Vitrin: Yeni Çıkanlar

İyi pazarlar sevgili İleri Kitap okurları! Sizlere, bayram tatilinizi dolu dolu geçirebileceğiniz yepyeni kitaplarla dolu bir vitrin hazırladık. İyi okumalar!



19-08-2018 09:48

İleri Kitap

BARIŞ AKARSU’LU YILLAR - METİN SÖZÜÇETİN

“Sırlarım acıdan ağlar örer, kendi kayboluşlarım sende dursun isterim/ Ağladım senin için ilk defa, elimde parçalanmış bir hayat var aslında şarkısını söyledi. Lösemili çocukların gözlerinin içi gülüyor, doktor ve hemşireler ağlıyordu.”

“Müthiş huzur dolu bir ortam hissettik. Yukarı Meryem Ana’ya vardığımızda, sanki melekler ordusu gibi ahenkli güler yüzlerle karşıladılar, herkes sıcacıktı.”

“Bob Geldof gibi, U2’nun Bono’su gibi, Sting gibi duyarlı, dünya için ve içindekiler için kaygı ve sorumluluk duyan bir adamdı. Türkiye’de böyle içteni çıkmadı, bu yönünü herkes bilmeli.”

“Az yatmamıştı balık kokulu ağların üstünde sabaha kadar.”

“Abi mantarların ucunu eğer karıncalar kemirmişse o mantardan zarar gelmez, zehirsizdir. Ama eğer yenmemişse oturup düşünecen, kırmızımsılardan uzak duracan...”

“Bodrum Kalesi’ni gezmek istedi ertesi gün. Orada iki sene sonra gezegene veda konserini vereceğini nereden bilebilirdi?”

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Barış Akarsu’lu Yıllar, Metin Sözüçetin, Destek Yayınları, 2018, 216 Sayfa.

NANTUCKETLI ARTHUR GORDON PYM'İN ÖYKÜSÜ - EDGAR ALLAN POE

“Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü, Poe’nun yazdığı en büyük eserdir.” –Jorge Luis Borges

Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü, genç ve maceraperest Arthur Gordon Pym’in arkadaşı Augustus’la kaçak olarak bindiği Grampus isimli gemiyle güney denizlerine yaptığı yolculuğu anlatır. Gemide çıkan isyandan sonra Arthur ve arkadaşları hayatta kalmak için yamyamlık, açlık ve kötü hava koşullarına karşı mücadele eder.

Edgar Allan Poe’nun yayımlanmış tek romanı ve en dikkat çeken eserlerinden olan Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü,  Herman Melville’in Moby Dick, H.P. Lovecraft’ın Delililiğin Dağlarında kitaplarına esin kaynağı olmuş, Jules Verne ise romanın devamını Buzlar Sfenksi adıyla kaleme almıştır.  

Güvertede korkunç cinayetler işlenirken kamarandan dışarı çıkmaya cesaret edebilecek misin? 

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü, Edgar Allan Poe, Çevirmen: Dost Körpe, İthaki Yayınları, 2018, 192 Sayfa.

FALCONER HAPİSHANESİ - JOHN CHEEVER

Uyuşturucu bağımlısı Profesör Ezekiel Farragut, kardeş katlinden on yıl hapse mahkûm olur. Karısının azap verici ziyaretlerinin, hapishane yaşamının vahşi tekdüzeliğinin ve hafızanın ağır yükünün ortasında insanlığını korumaya, kefaretini ödemeye çabalamaktadır.

Falconer Hapishanesi’nde Cheever, edebiyatında önemli bir yer kaplayan banliyöden uzaklaşıyor. Ama parmaklıkların ardında bir hapishane romanından çok daha fazlasını yazıyor. Farragut’ın hikâyesinde kendi korkularıyla, kendi karanlığıyla yüzleşen yazar; özgürlüğü, insanın kendi zihninin ve bedeninin içinde özgür olabilme çabasını anlatıyor. Cheever’ın birçoklarınca başyapıtı sayılan ve hakkında en çok yazılan eserlerinden biri olan Falconer Hapishanesi, insanlık durumu üzerine büyüleyici bir kıssa niteliğinde.

