Yazarlar, edebiyatçılar, sanatçılar yanıtladı: 'En sevdiğim Nâzım eseri...'

İyi ki doğdun Nâzım, iyi ki doğdun kavganın şairi!



15-01-2020 17:33

İleri Haber

Bugün komünist şair Nâzım Hikmet Ran'ın 118. yaş günü. Nâzım'ın doğum günü dolayısıyla okurumuzun karşısına bugün özel bir derlemeyle çıktık. İleri Haber yazarlarına, edebiyatçılara, sanatçılara Nâzım'ın en sevdikleri eserlerini sorduk.

Aldığımız cevaplardan gördük ki Nâzım'ın eserleri arasında ayrım yapabilmek gerçekten çok güç... Her biri değerli, her biri hala en taze haliyle hafızamızda...

Sözü fazla uzatmadan, okurumuzu bu çok değerli derleme ile baş başa bırakıyoruz.

İyi ki doğdun Nâzım, iyi ki doğdun kavganın şairi!

Ali Mert (Yazar, editör)

Kerem Gibi / Mavi Gözlü Dev / Memleketimden İnsan Manzaraları

İlk hatırladığım, 1983, 84 gibi lise öğrencisiyken, yazın Ankara'daki kuzenlerin evinde kütüphanede bir kitabını görüp karıştırdığım ve "havanın kurşun gibi ağır" olduğu şiirinden çok etkilendiğim. Hem biçimsel olarak, hem de "biz yanmadan aydınlıkların ortaya çıkamayacağı" bilinci nedeniyle. Bir tür "bilinçlenmeye giriş kapısı" herhalde.

Sonrasında, üniversitenin ilk yıllarında, bir ara "Mavi Gözlü Dev" etkili olmuştu üzerim(iz)de diye hatırlıyorum. Daha "yaşamsal" bağlar kurulabildiği, kurabildiğim için sanırım. Ama Yalçın Küçük okumaları vb. yanlış hatırlamıyorsam,, "zayıf şiirleri" arasında sayıldığını görünce bozulmuştum sanırım...

Eh, daha sonra "Memleketimden İnsan Manzaraları"nı bir roman-şiir gibi okuyunca, bu "başka türlü bir şey" diyip ona çakılmış olabilirim.

Aydın Doruk (İleri Kitap yazarı)

Benim en sevdiğim Nâzım Hikmet şiiri Ölüme Dair. İnsanlar tarih boyunca ölümü anlamaya, onun "kutsallığını" keşfetmeye çalışmış ve ölümden korktukça Efesli Herostratus gibi ölümü aşmak için adlarını ölümsüzleştirmeye çalışan romantikler ortaya çıkarmış.

Nâzım, şiirleri de ölümü en gerçekçi şekilde sorgulayan ve ondan kaçmaya çalışanlar arasında bence.

Nâzım'ın şiirlerinde ölüm herkes için aynı anlamı taşımaz. Emekçiler, ölümün "kutsallığını" ve "soyluluğunu" değil sefaletini görürler, tıpkı yaşarken dünyanın güzelliklerini değil sefaletini gördükleri gibi. Kısacası, ölüm onlar için (Herostratus'un romantik savaşında yaptığı gibi) yenilmesi gereken romantik bir düşman değil  onları sınıfsal konumlarından bile kurtaramayan kaçınılmaz sondur. Nâzım'ın ölüme dair şiiri bunun en sade ve keskin anlatımıdır bence.

Barış Atay (TİP Hatay Milletvekili, oyuncu)

Ellerinize ve Yalana Dair

İçinde yaşadığımız sistemin kuruluş amacının ve işleyişinin; emek ve emekçinin sömürüsü, susması, başkaldırmaması için olduğunu en iyi, en güzel anlattığı şiiridir bence.

Behçet Çelik (Yazar)

"Yaşamaya Dair'in Üçüncü Bölümü, "Bu dünya soğuyacak" dizesiyle başlayan bölüm.

