Vitrin: Yeni çıkanlar

Yeni çıkan kitaplardan sizler için derlediklerimizi beğenilerinize sunuyoruz. Keyifli okumalar...



24-03-2019 11:19

İleri Kitap

GÖLGESİZ MATİZ – BÜLENT AYYILDIZ

Perdedeki gölgeler aynı insan gibi ses çıkarıyordu. Hayalînin ustalığına verdiler. Aniden kocaman bir canavar belirdi perdede. İnsanlar bunu da gerçek mi değil mi ayırt edemediler; derken perde yırtıldı. Yanı başında Lami müstehzi sırıtmasıyla halka bakıyordu. Yırtılan bezin arkasından tepegözler, şahmaranlar, câzûlar, cinnîler, yılanlar, çıyanlar çıkmaya başladı. Halk ne olduğunu anlayamadı. Bu da neyin nesiydi. Tepegözler ağızlarından ateş saçmaya başlayınca bir vaveyla koptu. İnsanlar sağa sola kaçışmaya başladı. Acı bir seda kapladı meydanı. Ahali ne olduğunu anlamasa da can havliyle sağa sola kaçışıyordu. Kafalar kopmaya, işkembeler, bağırsaklar ortalığa saçılmaya başladı. Ortalık kan revan oldu. Lami kahkahalar atıyordu. 

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE:  Gölgesiz Matiz, Bülent Ayyıldız, İthaki Yayınları, 2019, 128 Sayfa

DELİRTİLEN KADINLAR-İNGİLİZ VE AMERİKAN EDEBİYATINDA KADIN DELİLİĞİ – GÖNÜL BAKAY

Kadın deliler, acı çekmeye devam ediyorlar. 
Belki de yapılması gereken onlara kulak vermektir.

Anlaşılamamaları, doğayla ve onun karanlık tarafıyla özdeşleştirilmeleri, sahip oldukları gücün yarattığı korku; sebep ne olursa ataerkil toplum bin yıllar boyunca kadınları “deli” damgası vurarak terbiye etmeye çalıştı. Sonuçta deliliğin kadınlara özgü bir hastalık olduğunun düşünülmesi, kâh zincire vurulmakla kâh cadı diye yakılmakla sonuçlandı kadınlar için.

Delilik ve kadın kavramının yan yana gelmesinin yarattığı çekicilik, tüm sanat alanları gibi edebiyatı da etkiledi. Edebiyat dünyası da roman, şiir, tiyatro oyunlarıyla çeşitli dönemlerin delilik anlayışına ayna tuttu. Bu gerçeklikten yola çıkan Gönül Bakay, Delirtilen Kadınlar’da okuru tarih boyunca insanoğlunun delilikle macerasını içeren bir yolculuğa davet ediyor, kadınların delilikle sınandığı acılı yaşamlarına değinen bir ufuk turundan sonra da İngiliz ve Amerikan edebiyatında “kadın ve delilik” konusuna eğiliyor. Bakay, kimi zaman kendisi de “deli” olarak nitelendirilmiş 30 seçkin yazarın 37 yapıtını inceliyor.

Delirtilen Kadınlar, hem kadın sorunlarına ilgi duyan hem de edebiyatı hayatlarından eksik etmeyen okurlar için farklı bir pencere aralıyor.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Delirtilen Kadınlar-İngiliz ve Amerikan Edebiyatında Kadın Deliliği, Gönül Bakay, Kırmızı Kedi, 2019, 352 Sayfa

ŞAHMERAN HİKAYESİ – KOLEKTİF

Mezopotamya'da ortaya çıkan Şahmeran ve Şahmeran Hikayesi; zamanla Arap, İran, İbranî, Hint ve Yunan mitolojileriyle zenginleşmiş ve Anadolu'ya mal olmuş, kadim bir metin. Battalname, Saltukname gibi Anadolu'da daha sonra ortaya çıkan birçok söylenceyi de derinden etkileyen Şahmeran Hikayesi, söylenceler ve metin yoluyla, yüzlerce yıl kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze ulaşmıştır.

