Vitrin: Yeni çıkanlar

Yeni çıkan kitaplardan sizler için derlediklerimizi beğenilerinize sunuyoruz. Keyifli okumalar...



07-04-2019 00:20

İleri Kitap

MORGUE SOKAĞI CİNAYETLERİ - EDGAR ALLAN POE

“İnsan çelişkiyi ancak kendi kalbine dönerek çözebilir.”

Bugün dedektiflik hikâyelerinin öncü isimlerinden biri olarak anılan Edgar Allan Poe’nun değeri döneminde edebiyat çevrelerinde anlaşılmasa da o, sonrasında pek çok ismi etkilemeyi başarmıştır. Morgue Sokağı Cinayeleri’nde yarattığı C. Auguste Dupin karakteriyle de polisiye türünde ölümsüzleşmeyi başarmıştır. Öyle ki bu karakterle Arthur Conan Doyle’un yarattığı dünyaca ünlü dedektif Sherlock Holmes’a ilham olmuştur.

“Gizem” hikâyelerinin derlemesi olan elinizdeki kitapta, Morgue Sokağı Cinayetleri, Marie Rogêt’nin Gizemi, Çalınan Mektup, Altın Böcek gibi hikâyeler sizi bekliyor. Bütün hikâyeler serisinin bu kitabını okurken Edgar Allan Poe’nun yaratıcı kaleminin yılları aşan büyüsüne kapılacak, sözcükler arasındaki dehşeti benliğinizde hissedeceksiniz.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Morgue Sokağı Cinayetleri, Yazar: Edgar Allan Poe, Çevirmen: Öznur Özkaya, Ren Kitap, 2019, 192 Sayfa

DEVRAN – SELAHATTİN DEMİRTAŞ

Toz duman kenarlardan, taşradan ve kuytulardan, memleketten yoksulluk halleri. Utananlar, üzülenler, âşıklar, yevmiyeciler, küçük kasabalar, hazin ve uzakta kalan hayatlar.

Devran, inatçı neşesiyle geçip giden zamanın çarpıklığını anlatıyor. Umut umut, cümle cümle… Evvela mahsus selam ediyor doğan güne.

Selahattin Demirtaş, yaralıların, umarsızların, kalbi hızla çarpanların hikâyecisi. Sofrasında konuk ağırlayan, durup durup konuşan…

Doksanların başı, ziraat fakültesini yeni bitirmişim, iş güç yok henüz. Günün çoğunu evde iş projeleri ve gelecek planlarıyla geçiriyorum. Dile kolay, her gün elli tane iş kuruyorum kafamda. Hemen para kazanmaya başlamam lazım diyorum. Acayip zengin olasım gelmiş, yerimde duramıyorum. Fakirlik içinde büyümüşüz, fakir fakir okuyup üniversiteyi de bitirmişiz. Ama her şeyin bir sonu olduğuna göre fakirliğin de bir sonu var değil mi?

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Devran, Yazar: Selahattin Demirtaş, İletişim Yayıncılık, 2019, 138 Sayfa

GÖKYÜZÜMÜZDÜ OKYANUS - PATRİCK NESS

İnsan dediğin dururken, kimin şeytana ihtiyacı vardır ki?

Beyazperdeye de uyarlanan Canavarın Çağrısı’nın Carnegie Madalyalı yazarı Patrick Ness’ten, dünya edebiyatının en önemli klasiklerinden Moby Dick’in hikayesini yeniden yaratan, görsel bir başyapıt: Gökyüzümüzdü Okyanus. 

Etkileyici üslubu ve Rovina Cai’nin resimleriyle zihinlere kazınan bu sürükleyici roman, okyanusların en güçlü avcı balinalarından birinin, efsanevi bir insan avcıyı yakalamak için giriştiği amansız mücadeleyi konu ediniyor.

Metaforik anlatımıyla, okurlarını, kehanetin en “saf” hali üzerine düşünmeye iten Gökyüzümüzdü Okyanus, şeytanla savaşanların er ya da geç şeytana dönüşecekleri varsayımında bulunan çağdaş bir fabl.

Nice okyanusların, nice derinlerin ve uçurumların en büyük, en acımasız kaptanı Aleksandra, gerçekliği tartışmalı bir deniz efsanesinin, “şeytanın ta kendisi” denen, acımasız bir insan kaptanın peşinde. Çünkü kehanet de aslında, onun peşinde...