Bu şiiri her okuduğumda ancak maddeci bir tinselliğin verebildiği, o çok özel yaşama, varolma gücünü hissederim, sevinç ve keder aynı anda kendini duyurur, geçici olmanın sonsuzluk içindeki anlamına yaklaşmış gibi olurum ve bütün bunların kısacık bir şiirle ifade edilmesi bende büyük bir hayranlık uyandırır.

Berat Çelikoğlu (İleri Kitap yazarı)

Benim en sevdiğim Nâzım Hikmet şiiri Güneşi İçenlerin Türküsü'dür. 1924 yılında henüz 22 yaşındayken kaleme aldığı bu şiir aynı zamanda Nâzım'ın ilk kitabının adıdır. Şiirin eşsizliği, özgürlük kavgasını hırçın dalgalar gibi yüreğimizin kıyılarına vurarak anlatabilmesinden, güneşi içmenin ve onu zaptetmenin kesin ve kaçınılmaz olduğunu her defasında hissettirmesinden kaynaklanmaktadır.

Berkay Ateş (Oyuncu)

Ferhad ile Şirin

“Ferhad ile Şirin” oyununda; Behzad karakteri duvar yıkıldığında "Yıkılsın yeniden yaparız" der. Nâzım'ın mücadeleden vazgeçmediğini, bir duvar üzerinden, bir ideolojiye, emeğe, ülkeye umudun yansımasını görürüz. Bu yüzden önemlidir.

Bülent Emrah Parlak (Oyuncu)

Vatan Haini

Nâzım şu an yaşasa aynı sebeplerle "vatan hainliğine" devam edecekti hâlâ.

Can Soyer (İleri Haber yazarı)

Yürümek

İnsanlığa ve onun kurtuluş mücadelesine bağlanmış bir hayatın tüm zorluklarını yaşamış birisi olarak Nâzım Hikmet’in her darbeden, her ihanetten, her tökezlemeden ve her hatadan sonra ayağa kalkıp yürüme kararlılığını ve “iman tahtası gibi” göğsünde taşıdığı heyecanı ifade ettiğini düşünürüm. Geride bıraktıklarımızla, gözünü dike dike üzerine yürüdüklerimizle, dostluğun sıcaklığından beslenen inancımızla ve elbette yürürken güldüren neşemizle bütün bir hayattır aslında şiire konu edilen. Hayatı cefası ve sefasıyla, karanlığı ve aydınlığıyla, yalnızlığı ve yoldaşlığıyla bir bütün halinde kavramanın ve yine de çok ama çok sevmenin şiirdir bence “Yürümek”.

Dilek Yılmaz (İleri Kitap yazarı)

Davet

En sevdiğim şiiri, “Davet”.

Her düşeyazdığımda kolumdan tutan...

Emre Gürcanlı (İleri Haber yazarı, akademisyen)

Yapıyla Yapıcılar

Bir yapının üretim sürecini en yalın ve berrak bir şekilde anlattığı, işçilerin arasında neredeyse çay içerken söylenivermiş bir şiir olduğu ve o yalınlıkla insanı kendisine bağladığı için "Yapıyla Yapıcılar".

Erdoğan Gün (Gazeteci, İleri Haber yazarı)

Diz Boyu Karlı Bir Gece / Kerem Gibi

İlki, yasak dünyasında, sevmek, düşünmek ve anlamakta devam diyen, "Lakin yenilmedik, kafam: ikinci bir insandı yanımda" dizeleriyle direnen insanın destanı olduğu için...

Ve diğeri, aydınlığa kavuşturacak insan(lar) umuduyla oğluma ismini verdi.

Erkan Baş (TİP Genel Başkanı, İleri Haber yazarı)

Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim...

Şiirleri arasında ayrım yapamamak bir nedeni olabilir... Biz devrimcileri anlatan romanları genel olarak seviyorum, bir de zor bir dönemde devrimcilik yapmaya çalıştığımızı düşünmemize rağmen daha zor bir dönemde nasıl ayakta kalınabildiğini çok içten ve güzel anlattığını düşünüyorum.

