Vitrin: Yeni çıkanlar

İyi pazarlar sevgili İleri Kitap okurları, bu hafta da yeni çıkan kitapları sizler için derledik. Keyifli okumalar…



26-05-2019 02:48

SARI DUVAR KAĞIDI - CHARLOTTE PERKİNS GİLMAN

Deliliğin sınırlarında yalnız bir kadın portresi…

Birinci dalga feminist akımın önde gelen isimlerinden CharlottePerkins Gilman’ın kaleme aldığı, Maria Brzozowska’nın resimlediği Sarı Duvar Kağıdı, Delidolu’nun resimli kitaplar koleksiyonundaki yerini alıyor.

19. yüzyıl edebiyatının en önemli metinleri arasında gösterilen Sarı Duvar Kağıdı, sinirsel buhranları nedeniyle sayfiye evinde “dinlenmeye çekilen” bir kadının toplumsal rollerin baskısı altında adım adım delirmesini anlatıyor.

Sanatsal çizimleri ve sert kapaklıözel baskısıyla koleksiyon değeri taşıyan bu sarsıcıöykü, şimdiye dek delilik üzerine yazılmış en kült eserlerden biri olarak anılıyor.

Feminist edebiyatın kilometre taşlarından Sarı Duvar Kağıdı, doğumdan sonra yaşadığı sinirsel buhranları yüzünden hekim olan eşinin tavsiyesiyle dinlenmeye çekildiği yazlık malikanede, kocasının ve görümcesinin kontrol ve baskılarına rağmen gizlice yazı yazmaya çalışan ve kaldığı odadaki sarı duvar kağıdının deseninden yola çıkarak halüsinasyonlar görmeye ve delirmeye başlayan bir kadının hikayesini anlatıyor.

Toplum içerisinde keskin biçimde ayrılmış olan kadın erkek rollerini eleştiren Sarı Duvar Kağıdı, aynı zamanda ruhsal olarak “hasta” olduğu gerekçesiyle okumaktan ve yazı yazmaktan alıkoyularak eve hapsedilen kadın imgesini temsil ediyor.

CharlottePerkins Gilman’ın, sayısız farklı dile çevrilen; resim, görsel sanatlar gibi pek çok modern yapıta esin kaynağı olan; birçok kez tiyatro ve sinemaya da uyarlanan bu ölümsüz eseri, Başak Çaka’nın titiz ve dönemin ruhunu yansıtan özenli çevirisiyle yeniden okurlarla buluşuyor.

"Bu kağıtta benim dışımda kimsenin bilmediği ve hiçbir zaman bilemeyeceği şeyler var. Desenin kırık bir boyun gibi yana sarktığı yerde bir çift pörtlek göz baş aşağı beni süzüyor."

(Tanıtım Bülteninden)


KÜNYE: Sarı Duvar Kağıdı, CharlottePerkins Gilman, DeliDolu, 2019, 48 Sayfa

KAYBOLAN BAĞLAR-DEPRESYONUN GERÇEK NEDENLERİ VE BEKLENMEDİK ÇÖZÜMLER - JOHANN HARİ

“Ben kendi hayatımda depresyon hakkında iki hikâyeye inanmıştım. Hayatımın ilk on sekiz yılında bunun ‘tamamen kafamın içinde’ olduğunu düşünmüştüm – yani gerçek değildi, hayaldi, sahteydi, şımarıklıktı, utanç vericiydi, zayıflıktı. Sonraki on üç yılda ise yine ‘tamamen kafamın içinde’ olduğuna inanmıştım ama bu defa çok farklı bir şekilde: Beyindeki bir arızadan kaynaklanıyordu. Ama bu hikâyelerin ikisinin de doğru olmadığınıöğrenecektim. Depresyon ve kaygının bu kadar yükselişte olmasının öncelikli sebebi kafamızın içinde değildi. Ben bu sebebin büyük ölçüde etrafımızdaki dünyada ve o dünyada nasıl yaşadığımızda yattığını keşfettim.”

Kaybolan Bağlar, gazeteci yazar Johann Hari’nin kendisinin de uzun yıllar mücadele ettiği depresyonun altında yatan nedenleri ve olasıçözümlerini bulmak üzere çıktığı yolculuğun hikâyesini anlatıyor. Şahsi olduğu kadar toplumsal da olan, deneyimler kadar bilimsel olgu ve araştırmalara da dayanan bu hikâye, mutsuzluğumuzu kanıksamak ve ilaçlar yoluyla bastırmaya çalışmak yerine daha kalıcı, daha sağaltıcıçözümlere yönelebileceğimizi gösteriyor. 

“Depresyon ve kaygının nedenlerine ilişkin okuma yapmanın ilk bakışta göz korkutucu geldiğini biliyorum, zira bu nedenler kültürümüzün derinliklerine kadar uzanıyor. Benim de gözüm korkuyordu. Ama yolculuğuma devam ettikçe diğer tarafta yatanın ne olduğunu fark ettim: gerçek çözümler. Bunlar pek çoğumuzda işe yaramayan o kimyasal antidepresanlara benzemiyor. Satın aldığınız ya da yuttuğunuz şeyler değiller. Ama ıstırabımızdan gerçek bir çıkış yolunun başlangıç noktasını oluşturuyor olabilirler.”