Sağlık, bilgelik, özveri, sevgi ve vefa sembolü olarak resim, heykel gibi görsel sanatlarla sinema gibi modern sanatların da ilgi odağı olan Şahmeran, günümüz edebiyatçılarının da dikkatinden kaçmamış; Tomris Uyar'dan Murathan Mungan'a, Hilmi Yavuz'dan Erhan Bener'le Sennur Sezer'e... pek çok edebiyatçı tarafından yorumlanmıştır.

Eğridereli Lûtfî nüshasından bilimsel bir titizlikle günümüz Türkçesine aktarılan Şahmeran Hikayesi, coğrafyamızın kişi ve toplum arketipini; imge, düş, düşün ve anlatım karakteristiğini barındıran bir başyapıt olmayı uzun yıllar sürdürecek.

(Tanıtım Bülteninden) 

KÜNYE: Şahmeran Hikayesi, Yazar: Kolektif, Yayınevi: Pruva, 2019, 112 Sayfa

KAN İZLERİNİN PEŞİNDE - GRAEME MACRAE BURNET

Bir suç ve gizem romanının Man Booker Finali'ne kalabildiği olgusu karşısında herkes şaşkınlığa sürüklenmişti. Graeme Macrae Burnet, orijinal olduğu kadar sarsıcı da bir kurgu sunan 'Kan İzlerinin Peşinde'  romanıyla bu şaşkınlığın hiç de tesadüfi olmadığını sayısız kez ispat ediyor.

"Kelimeler yetersiz kalıyor:  sürükleyici, karanlık ve dahiyâne bir kurgu." 

- Edmund Gordon, Sunday Times. -

"Bu yazıyı, Inverness’e kapatıldığım günden beri bana hiç hak etmediğim kadar nazik davranan avukatım Bay Andrew Sinclair’in ısrarı üzerine yazıyorum. Kısa ve önemsiz bir hayatım oldu ve suçsuzluğumu ispatlamaya çalışmak niyetinde de değilim. Yaşadıklarımı kâğıda aktarmamın yegâne nedeni, avukatımın bana karşı gösterdiği nezaketin altında kalmak istemiyor oluşumdur. Bay Sinclair, Lachlan Mackenzie ve diğerlerinin cinayetini saran sis perdesinin şartlarını etraflıca ortaya koymamı istedi. Bunu elimden gelen en iyi şekilde yapmaya çalışacağım. Kelime dağarcığımın yetersizliğinden ve yazım şeklimin kabalığından ötürü şimdiden özür dilerim.

Sözlerime, gerçekleştirdiğim eylemin tek amacının babamı son zamanlarda yaşadığı sıkıntılardan kurtarmak olduğunu söyleyerek başlamalıyım. Bu sıkıntıların nedeni, komşumuz Lachlan Mackenzie olduğundan ailemin iyiliği için onu yeryüzünden silip atmalıydım.

Ayrıca dünyaya geldiğim günden beri babama yalnızca sıkıntı getirdiğimi ve hane halkından ayrılışımın onun için lütuftan başka bir şey olmayacağını da sözlerime eklemeliyim..."

(Tanıtım Bülteninden) 

KÜNYE: Kan İzlerinin Peşinde, Graeme Macrae Burnet, Yayınevi: Monokl, 2019, 288 Sayfa

ONA ÇOK BENZİYORUM - VUSLAT ÇAMKERTEN

Ülkenin en ünlü yazarlarından Remzi Bayburtlu’ya duydukları hayranlık, üniversiteli edebiyat sevdalısı Mustafa ve Nilay’ı bir araya getirmiştir. Artık hayatta olmayan Bayburtlu’nun bilinmeyen dünyasına yakınlaşmak ve gerçek hayatına sızmak için bir edebiyat dergisi çıkaracakları bahanesini ileri sürerek yazarın karısı Tülin’den röportaj isterler.

Okur ve yazar ilişkisinin büyülü ve karmaşık dünyasını anlattığı ilk romanıyla etkileyici bir başlangıç yapıyor Vuslat Çamkerten. Yalın bir anlatımla, okurunu edebiyat düşkünlüğünün ve yazma tutkusunun tehlikeli sınırlarında gezdiriyor.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Ona Çok Benziyorum, Vuslat Çamkerten, Dedalus, 2019, 181 Sayfa