Evrim Sayın (İleri Kitap yazarı)

En sevdiğim Nâzım Hikmet Ran şiiri "Masalların Masalı".  Hayatın durmayan akışı içerisinde bir soluk alıp sakinlemenin ve yavaşlamanın tablosu adeta. Su başı, çınar, kedi, güneş, ömür... Hepsi teker teker beliriyor, sonra teker teker siliniyor. Hem durağan hem akan. Ömür gibi. Yaşama, hayatta olmaya teşekkür gibi.

Fuat Sevimay (Yazar)

Yaşamaya Dair

"Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı / Yetmişinde bile mesela zeytin dikeceksin."

Çünkü yaşamak en güzel armağan. Hakkını vermeli.

Füsun Demirel (Oyuncu)            

Güz

"Günler gitgide kısalıyor,

Yağmurlar başlamak üzere,

Kapım ardına kadar açık bekledi seni,

Niye böyle geç kaldın?"

Aşk'ın hiçbir şiirde bu kadar tutkulu ifade edildiğini düşünmüyorum... En iyi aşk şairlerinden kanımca.

Güray Öz (Gazeteci, yazar)

Zor soru, yanıtı olmayan bir soru bu benim için. Nâzım Hikmet’in sevmediğim tek bir dizesi bile yoktur. 13 yaşında yazdığı ilk şiirden; “Yanıyor yanıyor / Müthiş terakeler / Çekiyor aguşuna bu advi beşer / Haneler, fakirler yetimler...” den son şiirine kadar.

Peki, ille de bir şiir mi seçeceğim, öyleyse olağanüstü bir şiir- roman olan Memleketimden İnsan Manzaraları’nı bir yana bırakıyor, günümüzün gerçeklerine de uysun, hepsi uyar ya, onun sosyalist gerçekçi anlayışını en iyi dile getirenlerden birini seçiyorum; Hapiste Yatacak Olana Bazı Öğütler’i, hani şu “kararmasın yeter ki / sol memenin altındaki cevahir!” diye biteni...

İlke Bereketli (Akademisyen, çevirmen, İleri Haber yazarı)

Yaşamaya Dair

Nâzım Hikmet'in "en sevdiğim" diyebileceğim tek bir şiirini seçmek zor ama en sevdiklerimden birini ayırmak gerekirse "Yaşamaya Dair" diyebilirim. Ölüm-yaşam, hüzün-neşe-umut karşıtlıklarını bir araya getiren ve ritmik yapısı da çok güzel olan bir şiir. Tümüyle bir yaşam felsefesi sunuyor bu şiirde Nâzım Hikmet.

İzge Günal (Akademisyen, İleri Haber yazarı)

Bu soruyu çok düşünmeden hemen yanıtlamak gerekiyor çünkü herhangi bir şiirine haksızlık yapmayayım diye önüme tüm kitaplarını koyup karıştırmaya başlayınca neredeyse hepsini, yaşamımın bir döneminde çok sevdiğimi gördüm, yanıt zorlaştı. Memleketimden İnsan Manzaraları'nı her zaman, Çankırı Cezaevi'nden Şiirler'in ritmini, Piraye'ye yazdıklarındaki samimiyeti, Makinalaşmak İstiyorum'daki arayışı....böyle uzar gider. Hele okumayı öğrenmeden Nâzım Hikmet şiirlerinden haberdar olduğumu düşünürsem. Bu gün (15 Ocak 2020) için  Akrep Gibisin Kardeşim diyorum. Yarını bilemem. Sanırım her günüm, her duygulanımım için bir Nâzım Hikmet dizesi var. İyi ki yaşamış.   

