Vitrin: Yeni Çıkanlar

Yılın son baharının ikinci gününde 5 eserle İleri Kitap okurlarının karşısındayız. İyi pazarlar, keyifli okumalar...



02-09-2018 02:26

İleri Kitap

BEYAZ GECELER

“Çünkü seni yıllardır tanıyorum, sevgili Nastenka, çünkü yıllardır böyle birini arıyordum. Aradığım sendin, ikimizin şu anda buluşması kaderimizde vardı.”

Dünya edebiyatının büyük isimlerinden Dostoyevski’nin henüz çok genç yaşta yazdığı Beyaz Geceler, Petersburg’un dört gecesinde geçer. Tek başına yürüyüş yaptığı gecelerden birinde Nastenka isimli genç bir kadınla tanışan isimsiz anlatıcı, bu dört gecede onunla dostluk kurarak genç kadına âşık olur. İki yalnız ruhun birbirlerinde soluk aldıklarını, yalnız dünyalarındaki karanlığı bu dört gecelik sohbetler sayesinde aydınlattıklarını okurken hüzünlü bir aşk hikâyesinin de tanığı oluruz.

Diğer Dostoyevski yapıtlarından biraz daha farklı olan Beyaz Geceler, klasik metin okumalarınızda çok özel bir yere sahip olacak nitelikte.

“Bu hep böyledir; mutsuz olduğumuzda diğerlerinin mutsuzluğunu daha güçlü hissederiz, duygularımız yıkılmaz, bunun yerine yoğunlaşır...”

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Beyaz Geceler, Fyodor Dostoyevski, Çevirmen: Utku Kabaş, Ren Kitap, 109 Sayfa, 2018

SEVGİ MASALI

Azeri asıllı İranlı büyük masalcı Samed Behrengi’nin sevgi, dostluk, paylaşım üzerine kurulu eşsiz masallarından biridir Sevgi Masalı...

Kibirli sultan kızıyla Çoban Ali çocukluk yıllarından beri iki yakın arkadaştırlar. Ancak Çoban Ali’nin duyguları derinleşince kibirli sultan kızı, onun bu cüretini cezalandırır

ve Çoban Ali’yi saraydan attırır. Artık ikisinin de yolları ayrılmıştır.

Sultan kızı hastalanarak günden güne kötüleşip uyku uyuyamaz hale gelirken,

Çoban Ali’den ses seda çıkmaz. Fakat günün birinde öyle bir şey olur ki, iki eski arkadaş yıllar sonra yine karşılaşırlar.

Peki ama sonrasında ne olur?

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Sevgi Masalı, Samed Behrengi, Çevirmen: Özlem Esmergül, Genç Destek Yayınevi, 56 Sayfa, 2018

FEMİNİST SOSYAL POLİTİKA

“Feminist Sosyal Politika: Bakım, Emek, Göç” adlı bu kitap sosyal politika alanını feminist bir mercekle inceliyor. 1990’lara değin sosyal politikanın odağına oturan erkek işçinin dışında, ev içi ücretsiz emek, güvencesiz kadın emeği gibi mecralara dümen kıran bir sosyal politika kitabı görüyoruz karşımızda.

Bu kitap, hizmet sektörünün eğreti işlerinde kadınların konumundan, bakım emeğine, göç ve sığınmacılığa kadar uzanan güncel tartışma alanlarını toplumsal cinsiyet deneyimleri üzerinden yeniden yorumluyor.  Gülay Toksöz’e armağan edilen bu kitap,  Türkiye’de toplumsal cinsiyet çalışmalarının öncülerinden olan Yıldız Ecevit ile bu alanın gelişimi ve sosyal politika araştırmalarına katkıları üzerine gerçekleştirilen keyifli bir söyleşi ile başlıyor.

