında ise ölümün olağanlığına, doğallığına değinirken ölen kişinin yüceltilmesi, kendisinin sözlü gelenekten ne denli beslendiğine önemli bir örnektir.

Roman evreninde Çukurova

Usta yazar, doğayı insandan ayırmadan gözlemlemiş, doğanın bir süs olmadığını ve insanın bir parçası olduğunu ifade etmiştir. Eserlerinde bu gerçeği görmek mümkündür. Doğduğu büyüdüğü Çukurova bölgesini kendi "roman evreni" olarak tanımlamış ve bunu da "İnsanıyla, doğasıyla zenginleştiğimi düşündüğüm bölgenin insanını ve doğasını anlatıyorum." diyerek yorumlamıştır. Yapıtlarında doğanın rolü hiçbir zaman edilgen durumda değildir. İnsanın doğa üzerindeki etkilerine değindiği kadar, doğanın insan üzerindeki etkilerine de değinmiştir. İnce Memed'te çakırdikenleri, Ortadirek'te Çukurova'nın yaz yağmurları, ilk akla gelen örneklerdendir. Doğa ile insanı karşılıklı ilişki içerisinde sunmuş vebu ilişkiyi kahramanın psikolojisiyle bütünleştirmiştir. Uzun doğa tasvirlerinde, doğa-insan ilişkisini yansıtan imgelerin kullanıldığını gözlemlemek mümkündür. Doğadaki her bir parçanın ayrı olduğunu düşünmüştür. Yaşar Kemal bostan koruyuculuğu yaptığı dönemde; Ceyhan Nehri ile Savrun Çayı’nın, yuvalarındaki karıncaların, ormandaki cerenlerin, hepsinin ayrı birer kimliği olduğu kanısına varmıştır. Bu düşüncesini, romanlarında kullandığı doğadan üretilen sembollerde görmekteyiz. Doğaya olan bakışı, kendi hayatıyla da paralellik göstermiş, 1950'li yıllardan yaşamının sonuna kadar doğa katliamlarıyla mücadelesini sürdürmüştür.

Yaşar Kemal'in mücadeleleri şüphesiz insan soyuna duyduğu umut ile alakalıdır. İnsanlık ona göre umutsuzluktan umut üreterek bu noktaya kadar gelebilmiştir. Karakterlerinde hep bu duruma rastlarız. İnce Memed'in "Abdi Ağa öldü Hamza Ağa geldi. Bir ağa gider bin ağa gelir." demesine rağmen içindeki kurt onu rahat bırakmaz ve sonunda "Bir Memed gider bin Memed gelir. Çünkü zalim az mazlum çoktur." diyerek yine mücadeleye girişir. ‘İnce Memed’ in ilk cildinde ise Iraz Ana karakteri,hâkim hikaye içerisinde küçük bir hikaye olmakla beraber, Iraz Ana'nın hikayesi hâkim hikaye ile birleşir. Hatçe ile Iraz Ana hapishaneden çıkma umutları olmamasına rağmen yaptıkları çorapları kasabada satarak Memed için para biriktirirler. Bu onların içerisindeki tükenmeyen umuda örnektir. ‘Binboğalar Efsanesi’ ndeki Yörüklerin kışlık yurt arayışları, ‘Ağrıdağı Efsanesi’ ndeki Ahmed'in sevdiği için daha önce kimsenin sağ dönemediği Ağrıdağı'na çıkmayı kabul etmesi, mübadele sonucu Türkiye'de bir adaya yerleştirilen Giritli Musa Kazım Ağa'nın doğup büyüdüğü memleketine dönmek için gösterdiği çaba, karakterlerinin sonunda kazanılamayacak fakat yapılması gereken mücadelelere girdiklerini gösterir. Tüm bu örnekler, iyi insan olmanın ne olabileceğine dair varoluşsal sorulara yanıt verir niteliktedir ve Yaşar Kemal’in insan soyuna duyduğu umudun en somut göstergesidir.

Çukurova ile dünya edebiyatı arasında dil özellikleri

İnsan soyuna bu denli umut besleyen ve sözlü edebiyat geleneğinden beslenen Yaşar Kemal, epik bir dile sahiptir. Roman kahramanlarının tanıdığı kişilerden izler taşısa da tamamını kendisinin yarattığını belirtmiştir. Kendisi doğal insanı anlatmak isterken coşkun mizacıyla olağanüstü kahramanların ortaya çıktığından bahsetmiştir. Şüphesiz burada bir özümseme başarısı görmekteyiz. Beslendiği kökü, hem birey hem toplum olarak çağın değişimleriyle birlikte kendi süzgecinden geçirerek bizlere aktarmıştır. En başından beri amacı yaşadığı yere ait bir roman dili yaratmak olmuştur. Dilindeki şiirsellik de sözlü edebiyat geleneğinin yoğun olduğu Çukurova bölgesinden beslenmesiyle ilintilidir. Çukurova’nın hayatına getirdikleriyle ve dünya edebiyatının önemli ustalarından aldıklarıyla özgün bir tarzoluşturmuş, sanatını evrensel düzeye taşımayı başarmıştır. Eserlerini yazmadan önce Nazım Hikmet şiirleri ile Stendhal'den Kızıl ve Kara'yı okuması, sanatının bu noktaya ulaşmasındaki etkenleri görebilmek adına mühimdir. Ayrıca Yaşar Kemal gibi kendi ülkesinin güneyinde yaşayan William Faulkner'ın romanlarının bir kısmı, hayatını geçirdiği Mississippi'den etkilenerek oluşturduğu yargı kurgu Yoknapatawpha bölgesinde geçmektedir. Yaşar Kemal de birçok yönden kendisini Faulkner ile yakın bulmakla birlikte kendi dilinin Faulkner'a göre daha yalın olduğunun altını çizmektedir.

