Yunus Başaran yazdı | Rıfat Yoldaş…

Yunus Başaran yazdı | Rıfat Yoldaş…

Yunus Başaran

Şayet parti bürosunda değilsem neredeyse istisnasız her gün 14.00 sularında çalan telefonum bugün çalmadı…

Oysaki standart çok kısa bir görüşme olacaktı:

    ⁃    Yoldaş ben partideyim.

    ⁃    Tamam Rıfat Yoldaş.

Bu bizim günlük selamlaşmamızdı. 

Geçen gece evinde merdivenlerden düşmesi sonucu başını çarptığı zemin Rıfat Yoldaş’ı bizden aldı. Haberi alınca da bizim altımızdaki zemin yerinden oynadı…

Halbuki Rıfat Yoldaş, sen beyin kanaması geçirdikten sonra inadınla ayağa kalkmış, büyük oranda kaybettiğin konuşma yetini derdini anlatabilecek kadar geri kazanmıştın. Sigara içerken her gördüğünde kızar bırak artık şunu diye çıkışırdın. Sağlıklı beslenecek, spor yapacak, sigara içmeyecektik. Ne demişti Kıvılcımlı: "Bedeniniz size ait değildir. O Türkiye işçi sınıfına ve devrime aittir. Dolayısıyla sigara içerek onu hor kullanmaya hiç hakkınız yoktur."

Biz de buna uygun yaşamalıydık…

Ne zaman başımız sıkışsa çözmek için sessizce harekete geçerdi. Pandemi sürecinde her gün partiye gelirken 2 saatin yolda geçiyor bu senin için riskli dediğimde yine ağzımın payını vermiştin. “Bana partiye gelme diyemezsin, ben bu partinin askeriyim!”

Doğru, askerdi. Devrimci mücadele yürütmek için askeriyeyle bağlarını kopartmış yarım asır kavganın askeri olmuştu…

Kimimizin ağabeyi, kimimizin amcası Rıfat Doğan’a yazıda neden hep Rıfat Yoldaş dedik?

Onun için en kıymetli sıfat yoldaşlıktı. Saf ve çıkarsız… Sadece gençler, dede deme özgürlüğüne sahipti. Onları görünce güzel gülüşü yüzünde parlardı.

Şimdi biz sığındığımız ulu çınarın gölgesinden ve gövdesinden yoksun kaldık… Ama şunu biliyoruz ki Rıfat Yoldaş’ın kalp atışları binlerce devrimci yürekte atmaya devam edecek.

Yattığın yer incitmesin Rıfat Yoldaş…