Herman Melville’in ölümsüz eseri Moby Dick’in alabora edilmiş bu güzellemesi, ödüllü yazar Patrick Ness’in ve Rovina Cai’nin ellerinde yeniden can buluyor.

“Şeytanın en büyük kozu, onu görmek istemenizi sağlamaktır. Ve ondan, ancak onu gördüğünüzde korkarsınız. O zaman da iş işten geçmiştir.”

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Gökyüzümüzdü Okyanus, Yazar: Patrick Ness, Çevirmen: Olcay Mağden Ünal, Delidolu Yayınları, 2019, 164 Sayfa

HEGEL'DEN ÖNCE HEGEL'DEN SONRA - TOM ROCKMORE

Hegel, felsefe tarihinin hakikat hakkında sürdürülen uzun bir diyalog olduğunu düşünür. Bu nedenle, felsefenin geçmiş veya güncel tüm başat eğilimleri ve filozofları onun muhatabıdır; kendi felsefe sistemini idealistlerinin üstadı Kant, eleştirel felsefesini geçmişle tam bir kopuş üzerine kurmuştu. Kant'ın yeni felsefesinin eleğinden geçmişin neredeyse hiçbir felsefesi geçemiyordu. Hegel ise geçmişe hakkını vermeyenin geleceği de kuramayacağını düşünen filozoflardandır. Hem Kant'ın felsefeye getirdiği yeni şartlara uyar , başka bir deyişle onun eleğinden geçmenin yolunu bulur; hem de felsefe tarihinin hakikat yani Hegel için mutlak yolundaki çileli yolculuğunu devam ettirir. Sonuç olarak öyle bir felsefe sistemi ortaya koyar ki, bu anıta bakan herkes ya hayranlıkla ya tiksintiyle orada bir devrin kapandığına kanaat getirir. Tamamına eren, Platon'dan ibaret devam eden felsefe yapma şeklidir. Hegel'den hemen sonra gelen Marx ,Nietzsche ve Kierkegaard bir devrin kapandığının bilincinde olan, hatta tam da bu nedenle kendilerine filozof denmesini istemeyen düşünürlerdir. Bu sıra dışı düşünürlerin ortak noktalarından biri, Hegel'den sonra ya onun aynen taklit etmek ya da bambaşka yollara girmek gerektiğinin farkında olmalarıdır.

İşte Hegel'i tam bu bağlamda okuyan Tom Rockmore, yaşayan en önemli Hegel uzmanlardan biri. Öncesiyle ve sonrasıyla Hegel felsefesine tarihsel bir giriş olması bakımından kitabın tüm dillerde bir ilk olduğunu söylüyor. Herhangi bir felsefi altyapısı olmayanlar için yazdığını söylüyor. Herhangi bir felsefi altyapısı olmayanlar için yazdığını söylediği bu kitaptaki amaçlardan biri de Hegel'in anlaşılamayan karanlık bir filozof olduğu konusundaki yaygın kanıyı kırmak.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Hegel'den Önce Hegel'den Sonra, Yazar: Tom Rockmore, Çevirmen: Soner Soysal, Say Yayınları, 2019, 279 Sayfa

