Vitrin: Yeni çıkanlar

Beğeneceğinizi umarak, yeni çıkan kitaplardan oluşan vitrinimizi siz sevgili okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.



25-11-2018 00:28

SOVYET DENEYİNDEN SİYASET DERSLERİ - METİN ÇULHAOĞLU

Belki genç kuşak tanık olmadı ama 74 yıllık sarsıcı bir deneyim yaşandı dünyamızda. 1917’den 1991’e dek süren ve “Sovyetler”, “reel sosyalizm”, “sosyalist blok”, “demir perde” gibi adlarla anılan bu deneyimi, özellikle ilk ve son dönemlerindeki kimi yönelimleriyle ve buradan çıkarılması gereken “siyaset dersleri”yle anlatan bir kitap Sovyet Deneyinden Siyaset Dersleri.

İlk olarak 1989’da yayımlanan bu çalışmasında Metin Çulhaoğlu, önce 1920’lerden 1930’lara uzanan kesitteki NEP ve kolektivizasyon uygulamaları ile sanayileşme hamlesine, ardından da 1985’ten 1989’a uzanan kesitte glasnost ve perestroyka politikalarına yoğunlaşıyor.

Ekonomik hamleler, zorunluluk ve açmazlarla birlikte, ideolojik hamle girişimleri ve zaaflar ön plana çıkıyor en çok Çulhaoğlu’nun anlatımında.

Farklı dönemlerdeki sağ ve sol “sapma”lar; Buharin, Preobrajenski, Lenin, Troçki ve Stalin gibi Bolşevik önderlerin sosyalizmin belli sorunlarına farklı yaklaşımları; dönemsel politikalara “kitlesel destek” arayışları; bir dönemin siyasetinde öne çıkanların bir sonraki dönemin politik ikliminde “harcanması”; “işçi-köylü ittifakı”nın çözülmesi; Parti yönetimindeki ve “bilim akademisi” gibi kurumlardaki kadroların ideolojik zaafları vb. Sovyet Deneyinden Siyaset Dersleri’nin öne çıkan diğer konuları…

Yazarın sözleriyle “Özellikle Sovyet deneyinde, uç uğraklara bütünüyle angajman büyük riskler içeriyor ve tarih hep bunu gösteriyor” iken, “son uç uğrak” diyebileceğimiz glasnost ve perestroyka döneminin muhasebesi ile tamamlanıyor kitap.

Dünyamızdan geçip gitmiş 74 yıllık bir deneyimi anlamak ve olası yeni deneyimleri onun zaaflarından korumak için… (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Sovyet Deneyinden Siyaset Dersleri, Metin Çulhaoğlu, Yordam Kitap, Kasım 2018, 256 Sayfa.

SARAYBOSNA SUİKASTI - GEORGES PEREC

Fransız edebiyatının ele avuca sığmaz yazarı Georges Perec’in, yakın zamanda ortaya çıkan elyazmaları sayesinde “ilk romanı” niteliğine kavuşan Saraybosna Suikastı tarihin soğuk gerçekliğiyle iç içe geçen haris bir aşk ve kıskançlık öyküsü.

I. Dünya Savaşı’nın müsebbibi gösterilen Franz Ferdinand suikastıyla, tutkulu bir âşığın kurduğu sinsi kumpas adım adım birbirini izler. Psikolojik tahliller metnin ana hatlarını çizerken Perec anlatıcı-yazar rolü üstlenir ve ilkgençliğinde çıktığı Yugoslavya seyahati göz önünde bulundurulduğunda, otobiyografik anlatıyla kurmaca arasında salındığı anlaşılır.

Çok katmanlı kurgular barındıran deneysel ve derinlikli yapıtlarıyla kültleşen Perec’in edebi dehasının ilk filizi. (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Saraybosna Suikastı, Georges Perec, Çevirmen: Ayberk Erkay, Sel Yayıncılık, 111 Sayfa.

SON TİRYAKİ - MÜFİT ÖZDEŞ

Bir türlü çalıştırılamayan aile yadigârı bir transfer makinası, dünyayı dev bir et besi çiftliği olarak gören uzaylı bir yaratık, sigaranın tamamen yasaklandığı Dünyadan kaçan bir tiryaki, insanoğluna âşık olan bir peri kızı, tüm yaşayanların acısını çekmesi için yapılmış bir robot, başka bir olasılık düzeyinden gelen ve Dünyalı erkeklere bayılan bir kadın, uzaydan geldiğini iddia eden bir ayyaş, dünyanın yok olan yüzeyinden yeraltına kaçan ve orada “mükemmel” bir düzen kuran insanlar...