“Falconer Hapishanesi, Amerikan ruhunun derin bir incelemesi – bir başyapıt.”

-  A.M. Homes - 

“Çağımızın en önemli romanlarından.”

- The New York Times - 

“John Cheever büyülü bir gerçekçi ve ışıltılı öykülerinde, Bullet Park’la Falconer Hapishanesi gibi eşsiz romanlarında karşılaştığımız üslubu, savaş sonrası Amerikan edebiyatının diğer bütün öncü yazarlarının üslubu gibi renkli ve özgün.”

- Philip Roth - 

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Falconer Hapishanesi, John Cheever, Çevirmen: Ayça Sabuncuoğlu, Can Yayınları, 2018, 192 Sayfa.

FLANÖZ: ŞEHİRDE YÜRÜYEN KADINLAR - LAUREN ELKİN

“Bırakın yürüyeyim. Bırakın kendi hızımda ilerleyeyim. Bırakın hayatın içimde, etrafımda dolaşmasını hissedeyim. Bana heyecanlı olaylar verin. Bana beklenmedik dönemeçleriyle köşebaşları verin.

Bana tekinsiz kiliseler, güzel vitrinler ve uzanabileceğim parklar verin.

Şehir sizi heyecanlandırır; bir işe başlamanıza, hareket etmenize, düşünmenize, istemenize,
bağlanmanıza alan açar. Şehir, hayatın ta kendisidir.”

Paris’in cam ve çelik kaplı pasajlarında doğan ve “amaçsızca dolaşan kişi” anlamında kullanılmaya başlanan “flanör” kelimesi Lauren Elkin’in bu kitabıyla erilden dişile çevrilerek “flanöz” oluyor. Yazar, sözlüklerin çoğunda bulunmayan bu hayalî kelimenin temsil ettiklerinden yola çıkarak yazdığı kitabında bizi Paris, New York, Tokyo, Venedik ve Londra’nın sokaklarında George Sand, Virginia Woolf, Jean Rhys, Agnès Varda, Sophie Calle, Martha Gellhorn ve Joan Didion gibi flanözlerin ayak izlerini takip ederek yürümeye davet ediyor. Elkin, yaşamöyküsünü, gezi notlarını ve edebi eleştiriyi bir araya getirerek yarattığı bu mozaikte kadınların edebiyat, sanat, tarih, sinema aracılığıyla metropolle kurdukları ilişkilerin seyrini ilham verici bir üslupla kayda geçiriyor.

“Kadınların kamusal alanda hak iddia edişine dair moralleri yükselten, toplumsal cinsiyet rollerini esneten bir eleştiri.”

–Deborah Levy, The Guardian, Yılın Kitabı

“Şehrin yürüyen kadınlarının tarihinin flanör edebiyatına eklendiğini görmek için yıllarca bekledim ve buna nihayet Elkin’in gerçekten akıl dolu, harika kitabıyla kavuştum.”

–Vivian Gornick

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Flanöz: Şehirde Yürüyen Kadınlar, Lauren Elkin, Çevirmen: Doğacan Dilcun Doğan, Nebula Yayınları, 2018, 372 Sayfa.

KOLEKTİF BELLEK - MAURİCE HALBWACHS

Şahsi hatıralarımız kendimize mi aittir? Küçük bir çocukken büyükbabamızla birlikte tanık olduğumuz bir toplumsal olay, lisedeki ilk günümüz, bir Paris seyahatinde görüp yaşadıklarımız… Peki ya tarih ile sosyal bakımdan hatırladıklarımız aynı şey midir? Tarih bir sosyal grubun hatırlama şekli midir? Belleğin ve hatırlamanın zaman ile mekân ile hatta müzik ile bir ilişkisi var mıdır?

Maurice Halbwachs’ın arkasında bıraktığı el yazmalarından yola çıkarak hazırlanan bu metin bize uzun vadede yayımlamayı tasarladığı önemli eserinden parçalar sunuyor. Bu parçalar, bellek ve toplum arasındaki ilişkilerin Halbwachs’ın düşüncesinin merkezi ve nihai aşaması haline geldiğini gösteriyor.