Kitabın Feminist Ekonomi ve Bakım Politikaları başlıklı ilk bölümünde, İpek İlkkaracan’ın dünya literatürüne armağan ettiği “Mor Ekonomi” kavramıyla tanışıyoruz. Ardından çocuk ve yaşlı bakımına ilişkin refah devleti politikalarının tartışılmasına şahit oluyoruz. Kitabın Kadın Emeği, Geçicilik, Eğretilik başlıklı ikinci bölümünde, ilk önce işçi kiralamanın temel özellikleri kadın istihdamına etkileriyle birlikte ele alınıyor.  Ardından hizmetler sektörünün düzensiz ve güvencesiz işlerinde kadın istihdamının boyutları analiz edilip, Alışveriş Merkezlerinde çalışan kadınların istihdam koşulları irdeleniyor. Kentsel Ve Tarımsal Üretimde Suriyeli Kadın Emeği’nin ele alındığı üçüncü ve son bölümde ise Adana Ovası’nda ve Denizli Kentsel İşgücü piyasasında Suriyeli Kadın İşçilerin göçmenlik ve kadınlık deneyimlerine mercek tutuluyor.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Feminist Sosyal Politika, Derleyen: Çağla Ünlütürk Ulutaş, Nota Bene Yayınları, 312 Sayfa, 2018

LYON'DA DÜĞÜN

Lyon’da Düğün Fransız Devrimi sırasında yaşanan kargaşa ve zulüm günlerinde ölüme yaklaşan insanlara umut veren bir aşkın hikâyesidir. 1793’te kentte kurşuna dizilmeyi bekleyen karşı devrimcilerin toplandığı hapishane tuhaf bir nikâha sahne olur. İki Yalnız İnsan, acı çeken iki çaresiz insanı buluşturur. Birinin yüreğinden kopan çığlık diğerininkinde karşılık bulurken, farkında olmadan birbirlerinin yıllar süren yalnızlığına son verirler. Wondrak ise yazarın savaş karşıtı yapıtlarından biridir. Bohemya’nın küçük bir kentinde çirkinliğiyle sürekli alaya maruz kalan bir kadın tecavüze uğradıktan sonra doğurduğu çocuk sayesinde yaşama tutunmuştur, ama patlak veren Birinci Dünya Savaşı yüzünden oğlunu askere alarak ondan koparmaları söz konusudur. Zweig bu öykülerde toplum dışına itilmiş karakterleri üzerinden insanlık durumunu analiz eder. Karakterlerinin başlarından geçenler “yazgı” değil, insanlığın iflasının sonucudur.

(Tanıtım Bülteninden)


KÜNYE: Lyon’da Düğün, Stefan Zweig, Çevirmen: Gülperi Sert, İş Bankası Kültür Yayınları, 56 Sayfa, 2018

YANLIŞ GİDEN BİR ŞEYLER VAR

Ne yapacağımı düşünüp durmak, yapmaktan daha fazla yoruyordu beni. “Yap kurtul!” dedim. Yapamadığım her şeyin mezarıydı artık zihnim. Ben de tuttum sevdim. Çocukken de kötüydü zaten matematiğim. Bu yüzden hesapsız, rakamsız ve sorgusuz sevdim. Sahip olduğum en değerli hazinemi serdim ayaklarının altına.

Hayallerimi...

Ona hayallerimi gösterdim.

Böylece ele geçirildim.

Kalabalıkların arasında fark edilemez hale gelenler, yalnızlıktan kalbini kemirenler, cüzdanları şişkin yoksullar, hırkasız dervişler, şiirle sarhoş olanlar, saat kullanmayanlar, kalplerinin ucuna kuş sesli ziller asanlar, burkulan yerlerine buz basanlar, dertlerini cigaranın ucunda tellendirenler, sokakların gürültüsüyle iyice sessizleşenler...

Belli ki yanlış giden bir şeyler var...

Ne var ki hayat, yanlışı düzeltmek için değil, yanlışa katlanmak için var.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Yanlış Giden Bir Şeyler Var, Mesud Topal, Destek Yayınları, 176 Sayfa, 2018