KİTAP: Yatar Bursa Kalesi'nde kitabından

Kaya Özkaracalar (Sinema Yazarları Derneği Genel Sekreteri, akademisyen, İleri Haber yazarı)

Memleketimden İnsan Manzaraları

Bir diğer başyapıtı Kuvâyi Milliye'yi de içermesi bir yana, Nâzım'ın hem edebiyatçı, hem gözlemci yönlerini en iyi sergileyen eserlerinden…

Levent Üzümcü (Oyuncu)

Kuvâyi Milliye Destanı

Faşistlerin ortak bir tavrı vardır. Nâzım Hikmet'e vatan haini derler. Kuvâyi Milliye Destanı, Türkiye edebiyatında bu vatanın özgürlüğü için çarpışmış, emperyalizme karşı savaşmış vatan evlatlarının en güzel anlatıldığı eserdir. Ona vatan haini diyenler, aslında o savaştan, Kurtuluş Savaşı'ndan kaçanların torunları maaleseftir ki. Ve savaşanların torunları da onu en çok savunanlar.

Meltem Kolgazi (Akademisyen, İleri Haber yazarı)

Nâzım Hikmet’in şiirlerini çok seviyorum. En sevdiğim şiir deyince seçmekte zorlanıyorum ama beni en çok etkileyen şiirlerinden biri Sebastian Bach’ın 1 Numaralı Do Minör Konçertosu. Şiirin hem akustiği, dili Bach’ın müzikte yaptığı gibi tekrarlarla kullanması, şiirin içeriğinin de diyalektik olarak akması beni çok etkiliyor. Ve son mısraları “Tekrardaki mucize gülüm, Tekrarın tekrarsızlığı!” hem Bach’ın şarkısını ve oluşturduğu hissi hem de şiiri yazarken baktığı yaşamı anlatıyor.

Mehmet Fırat Pürselim (Yazar)

Biz liseye giderken Nâzım Hikmet hâlâ yasaklıydı. Şiirlerini şarkılardan öğrenirdik. Karlı Kayın Ormanında'yı Zülfü Livaneli'den çok dinlemiştim ama son kıtasını ilk kez üniversite kantininde gitar eşliğinde işitmiştim. Karlı Kayın Ormanında'nın tamamı beni çok etkiler ama, "En acayip gücümüzdür, / kahramanlıktır yaşamak : / Öleceğimizi bilip / öleceğimizi mutlak" dizeleri başka biçimde çarpar. Zaman zaman kendimi, mutlak öleceğimizi bilirken nasıl olup da bunu düşünmeden yaşayabildiğimizi düşünürken bulurum. Dünya denilen bu yangın yerinden, karlı bir kayın ormanından geçer gibi temiz bir iz bırakarak geçmenin en büyük kahramanlık olduğuna inanırım.

Nazır Kapusuz (Ekonomist, İleri Haber yazarı)

Bugün Pazar

Neden çok sevdim? Sanırım hapiste olan yakınlardan dolayı. Hala güneşli bir hava görünce kendimi dışarıya attığımda “beni güneşe çıkardılar” derim kendi kendime…

Nur Sürer (Oyuncu)

Büyük İnsanlık

“Büyük İnsanlık”ı 1958’de yazmış. Nâzım’da beni en etkileyen şiirlerini sadece yaşadığı topraklara değil dünya halklarına da yazmış olması…

Onur Emre (İleri Haber yazarı)

Nâzım’ın en sevdiğim eseri 1925 tarihinde yazdığı Cevap isimli şiir.

Bu şiiri, ortaokuldayken öğretmen şiir okumak için kaldırdığında okur ve nedense herkesin çok etkileneceğini ve solcu olacağını falan düşünürdüm.

Özellikle “Bizim kuvvetimizdeki hız” diye başlayıp “O yalnız tarihin o durdurulamaz akışındandır” diye devam eden kısım en etkilisiydi bence.

Herkes etkilendi mi bilmiyorum, pek değildi muhtemelen. Ama ben hala çok etkileniyorum okuduğumda.

“Sükun yok, hareket var, bugün yarına çıkar, yarın bugünü yıkar...”

Özgür Dirim Özkan (Akademisyen, İleri Haber yazarı)

Benerci Kendini Niçin Öldürdü'den Bir Genç Adama... Hakim Heraklit'e.. Yıldızlara ve Aşka Dairdir...'in ikinci babı en sevdiğim Nâzım eseri. Devrimci mücadelenin hayatın yalınlığıyla sınandığını epik bir biçimde aktarıyor...