Ustanın üstatları

Her sanatçının önemli icracının usta dediği isimler muhakkak olmuştur. Yaşar Kemal’in kendi sanatı açısından üstat kabul ettiği üç sanatçı vardır. Bu sanatçılar; Nazım Hikmet, Anton Çehov ve Charlie Chaplin'dir. Nazım Hikmet’in Türk şiirine getirdiği yenilikler, Yaşar Kemal açısından hep hayranlıkla dile getirilmiş ve Hikmet’in açtığı yoldan kendi dilini var etmeye çalışmıştır.

Bir gün Hikmet ve Kemal, Paris'te görüştüklerinde Nazım Hikmet, Yaşar Kemal'e dönüp "Yaşar, romanını okudum. Eğer bana bu kadar zulmetmeselerdi, bunca yıl hapis yatmasaydım belki ben de senin kadar güzel bir eser yazabilirdim." diyor. Yaşar Kemal, bunu Nazım Hikmet'in kendisiyle alay ettiği şeklinde yorumlasa da büyük şairimizin gerçek düşüncesi olduğu kendisine aktarılıyor. Hem Yaşar Kemal’in Nazım’a duyduğu hayranlığı hem de iki ustanın tevazularını görebiliyoruz. Diğer ustam dediği kişilere baktığımızda, Çehov'un nüktedan dili ile Chaplin'in basit anlatı tarzını özümseyen yazarımız, eserlerinde duyguları uzun uzun betimlemek yerine, kahramanın bir eylemiyle içinde bulunduğu duygu durumunu ortaya çıkaran bir tarz izliyor. Bölümlerinin başında direkt okuyucuyu olayın içerisine sokması, yazmadan önce karakterlerini kurması, vurucu anlatı tarzıyla imaj sanatı diye nitelenebilecek sinemaya yaklaşması eserleri için önemli kaynaklardır. Yazdığı senaryoların haricinde İnce Memed, Yer Demir Gök Bakır ve Yılanı Öldürseler sinemaya uyarlanan eserleridir.

Bitirirken…

Ölümünün üzerinden dört yıl geçmişken onu aramıyoruz demek güç. Yoğun bakımda bilinçsiz bir şekilde yatan ilk eşi Thilda Kemal'e yaklaşıp "Korkma! Biz namuslu bir hayat yaşadık." demiş ve kırktan fazla dile çevrilen eserleri, sayısız yurtiçi ve yurt dışı ödülleri ve yaşam boyu Nobel adaylığı ile dolu görkemli yazarlık kariyerinin yanı sıra, ülkesinin ve dünyanın sorunlarına kayıtsız kalmayarak onurlu bir yaşam sürdürmüştür. Kendisini ve ülkemizdeki solcuları zilli kurt olarak yorumlamıştır. Çukurova'da koyun sürülerine kurt girdiği zaman bir tane koyunu yiyip bırakmazlarmış. Tüm koyunları yaralarlarmış. Kurt giren sürü bir daha iflah olmazmış. Köylü de bunu yapan kurdu aramak için atlarına binip ormana, dağa çıkarmış. Kurdu yakaladıklarında ise onu öldürmek yerine boynuna zil takarlarmış ki zilli kurt ne zaman avına yaklaşsa avı bunu duyup kaçsın diye. O kurt ölene kadar açlıkla yüz yüze gelirmiş. İşte Yaşar Kemal kendisini de bu yüzden zilli kurda benzetmiştir. Solcu olması nedeniyle ilk gençliğinde sürekli girdiği işlerden atılmıştır. Çözümü de İstanbul'a gelip ismini değiştirmekte bulmuştur fakat kendisi mücadeleden yılmamıştır. Türkiye İşçi Partisi'nde farklı noktalarda görev alarak uzun yıllar üye kalmış ve gördüğü haksızlıklarla örgütlü bir şekilde mücadelesini sürdürmüştür.

Yaşar Kemal’i ana dilimde okuyabilmeyi bir şans olarak görmekle birlikte polis baskınlarında imha edilen, ömrü vefa etmediği için yayımlanamayan eserleri de içimde ukdedir.

Saygı ve minnetle...

                         

Kaynakça

1-) Yaşar Kemal, Ustadır Arı, Yapı Kredi Yayınları,2018.

2-) Yaşar Kemal, Zulmün Artsın, Yapı Kredi Yayınları, 2018.

3-)Yaşar Kemal, Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor Alain Bosquet İle Görüşmeler,Yapı Kredi Yayınları, 2004

4-) Yaşar Kemal, Ağıtlar,Yapı Kredi Yayınları, 2019.

5-) Zülfü Livaneli, Gözleriyle Kartal Avlayan Yazar, Doğan Kitap, 2016.

6-) Barry Charles Tharaud, Çukurova, Yapı Kredi Yayınları, 2017.