Halbwachs’ın çalışmasını ilginç kılan nokta, klasik pozitivist varsayımın aksine, yorumsamacılık ile determinizmi bir araya getiriyor olmasıdır. Halbwachs’ın bellek analizinin altında bir zaman tanımı da gizlidir. Zaman artık, her türlü olayın içinde gerçekleştiği homojen ve yeknesak bir ortam değildir. Zamana indirgenemez deneyimin alanlarını sorguladıkları için varoluşsal düşünceye bağlı olmayan öğeler arasındaki eşgüdümün basit bir ilkesidir.

Bir dostu, Halbwachs’ın en yüksek erdeminin belki de düşünsel gözü peklik olduğunu söylüyor. Bu gözü pekliğin Halbwachs’ın yaşamındaki karşılığı, iltifatlara aldırmamak ve sosyal hayatın zorlukları karşısında kayıtsız kalmaktır. İnsan kavramını nesnelerden ayrı bir varlık olarak tanımlamaya bu denli çaba gösteren düşünürlerden birinin, toplum ve bireyin birlikte inkâr ve yok edildiği toplama kampı cehennemine maruz kalarak yaşamını yitirmiş olması bir anlamda hayli simgeseldir.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Kolektif Bellek, Maurice Halbwachs, Çevirmen: Zuhal Karagöz, Pinhan Yayıncılık, 2018, 232 Sayfa.

HE-ERKEK PSİKOLOJİSİNİ ANLAMAK - ROBERT A. JOHNSON

He, Erkeğin içindeki dişil enerjinin kitabı; bir Jung analisti de olan Robert A. Johnson erkeğe mitolojiden de yararlanarak başka bir bakış atıyor. Jung’un tanımlamasına göre, her kadının bilinçdışında animus (maskülen yön), her erkeğin bilinçdışında ise anima (feminen yön) vardır. Bu özellikler cinsel ya da davranış unsuru olmaktan çok arketipsel enerjilerdir. Johnson, bu kitapta ve birlikte okunduğunda daha zevkli bir okuma serüveni sunan She, kitabında bu enerjilere yoğunlaşmaktadır. ‘…Modern Batı toplumundaki erkekler, kendi animalarını ayartmakta, kendi içlerindeki genç ve güzel kıza cinsel saldırıda bulunmaktadırlar. Zaman zaman erkeklerimizde ortaya çıkan o taşkın, aldatıcı, başına buyruk, her şeyden üstün ve tehlikeli ruhsal köpüklenme bu tür baştan çıkarmanın belirtisidir. Erkek, animasının gırtlağını sıkıp ya beni mutlu edersin ya da… der. Bu düpedüz ayartmadır. Erkek bunun bedelini ödeyecektir; çünkü her zaman yürürlükte olan ruhsal yasa gereğince, o taşkınlığın ardından, dengeyi sağlayacak olan bunalım mutlaka gelir.’ (s.73)

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: He-Erkek Psikolojisini Anlamak, Robert A. Johnson, Çevirmen: Berna Serveryan, Chiviyazıları Yayınevi, 2018, 143 Sayfa.

TOKYO GUL-RE 4.CİLT -  SUİ İŞİDA

“Biz gûllara düşmanlık besleyen bir varlık....” “Müzayede Yok Etme Operasyonu”ndan altı ay sonra... Inzivaya çekilmiş, çile girdabında sürüklenen Şuu Tsukiyama’yı kurtarmak için, Kanae von Rosewald ve Tsukiyama evi sakinleri “hasat toplama” adı altında, art arda “toplu adam kaçırma” eylemlerinde bulunurlar. Fakat bir türlü iyileşmek bilmeyen efendisinin haline kayıtsız kalamayan Kanae, kendi başına bir hareket başlatır. Öte yandan, terfi eden Quinx üyelerinin sıradaki hedefleri “Rose”dir. Birbirlerine Ken Kaneki üzerinden bağlı iki kişi, karşılaşmadan önce neler olacak...?

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Tokyo Gul-Re 4.Cilt, Sui İşida, Çevirmen: Hilal Nur Kartal, Gerekli Şeyler Yayıncılık, 2018, 224 Sayfa.