Vitrin: Yeni çıkanlar

İyi pazarlar sevgili İleri Kitap okurları… Bu hafta da sizler için yeni çıkan kitaplardan bir derleme yaptık. Beğeneceğinizi umuyor, keyifli okumalar diliyoruz.



30-06-2019 01:01

KELİMELERİN KIYISINDA-TÜRKİYE'DE KADIN ÇEVİRMENLER 

Kelimelerin Kıyısında: Türkiye’de Kadın Çevirmenler, konusu açısından Türkçede bir ilk girişimi temsil ediyor. Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nün doktora programında Şehnaz Tahir Gürçağlar’ın rehberliğinde başlayan bu çalışma, zaman içinde genç ve deneyimli başka akademisyenleri de içine alarak genişledi ve en sonunda, Cumhuriyet tarihinin özellikle birinci ve ikinci kuşağının önde gelen kimi yazılı ve sözlü çevirmenlerini kapsayan betimleyici bir tarih çalışması ortaya çıktı. Portreleri sunulan şahsiyetlerin çeviriyle kurdukları ilişkileri somut bir tarihsel-kültürel bağlam içinde, sosyolojinin ve çeviribilimin gözünden inceleyen makalelerden oluşan bu derleme, dünyanın edebi ve kültürel birikimini bu topraklara taşımış kadın çevirmenlerin görünürlüğünü vurgulamayı, haklarını teslim etmeyi amaçlıyor. Bu alanda başka çalışmalara da esin vermesini umduğumuz Türkiye’de Kadın Çevirmenler’in, akademisyenler, öğrenciler ve çevirmenlerin olduğu kadar, çeviriyle ve edebiyatla yakından ilgilenen pek çok okurun da dikkatini çekebileceğini düşünüyoruz.

“Feminist çeviribilim araştırmalarına göre tarih boyunca çevirmenlik genellikle erkeğin ‘özgün’ ve ‘birincil’ olarak görüldüğü bir dünyada ‘ikincil’ ve ‘kadın’ olarak nitelenmiştir… Bu derlemede yer alan kadınların çevirmen kimlikleri bu metaforu doğrular gibi görünse de aslında onu tam tersine çevirdikleri söylenebilir. Çevirinin ikincil değil, birincil rol üstlendiği bir kültürel ortamda onun yenilikçi ve dönüştürücü gücünü edebiyatın farklı türlerine ve toplumsal yaşama taşıyan bu kadınlar ikincilliğin değil, olsa olsa üretkenliğin simgesi olabilir.”

- Şehnaz Tahir Gürçağlar

Kitapta ele alınan kadın çevirmenler:

Halide Edip Adıvar, Sabiha Sertel, Seniha Bedri Göknil, Azra Erhat, Melahât Togar, Adalet Cimcoz, Mîna Urgan, Güzin Dino, Nihal Yeğinobalı, Gönül Suveren ve Gülten Suveren, Tomris Uyar, Pınar Kür, Belgin Dölay, Fatma Artunkal, Zeynep Bekdik.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Kelimelerin Kıyısında-Türkiye'de Kadın Çevirmenler, Yazar: Kolektif, İthaki Yayınları, 2019, 382 Sayfa

BRUGES-LA-MORTE - GEORGES RODENBACH

Hugues Viane çok sevdiği karısını kaybettikten sonra, yas tutmak için uygun bulduğu melankolik Bruges şehrine yerleşmiş bir duldur. Sokaklarında acıyla dolandığı bu şehir giderek hastalıklı ruhunun aynasına, yasının kusursuz metaforuna dönüşür. Hugues bir gün bu kasvetli labirentte karısına tıpatıp benzeyen gizemli bir kadınla karşılaşır. Artık zihni yalnızca bu tekinsiz benzerlik ve narsistik arzusunun yeni nesnesi olan kadınla doludur. Ne var ki bu eziyet dolu ve küçük düşürücü tutku onu felakete sürüklemektedir.

1892’de yayınlanan, Mallarmé ve Baudelaire gibi şairlerden izler taşıyan Bruges-la-Morte sembolist bir “şiir roman”. Dekadan yüzyıl sonu edebiyatının başyapıtlarından kabul edilen eser, metni süslemekten öte tamamlayan fotoğrafların kullanıldığı ilk örneklerden biri.

Aralarında Breton ve W. G. Sebald’ın da bulunduğu birçok önemli yazarın ve Hitchcock’un ünlü filmi Vertigo’nun esin kaynağı olan roman, kahramanın iç dünyasıyla dış dünya arasında paralellik kurmaktaki ustalığıyla da öncü niteliğinde. Rodenbach’ın gizemli ve ölüm kokulu Bruges’e duyduğu aşk, Dickens’ın Londra’ya, Kafka’nın Prag’a duyduğu aşkı hatırlatıyor.