Son Tiryaki'nin masal-bilimkurgu evreninde tanışacaklarınızdan bazıları. “Hardcore” bilimkurgudan peri masalına, Aziz Nesin hikâyelerinin tadını andıran ve son derece Türkiye’ye özgü mizahi bilimkurgu öykülerinden karanlık bir anti-ütopyaya kadar değişik alt türlerde yirmi üç öykü. İlk kez 1996’da yayımladığımız kitabın bu genişletilmiş basımı özellikle yeni kuşak okurlarımız için… (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Son Tiryaki, Müfit Özdeş, Metis Yayıncılık, Genişletilmiş 2. Bası Kasım 2018, 224 Sayfa.

PLATO’DAN FREUD’A TERAPİ DİVANININ GİZLİ TARİHİ - NATHAN KRAVİS

Divan kullanımının kökenleri hakkında karanlıkta kaldığımız için psikanalistleri suçlayamayız. Terapi divanı onların uzmanlık alanlarının temel ve tartışmaya kapalı olarak kabul edilmiş simgesel bir demirbaşı olmasına rağmen, kaynağının hikayesi fazlasıyla karışık. Analitik tekniğin kısa ve basit bir şekilde anlatılan geçmişine meydan okuyor ve zaten hâlihazırda bir savaş halinde olan tedavi yönteminin pratisyenlerini, birçoğunun savunmacı ve şüpheci hissettiği karanlık bir öykünün içine çekiyor. Ne de olsa divanın psikanalizdeki kullanımı, üzerinde çalışılmamış bir konu. Duruş, seans sıklığı ya da psikanalitik tedavinin süresi hakkında tatmin edici bir deneysel araştırma yok. Birçok çeşitli sebep nedeniyle -gizlilik, metodolojik problemler, finansman eksiği gibi- psikanaliz üzerine klinik bir araştırma yapmak son derece zor. Bu alandaki birçok insan şu an bu açığı kapatmak için çalışıyor olsa da söz konusu tekniğe dair mühim sorular olduğunda analistler genelde kılavuz olarak klinik geleneklere veya kendi tecrübelerine güveniyorlar.

Deneysel araştırma bulgularının yokluğunda, birçok analist kendi teknikleri için klinikle ilgili eski zaman bilgilerinden ve tedavi edici eylem teorilerinden destek alıyor. Divanın simgesel konumu göz önünde bulundurulduğunda, kullanımı ilginç bir şekilde eksik kuramlaştırılmış. Neredeyse hiçbir konuda bir teori oluşturmadıkları için analistlerin sık sık azarlanıyor oldukları düşünüldüğünde, bu çok daha şaşırtıcı bir hal alıyor.

Freud meşhur cümlesinde tüm gün onlara bakmaya dayanamadığı için hastalarını divana yatırdığını söylüyor. Bu pek de bir teori sayılmaz.

Nathan Cravis psikanalizin en önemli temsilcisi olan terapi divanının kökenlerini ve oluşum sürecini anlatıyor. Kullandığı nükteli dil ve tasvir edici görsellere bayılacaksınız. (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Plato’dan Freud’a Terapi Divanının Gizli Tarihi, Nathan Kravis, Çevirmen: Denis Gürcü, Sola Yayınları, 2018, 216 Sayfa.

FEMİNİZM YAZILARI - GÜLNUR ACAR SAVRAN

Gülnur Acar Savran, elinizdeki kitapta feminizm üzerine kimi yazılarını kuramdan politikaya doğru bir seyir içinde bir araya getiriyor. Bu yazılarda, AKP iktidarının aileci ve fıtrat anlayışına dayalı farklılıkçı ideolojisi, hem neoliberal politikalar ve onların soyut eşitlik ve soyut evrenselciliği hem de öte yandan muhafazakarlığın yükseldiği bir dönemde farklılıkçılığa vurgu yapan feminist anlayışların barındırdığı riskler tahlil ediliyor. Ayrıca yükselen muhafazakarlık bağlamında savunmacı bir cinsel politikanın çıkmazlarına işaret ediliyor.

Kadın emeğinin çeşitli biçimleri ve ücretli emek/ücretsiz emek ikiliği, kolektif bir feminist öznenin nesnel imkânları, patriyarka-kapitalizm ve yeniden üretim-üretim ilişkisi ile heteroseksizm-patriyarka ilişkisi bu seyir boyunca derinlikli bir şekilde ele alınıyor.

Okurunu feminist kuram ve politikanın güncel ve süregelen sorun/tartışma başlıkları arasında dolaştıran temel bir kaynak… (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Feminizm Yazıları, Gülnur Acar Savran, Dipnot Yayınları, 2018, 352 Sayfa.