Yurttaşlar, itirazların son gününde haykırdı: 'Ya Kanal, ya İstanbul'

"Evet Kanal İstanbul’a karşıyız ve İstanbulluları ve nerede yaşarlarsa yaşasınlar herkesi bizimle mücadeleye çağırıyoruz..."



02-01-2020 20:56

Ersan Kınık

İstanbullular, ‘Ya Kanal Ya İstanbul’ demek için İstanbul Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü önünde buluştu.

Bugün, Kanal İstanbul ÇED Raporu’na 10 günlük itiraz sürecinin son günüydü. 10 gündür olduğu gibi bugün de Kanal İstanbul dayatmasına karşı çıkan yurttaşlar, hazırlamış oldukları itiraz dilekçeleriyle İstanbul Çevre Şehircilik İl Müdürlüklerine başvurularda bulundu. Saat 17.00’de Beşiktaş’taki İstanbul Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü önünde bir araya gelen yurttaşların katılımıyla yoğun sağanak yağış altında basın açıklaması yapıldı.

“Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “Sana kanal yaptırmayacağız”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlarının atıldığı eyleme HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, STK’ler, çevre örgütleri, hayvan hakları savunucuları ve İstanbul halkı destek verdi.

‘İSTANBUL HALKI BİR KEZ DAHA ‘BÜYÜK PROJE’ DAYATMASIYLA KARŞI KARŞIYA’

‘Ya Kanal Ya İstanbul’ adına basın açıklamasını şehir planlamacısı Ayşe Yıkıcı okudu.

İstanbul halkının, rant odaklarına fayda sağlayan ‘büyük proje’ dayatmasıyla karşı karşıya kaldığını söyleyen Yıkıcı, 3. Havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu ve 3. Köprü ile İstanbul’un suyu ve nefesi olan Kuzey Ormanları’nda onarılmaz yıkımlara neden olanların, bu kez de Kanal İstanbul Projesi ile İstanbul’un binlerce yıllık belleğini, doğal hayatını, insanların ve hayvanların yaşamını ‘halk istese de istemese de’ diyerek değiştireceklerini ilan ettiklerini kaydetti.

‘BİRLİKTE DUR DİYELİM!’

İstanbul’u ve içinde bulunduğu bölgeyi doğası dışına çıkararak bir ucube yaratmak istediklerinin altını çizen Yıkıcı, açıklamaya şu şekilde devam etti:

“Soru şu: Buna razı gelecek miyiz? İstanbul’u rant canavarlarına emanet edecek miyiz?

Onlarca birey, sivil toplum örgütü, çevre ve ekoloji örgütü, dernek, siyasi parti bu canavarlığa karşı İstanbul’a ve yaşama sahip çıkmak için ‘Katıl Durduralım’ diyor.

Evet Kanal İstanbul’a karşıyız ve İstanbulluları ve nerede yaşarlarsa yaşasınlar herkesi bizimle mücadeleye çağırıyoruz.

Çünkü; Kanal İstanbul demek yaşam için, ekosistemleri için ‘Susuzluk’ demek. Proje yapıldığı takdirde İstanbul’un en büyük su kaynağı Terkos Gölü’ne tuş karışacak. Sazlıdere Barajı ortadan kalkacak ve yer altı suları ve akiferler tuzlanacak. İstanbul su havzaları zarar görmüş, kaynakları azalmış, nüfusu büyümüş, çoraklaşmış bir ada haline gelecek.

Çünkü; Kanal İstanbul ‘Hayvan ve Bitki Soykırımı’ demek. Kanal projesinin inşaatıyla, 23 milyon metrekare orman alanı, 45 kilometre uzunluğunda ve ortalama 150 metre genişliğinde 136 milyon metrekarelik çok verimli tarım ve orman alanı, sonsuza kadar ortadan kaldırılmış olacak. Çok değerli sulak araziler ve orman habitatı yok olacak ve bütünlüğünü kaybedecek; Kuzey Ormanları’na ağır bir darbe daha indirilmiş olacak. Onlarca tür endemik bitki yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak ve İstanbul’un doğal parçası yabani hayvanlar yaşam alanını kaybedecek”

‘KANAL İSTABUL, DAHA FAZLA DEPREM KORKUSU DEMEK!’