Özgür Yılmaz (İleri Haber yazarı)

“Yürümek” şiirini seviyorum çünkü yoldaşlığın yanı sıra, kardeşliği ve dostluğu anlattığını düşünüyorum; “yürümek” şiirini seviyorum çünkü her şeye rağmen “yürekten gülerekten” yürümeyi, umudu kaybetmemeyi anlatıyor...

Şilan Geçgel (İleri Kitap yazarı)

Benim en sevdiğim Nâzım şiiri "Bütün Yolculuk Boyunca Hasret Ayrılmadı Benden" isimli şiiridir.

Nâzım'ın Türkiye'de ilk kez yayımlanan ve başka bir dilde kaydına rastlanmayan bu şiir, yıllar evvel Paris'te buluştuğu Bedri Rahmi Eyüboğlu'na emanet ettiği kendi sesinden şiirlerinin arasından çıkmıştır. Nâzım'ın " Yaşamımım tüm sesi seninle kalsın. Sonra Türkiye'de ver bu sesi"

diyerek emanet ettiği bu kaydın, onlarca polis baskınına/aramasına rağmen hiç bulunamamış olması Eyüboğlu'nun dostuna sadakatini düşündürmüştür hep bana. Belki de tüm bu nedenlerle ömrü yolculuklarda/sürgünlerde geçen bir yazarın; sevgiliye, memlekete ve mücadeleye dair "uykuda bile yitirmediği" hasreti; dostuna emanet ettiği sesi ve bu sesin bugüne taşınmasında emeği olan hesapsız yoldaşlık bana hep çok hüzünlü, çok kıymetli bir hazine gibi gelir.

Zafer Köse (Yazar)                                 

Haydarpaşa garında, merdivenlerin başında, Galip Usta... Hâlâ duruyor orada. O trenle memleketi dolaşıyor, dünyayı, dünyaları anlatıyor.

Nâzım'ın en sevdiğim şiiri, "Memleketimden İnsan Manzaraları" Akıp giden hayatın müthiş şiiri, insanlığın evrensel hikayesi.

KİTAP:  Memleketimden İnsan Manzaraları

Zilan Yıldırım (İleri Kitap yazarı)

Benim en sevdiğim şiiri Tahir’le Zühre meselesi. Aşkı, mücadele aşkını anlatması. Sevdayı birbirine aşık iki insan gibi mücadeleye olan sevda olarak anlatması çok etkileyici. Özellikle Zühre Tahir'i sevmezse de Tahir, Tahir olmaz mı yani diye sorgulaması ve haklı olması çok hoş. Birine ya da bir şeye olan sevda karşı tarafla ilgili değil o kişiyle ilgilidir bence de.

Zübeyde Dizdar (İleri Kitap yazarı)

Nâzım'dan en sevdiğim şiiri seçmek mümkün değil onu baştan belirteyim. Çok sevdiğim şiirlerinden biri "Ben İçeri Düştüğümden Beri"dir. Burada on yıl demeden on yıldır hapis yattığını ve dünya tarihinde hiçbir önemi olmayan bu on yılın insan ömründe ne kadar uzun bir süreye karşılık geldiğini; dilin -iyi bir şairin kaleminde- ne müthiş bir ifade gücünün ve tınısının olduğunun kanıtı niteliğinde bir şiirdir. 

KİTAP: Yatar Bursa Kalesi'nde

Zülfü Livaneli (Müzisyen, yazar)

Nâzım’ın yalnız eserleri arasında seçim yapmak değil, kişiliği, hayatı ve şiirini ayırmak bile güç geliyor bana.  Nâzım bir bütündür.  Marx gibi, Gramsci gibi, Neruda gibi... Ama çok zorlanırsam, umudun en müthiş şiiri olan “En Güzel Deniz, Henüz Gidilmemiş Olandır” diye bilinen "Saat 21-22 Şiirleri" arasında "24 Eylül 1945" adıyla bulunan şiirini örnek verebilirim.

KİTAP: Kuvâyi Milliye, Saat 21-22 Şiirleri