Bu önemli modern klasik, metni farklı yönleriyle inceleyen bir sunuş yazısı ve yayınlandığı dönemde edebiyat çevrelerinde uyandırdığı yankıları içeren kapsamlı bir dosya eşliğinde Türkçede ilk kez yayınlanıyor.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Bruges-La-Morte, Yazar: Georges Rodenbach, Çevirmen: Alper Bakım, Everest Yayınları, 2019, 295 Sayfa

OSMAN HAMDİ BEY-BİR OSMANLI AYDINI

Osman Hamdi Bey, Tanzimat dönemi yenileşme ortamının yetiştirdiği bir Osmanlı aydınıydı. Önemli bir ressam olmasının yanı sıra, Batılılaşma sürecinin başlıca aktörlerinden biri, arkeoloji, müzecilik, sanat eğitimi gibi
kültür-sanat alanında pek çok farklı ve öncü roller üstlenmiş, önemli görevlerde bulunmuş çok yönlü bir kişilikti.

Osman Hamdi Bey için hazırlanan bu küçük kitapta sanatçı, daha çok yaşamöyküsüne dair derlenmiş bazı ayrıntılar ve tanıklıklar üzerinde durularak farklı yönleriyle aktarılmaya çalışılırken, belli başlı bazı eserleri incelenerek ressam kimliği üzerine de bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır. Kitap, Mustafa Cezar, Edhem Eldem, Metin And gibi çeşitli araştırmacıların çalışmalarından da yararlanarak yaşamından ve sanatından farklı ayrıntılarla bir pencere açmaya çalışıyor.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Osman Hamdi Bey-Bir Osmanlı Aydını, Yazar: Kolektif, Pera Müzesi Yayınları, 2019, 107 Sayfa

BÜYÜK PETRO - ROBERT K. MASSİE

Uçsuz bucaksız, geri kalmış bir kara devleti olan Rusya’yı gelişmiş bir ülke haline getirmek için çarlığı boyunca yorulmak bilmeden çalışan Petro Alekseyeviç Romanov (1672-1725), modernleşme programına, tebaasını Batılılar gibi giyinmeye ve onlar gibi davranmaya teşvik ederek başladı. Halkının geleneksel Rus-Ortodoks sakalını kesmesini ferman eylemesi ve eline aldığı usturayla bu fermanını sokaklarda bizzat uygulaması, iki metreyi aşan boyuyla bu dev çarın izleyeceği siyasetin ilk göstergelerindendi.

Ancak Petro sadece insanların dış görünüşüyle uğraşmakla kalmayıp ülkesinin kalıcı bir dönüşümden geçmesini sağlayacak yeni kurumlar oluşturdu, yeni uygulamalar başlattı. Örneğin sıfırdan yarattığı donanma, Kuzey Buz Denizi kıyısındaki Arhangelsk dışında bir ticaret limanı bile olmayan ülkesini Avrupa’nın önemli deniz güçlerinden biri haline getirdi. Yine Osmanlı’nın Yeniçerilerine benzer Streletsleri, II. Mahmut gibi, ama ondan yüz küsur yıl önce imha edip yerine çağın gereklerine uygun bir ordu kurdu. İşte dönemin en güçlü devletlerinden İsveç’i Poltava’da perişan edip kralı 13. Karl’ın, “Demirbaş Şarl” adını alacak kadar uzun süre Osmanlı’ya sığınmasına neden olan, bu ordudur. Prut’ta Osmanlılar tarafından yok edilmekten Baltacı Mehmet Paşa sayesinde kurtulan aynı ordu, birkaç yıl içinde Lale Devri padişahı 3. Ahmet’e (s. 1703-1730) Pasarofça Anlaşması’nı kabul ettirecek kuvvete ulaşacaktı.

Bilimler Akademisi, devlette aristokrasiyi etkisiz kılan liyakat sistemi, kilisede patriklik yerine Kutsal Sinod makamı gibi birçok kurumdan sıcak denizlere inme politikasına kadar, 1917’de imparatorluk yıkılana dek geçerli kalacak çok sayıda yeniliğe imza attı. Baltık Denizi kıyısındaki bataklık arazide sıfırdan kurduğu St. Petersburg şehri, belki de onun en kalıcı eseri olarak günümüzde de hayranlık uyandırmaktadır.

İktidara geldiğinde önemsiz bir devlet olan Rusya’yı, sonraki asırlarda Osmanlı’nın yıkılmasının asli faillerinden olacak bir Avrupa gücü haline getiren Petro, kimi Osmanlı tarihçileri tarafından “Deli Petro” olarak anılsa da tarihin onun hakkındaki nihai yargısı farklıdır ve elinizdeki kitabın başlığını süslemektedir.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Büyük Petro, Yazar: Robert K. Massie, Çevirmen: Hakan Abacı, İş Bankası Kültür Yayınları, 2019, 1084 Sayfa