Yasaklı günlerde bir şehirler arası seyahat hikâyesi: AFAD, cenaze arabası ve telefona gelen resmi izin belgesi

Şehirler arası ulaşımın yasak olduğu günlerde AFAD, cenaze arabası ve telefona gelen resmi izin belgesiyle sağlanan bir seyahatin hikâyesini anlatıyoruz...



29-05-2020 12:08

Nilay Akkılıç

Salgın günlerinde uygulanan şehirler arası seyahat yasağı, toplumsal hareketliliği azalttı ama on binlerce yurttaş için de dram yarattı. Aile fertleri farklı kentlerde olanlar, çocuklarından ayrı kalanlar, memleketine dönemeyenlerin hikayeleri anlatıldı, anlatılıyor. 

Çok sayıda yurttaş için 199 No’lu telefon hattı, e-devlet üzerinden veya bireysel başvuru hiçbir işe yaramadı, makul taleplere yanıt verilmedi. 

Şimdi anlatacağımız hikaye, yetkili kişi veya makamlarla bir ilişkisi olmayan, “yakınlarını, tanıdıklarını devreye sokamayan” yurttaşlara uygulanan muamele ile, devlet kurumları/yetkililer çevresinde oluşmuş tezgaha değebilen “şanslı” kişi ve şirketler arasında nasıl bir ayrımın oluştuğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. 

Ali, salgın başlayıp okulların tatil edildiği ilk günlerde, sağlık endişesi ve çocuğunun evde tek başına kalmasını engellemek üzere ilkokul çağındaki oğlunu memleketlerinde köyde yaşayan anne ve babasının yanına götürdü. Oğlunun, babasından ve annesinden belirsiz süreyle ayrı kalacağını biliyordu ancak çocuğun eve tıkılıp kalma veya hastalık bulaştırma ihtimali daha korkutucuydu. 

Anne ve babasından ilk kez bu kadar ayrı kalan çocuk elbette zaman içerisinde huzursuzlanmış, psikolojik olarak etkilenmişti ama uzmanların da tavsiyelerine uyularak süreç geçirilmişti. Ancak yaklaşık iki aylık süre sonunda artık bir çare bulmak gerekiyordu. Anne ve baba çocuklarına ulaşabilmek için pek çok yollara başvurdu. Ali, büyükşehir olmayan şehirdeki köye bir şekilde ulaşabiliyor ancak ikamet adresine dönmek için izin alamıyordu. Şehirin valiliğine yaptığı bir başvuru, herhangi bir inceleme de yapılmadan üç dakka içinde reddedildi.

Sonunda küçük şehirde devreye tanıdıklar girdi, ve yaklaşık iki hafta boyunca reddedilen başvurular bu kez yine üç dakika içinde halloldu. Artık Ali ve oğlu için izin çıkmıştı. Ali, önce oğlunu ikamet adresine bırakacak, ardından işi gereği başka bir büyükşehire gidecekti. 

Birinci iş sorunsuzca halloldu ancak ikincisi için toplu taşıma kullanması gerekecekti. Herhangi bir öngörüşme, aracı devreye koymadan, otogara gitti. İzin belgesi de cebindeydi. Bir otobüs firmasından, normal zamanlardaki fiyatın iki katına biletini aldı. Kendisine beklemesi, diğer yolcularla birlikte otogarın dışındaki bir noktadan otobüse binmek için götürüleceği söylendi. Bekleyen yolculardan üçü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, diğer 9’u yabancıydı, Arapça konuşuyorlardı. Kısa bir süre sonra otogar dışındaki bir noktaya servis aracı denebilecek bir minibüs (yarım otobüs) geldi. Minibüsün önünde, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nı simgeleyen “AFAD” yazılı bir tabela bulunuyordu. Mesafeler korunarak oturuldu ve yola çıkıldı. 

Aracın şoförüyle sohbet başladı:

- Birçok firma çalışmıyor?

- Abi kurtarmıyor ki… Firma, muhtemelen buradaki yolculardan 2 bin TL’ye yakın toplamıştır. Bana verdiği 1250 TL. Zaten yakıta 850 TL vereceğim. Onun dışında otoban ve köprü ücretleri, aracın temizliği vb. derken benim cebime bir şey kalmıyor. Dönüşte birkaç kişi bulamazsam yandım…

Şoför bu sırada, üzerinde yolcuların isimlerinin olduğu bir listeyi uzattı ve kimlik numaraları ile telefon numaralarının yazılmasını istedi.

- Bu bilgiler neden gerekiyor?

- Üç Türk yolcu dışında diğerlerinin izni yok… Ona bir çare bulacağız. 

Şoför birine telefon açtı. Şehir dışına çıkarken uygulama olduğunu, gönderdiği liste için bir seyahat izin belgesi istediğini söyledi. 

Liste gönderildikten yaklaşık 10 dakika sonra Ulaştırma Bakanlığı imzalı, üzerinde yolcuların isimlerinin de yazılı olduğu PDF formatında bir izin belgesi şoförün telefonuna iletilmişti. 

Yolda kontrol yapılan yerlerde AFAD yazısı zaten muafiyet sağlamış, gidilen büyükşehirin girişinde ise Ulaştırma Bakanlığı imzalı belge gösterilmiş ve sorun kalmamıştı.

Ali, işinin başına döndüğünde, torununa bakmak için büyükşehirde bulunan ancak artık kimi sağlık sorunları yaşadığı için evinin bulunduğu şehre dönmeye çalışan bir tanıdığı bir kez daha kaymakamlığın yolunu tutmuş ve bir kez daha başvurusu reddedilmişti. 

Bir başka tanıdığı ise kendisini taşıyacak bir cenaze arabası bulduğunu anlatıyordu. 500 lira ödemesi gerekiyordu, borç bulmaya çalışıyordu…