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE:Kaybolan Bağlar-Depresyonun Gerçek Nedenleri ve Beklenmedik Çözümler, Johann Hari, Metis Yayıncılık, 2019, 368 Sayfa

BOŞA GEÇİRECEK VAKİT YOK - URSULA K. LE GUİN

Ursula K. Le Guin’in yaşlılık hakkında söyleyecekleri var: Bana yaşlılığımın var olmadığını söylemek aslında benim de var olmadığımı söylemek demek. Yaşımı sildiğinizde, hayatımı da siliyorsunuz beni siliyorsunuz.

Fantazya hakkında anlatacakları var: Fantazya yalnızca “Ya işler şu anda olduğu şekliyle devam etmeseydi?” diye sormaz, öteki türlü olsaydı nasıl olabileceğini de gösterir.

Kahvaltı hakkında nasihatleri var: Bir yumurtayı kabuğunu soymadan yemek sadece pratik değil, azim, hatta cesaret ve muhtemelen suça iştirak etme arzusu gerektiriyor.

Ve ödüller hakkında da: Sanat bir at yarışı değil. Edebiyat da Olimpiyat değil.

Duru, samimi, muzip, zeki… Yaşamış en özel insanlardan biri olan Ursula K. Le Guin’den edebiyata, kahvaltıya, kedilere, ödüllere ve aslında hayata dair olağanüstü bir eser! Kitapların insanlarla nasıl arkadaşlık edebildiğini merak edenlere ve bu çok özel arkadaşlığa ilişkin hafızasını tazelemek isteyenlere, pek çok şeyin dertleşildiği ve günün sonunda hayatın biraz daha güzel olduğu bir hayat anlatısı.

Boşa Geçirecek Vakit Yok, seksenlerinde bir kadının nasihat etmeden, kibirlenmeden içini döktüğü sıcacık bir kitap.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE:Boşa Geçirecek Vakit Yok, Yazar: Ursula K. Le Guin, Çevirmen: Damla Göl, Hep Kitap, 2019, 216 Sayfa

MEPHİSTO-BİR KARİYERİN ROMANI - KLAUS MANN

“Mephisto, 1930’lu yıllarda faşizm yükselirken, boyun eğme ve direnme, kariyer ve ahlak arasında kalanların hikâyesini anlatan en iyi roman.”
- Der Spiegel

Mephisto: Bir Kariyerin Romanı, Almanya’da kişilik hakları nedeniyle uzun yıllar yasaklanan, yayınlandığı tarihten itibaren ise fırtınalar koparıp kült statüsüne erişen bir başyapıt! Klaus Mann, 1930’lu yıllarda sürgündeyken yazdığı bu romanla, babası Thomas Mann’ın gölgesinden çıkarak kendini gerçek bir yazar olarak ispat ediyor.

Zorbaya boyun eğenlerin trajedisini, inandırıcı ve derin karakterleriyle işleyen Mephisto, 1930’lar Almanya’sında Naziler yavaş yavaş iktidara gelirken, şeytanla işbirliği yapan oyuncu HendrikHöfgen’in hikâyesini anlatıyor. Nazilerin ideolojisinden hazzetmese de, kariyerinde yükselmek için iktidara hizmet eden ve bu uğurda önce dostlarını, sonra da ruhunu kaybeden Höfgen, her devirde türlü türlü kılıklarda karşımıza çıkan oportünisti temsil ediyor.

İlk kez 1936 yılında yayınlanan ama oyuncu GustafGründgens’in kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle uzun yıllar yasaklı kalan roman, 1981 yılında yeniden basıldığında hemen çoksatarlar arasına girdi ve günümüze kadar hep gündemde kalmaya devam etti. 1981 yılında Macar yönetmen IstvánSzábo tarafından filme de alınan Mephisto, bugün her zamankinden güncel!

“İki dünya savaşı arasındaki Almanya’yı, hatta Avrupa’yı anlamak için bu romanı okumalı.”
- MarcelReich-Ranicki

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE:Mephisto-Bir Kariyerin Romanı, Yazar: Klaus Mann, Çevirmen: M. Sami Türk, Everest Yayınları, 2019, 370 Sayfa

SAVAŞ SANATI TARİHİ - JOHN KEEGAN

“Savaş, siyasetin başka araçlarla sürdürülmesidir.” John Keegan, Clausewitz’in bu ünlü tezine karşıçıkarak söze başlıyor. Osmanlı ve Japon askeri kurumları ile Zulu ve Polinezya savaş kültürleri incelendiği takdirde bu genellemenin doğru olmadığının anlaşılacağınıöne sürüyor. Keegan’a göre bu tez savaşı kaçınılmaz saymaktadır ve Batılı devletlerin siyaset tarzının bir yansımasıdır. “İlkel” toplumlar savaştan olabildiğince kaçınmaya çalışırken, uygarlık ve kültür insanı savaşa yatkın hale getirmiştir. Eğer savaşları sonlandırmak istiyorsak, Doğu toplumları ile “ilkel” toplumların diplomasi, uzlaşma ve savaşı ritüelleştirerek kısıtlama eğilimlerinden birtakım dersler almalıyız. Bu başarılırsa belki savaş da tıpkı bugün insanlık müzesinin vitrinlerinde ibretle sergilenen insan kurban etme, bebek öldürme, kölelik ve düello gibi eski “çözümlerin” yanına yerleştirilebilir.

“Savaşa dair şimdiye dek kaleme alınmış belki de en çarpıcı inceleme.”
- The New York Times BookReview

“Muhteşem.”
- Sunday Telegraph

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE:Savaş Sanatı Tarihi, Yazar: John Keegan, Çevirmen: Selma Koçak, Say Yayınları, 2019, 536 Sayfa