Kanal İstanbul’un deprem tehlikesi yarattığına değinen Yıkıcı şu açıklamalarda bulundu:

“Kanal İstanbul daha fazla deprem korkusu demek. Proje 1. 2. ve 3. derece deprem bölgelerinde kalıyor. 11 kilometre mesafeden Kuzey Anadolu Fay Hattı, 30 kilometre mesafeden Çınarcık Fay Hattı geçiyor. Bilim İnsanları, Kanal İstanbul Projesi’nin, yeryüzü ve yer altı gerilme dengelerini bozacağını, inşaat ile ortaya çıkacak aşırı yüklemelerin yeni depremleri davet edeceğini, toprak kaymaları ile facialara neden olacağını, depremlerin şiddetini artıracağını söylüyor.”

Açıklamanın devamı şu şekilde:

“Çünkü;  Kanal İstanbul ‘Zengin İçin Yoksulun Borçlanması’ demek. Kanal İstanbul Projesi inşaat tröstlerine milyonlarca dolar kâr sağlarken hem projenin maliyeti vergilerimizle finanse edilecek hem de İstanbullu’ya ek vergi yükü getirecek. İBB’nin proje için harcaması gereken miktar yaklaşık 35 milyar lira.

Çünkü; Kanal İstanbul  ile ‘Gelir Artmayacak.’  Montrö Sözleşmesi’nin 2. maddesi ve diğer uluslararası kurallara göre; gemiler, Kanal İstanbul’dan geçişe zorlanamaz. Montrö fesh edilse dahi Türkiye boğazlarından ticari gemi geçişini yasaklayamaz. Kanalla Türkiye para kazanacak savı bir yalandan başka bir şey değil.

‘KANAL İSTANBUL, HAFRİYAT KAMYONU TERÖRÜ DEMEK!’

Çünkü; Kanal İstanbul ‘Hafriyat Kamyonu Terörü’ demek. İstanbul’da 50 yılda çıkabilecek hafriyat toplamı sadece Kanal İstanbul’dan çıkıyor. Bu hafriyat, 10 bini aşkın hafriyat kamyonu ile taşınacak. Yani İstanbul trafiğine günlük, 10 bin hafriyat kamyonu daha katılacak.

Çünkü; Kanal İstanbul ‘Deniz Canlı Yaşamının’ bitmesi demek. Kanal İstanbul uzmanlara göre İstanbul’un çok hassas deniz ekosistemini bozacak. Bu durumun zaten yaşamsal tehlike içerisinde olan Marmara Denizi’nin oksijensiz kalmasından kanalizasyon sisteminin zarar görmesine kadar pek çok geri döndürülmesi zor tahribata yol açacağı öngörülüyor.

Çünkü; Kanal İstanbul demek ‘Binlerce Yıllık Kent Belleğine İhanet’’ demek. Proje ile birlikte 17 milyon metrekarelik SİT alanı etkileniyor. Küçükçekmece Gölü kıyısındaki Bathenoa Antik Kenti, İstanbul’daki ilk yerleşmelerden biri olan Yarımburgaz Mağaraları gibi kültürel varlıklar proje tarafından yutulacak. Köyler ortadan kalkacak, mezarlıklar yok olacak, kültürel çeşitlilik kaybolacak.

Bu yıkımı, İstanbul’a ihaneti durdurabiliriz. Ya Kanal Ya İstanbul diyenleri birlikte yola çıkmaya çağırıyoruz. Katıl Durduralım.”

‘KANAL İSTANBUL DEDİKLERİ RANT-İSTANBUL’DUR’

Basın açıklamasının ardından şair Ataol Behramoğlu'nun gönderdiği mesaj okundu. Behramoğlu mesajında, "Şimdi Amerikancadan bozma bir Türkçeyle Kanal-İstanbul diyerek zaten yiyip bitirdikleri İstanbul’un kanını son damlasına kadar içmek niyetindeler. Kanal İstanbul dedikleri aslında RANT-İSTANBUL’dur. Bunlar ise insan görünümlü vampirlerdir. Hayır! Bu vampirlere geçit vermeyeceğiz. İstanbul’umuzun akıtılacak bir damla kanı, yerli ve yabancı sömürücülere yağmalatılacak bir karış toprağı yoktur.

Kahrolsun Rant-İstanbulcular! Kahrolsun inanç simsarları. Kahrolsun savaş tüccarları, sömürücüler. Yaşasın dayanışmamız" dedi.

Behramoğlu’nun okunan mesajının ardından, bando eşliğinde “Bekle Bizi İstanbul” şarkısı söylendi ve eylem sona erdi.