UMUDUNA YAŞAMAK - ALİ ÖZYURT

Tıp doktoru, anestezi uzmanı, halk sağlığı doktoru ama önce insan.. Hekim olan, olmayan ama sosyal medya mecrasına azıcık girmiş olan bir kişi Ali Özyurt ismini duymuş, onun paylaşımları ile, özellikle şiir paylaşımları ile büyük olasılıkla karşılaşmıştır; çünkü Ali Özyurt bir sosyal medya fenomenidir, binlerce takipçisi vardır. Yakın zamanda kaybettiğimiz değerli bilim insanı, psikiyatrist Dr Engin Gençtan'ın "İnsan Olmak" isimli kitabının ilk basımının önsözü şu ifade ile başlar: "İnsan var olduğu günden bu yana sürekli olarak, içinde yaşadığı dünyayı ve evreni tanımaya ve anlamaya çalışmış, ancak bu çabası içinde en az tanıyabildiği varlık yine kendisi olmuştur". Ali Özyurt’u, içinde yaşadığı toplumu tanıma, anlama, onu barışın hüküm sürdüğü bir topluma dönüştürme çabasının yanı sıra kendini tanıma, kendini aşma çabasının da üst düzeyde olduğu bir insan olarak tanıdım. Tanıştığınızda sanki uzun zamandır tanıyor olduğunuz algısı yaratan bir insan Ali Özyurt. Bir süre sonra, farkında olmadan Ondan çok şey kazandığınızın ayırdına varıyorsunuz. İyi hekim olmanın yolunun iyi insan olmaktan geçtiği, hekimin yalnızca hastalıkları teşhis eden ve iyileştiren bir insan olmayıp, sosyal iyilik halini de çok önemseyen, bu nedenle insanların eşit haklarla barış içinde yaşadığı bir toplum düzeni için de çaba harcayan bir insan olduğu düşüncelerini yaşam felsefesi yapan bir insan Ali Özyurt, İşte bu felsefe doğrultusunda sürdürdüğü yaşamının İstanbul Tabip Odası aktivistliği ve yöneticiliği dönemine ait kesitini kendine özgü, samimi, yalın bir dil ile anlatıyor. Okurken, Onun coşkusu size de yansıyor; bazen gülüyor bazen de gözleriniz yaşarıyor, iyi hekimlik mücadelesinin yanı sıra barış ve demokrasi mücadelesine, içi insan sevgisi ile dolu, şiir sevdalısı bir hekimin bakış açısı ile tanık oluyorsunuz. Tarihe düşülen önemli bir kayıt aynı zamanda bu kitap. Kısaca, okunası bir kitap.

- Taner Gören

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Umuduna Yaşamak, Yazar: Ali Özyurt, Nota Bene Yayınları, 2019, 176 Sayfa

EDEBİYATA ÖVGÜ - RİCARDO MAZZEO

Zygmunt Bauman ve Riccardo Mazzeo arasında gerçekleşen bu diyalog kitap, iki kız kardeş olarak edebiyat ve sosyoloji arasında mekik dokuyor, bu iki söylem alanının bağlantı noktalarına, ayrı düştükleri sınır bölgelerine eleştirel bir perspektiften hareketle derinlikli ve tartışmaya açık yorumlar getiriyor. Edebiyata Övgü hem edebiyatın hem de sosyolojinin çağdaş sorunlarını titiz bir bakışla masaya yatıyor...

Zygmunt Bauman: 1925'te Polonya'da doğan Bauman sırasıyla faşizmi, sosyalizmi ve kapitalizmi eleştirel bir mesafeyi koruyarak yaşamış ve hiçbir zaman bağımsız entelektüel kişiliğinden taviz vermemiştir. 1968'de Polonya'dan sınır dışı edilmesinin ardından İsrail'e, oradan da Leeds Üniversitesi Sosyoloji Kürsüsü'nün başına geçmek üzere Britanya'ya gitmiştir. Bu görevini 1971-1990 arası sürdüren Bauman, ilk yıllardan itibaren hemen her konuda sosyolojik bakışın çerçevesini genişleten eserler vermiştir. Bauman genellemeleri seven bir yazardır; ama yöntembilim ve kavram tartışmaları yerine doğrudan toplumla ilgilenir. Eserleri bir sorun ve teşhis etrafında döner. Bu anlamda Britanya geleneğinden kopar. Göçmenliği, öncelleri K. Mannheim, A. Löwe, N. Elias gibi ona da, ampirik ve pragmatik bir geleneğin şekillendirdiği ada kültürüne dışarıdan bakma imkânı vermiştir. Ayrıca onlar gibi, hakikat ve ahlakı sosyolojiye taşır. Bauman kültür ve iktidarın çözümlemesine özel önem vermiş ve bu çerçevede toplum, ideolojiler, milli kimlikler, devlet, ahlaki seçim, modernizm ve postmodernizm konularını ele alarak sosyolojiye yeni bir soluk getirmiştir. Uzun yaşamına pek çok değerli çalışmayı sığdıran Bauman, 9 Ocak 2017'de hayatını kaybetti.

RIccardo Mazzeo: 19 Ocak 1955 İtalya Lecce doğumlu, evli ve iki çocuk babasıdır. Bologna Üniversitesi modern yabancı diller ve edebiyat bölümünden yüksek notlarla mezun olmuş ve ardından Modena'da üç yıllık Gestalt Therapie all'Aspic danışmanlık yüksek lisans derecesini almıştır. Zygmunt Bauman ile birlikte Eğitim Üzerine adlı, yine söyleşi biçiminde bir çalışması daha bulunmaktadır.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Edebiyata Övgü, Yazar: Riccardo Mazzeo, Çevirmen: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, 2019, 144 Sayfa