Vitrin: Yeni çıkanlar

Merhaba sevgili İleri Kitap okurları… Sıcak bir yaz haftasının son gününde altı kitap önerimizi sizlere sunuyoruz. İyi pazarlar ve iyi okumalar!



22-07-2018 01:02

İleri Kitap

MAYIS GECESİ, PORTRE – NİKOLAY GOGOL

Bir derebeyi çocuğu olarak Dikanka dolaylarındaki bir çiftlikte geçirdiği çocukluk yılları boyunca kulağına çalınan halk şiiri ve türküleriyle, masal, söylence ve öyküleriyle beslenen Gogol, Kazak atalarının aşkları ve efsanelerini dinleyerek büyüdü.

Rus gerçekçiliğinin kurucularından olan Gogol'e saygınlık kazandıran ilk eserleri Ukrayna'daki bu çiftlik yaşantısına dair anlatılardır. Bunların en ünlülerinden ikisi, Mayıs Gecesi ve Portre'dir.

Mayıs Gecesi'nde Levko ve Galya'nın aşkını köy yaşantısının içinde, usta işi doğa tasvirleriyle anlatan Gogol, Portre adlı öyküsünde, gizemli bir portrenin, insanların hırslarını birer enstrüman gibi kullanarak yaşantılarını nasıl cehenneme çevirdiğini anlatıyor.

Portre, Gary Shteyngart'ın Shylock on the Neva öyküsüne, Mayıs Gecesi de Nikolay Rimski-Korsakov'un aynı adlı operasına esin kaynağı olmuştur.

Edebiyatseverler için, Hasan Âli Ediz'in güzel Türkçesiyle...

"Kiraz ve salkım ağaçlarından meydana gelen sık ve el değ­memiş orman, köklerini suyun soğuk derinliklerine uzatmış­tı... Doğanın en güzel yelpazesi gece rüzgârı, gizlice ağaçların yanına sokularak onları öptüğü zaman, yapraklar sanki darılıyormuş gibi, zaman zaman başlarını hoşnutsuzlukla sallıyordu. Bütün doğa uykuda idi..." (Mayıs Gecesi'nden)

"Ün, onu hak etmeyip de çalana zevk veremez; o ancak onu hak edende sürekli bir etki uyandırır... Çartkov'un bütün duy­gu ve isteklerinin paraya yönelişi bundan ötürüdür. Altın onun tutkusu, ideali, korkusu, zevki, amacı olmuştu... San­dıklarda banknot desteleri büyüyor, kaderine böyle korkunç bir ödül düşen her insan gibi o da altından başka her şeye il­gisiz, sıkıcı ve gizemli bir insan halini alıyordu." (Portre'den)

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Mayıs Gecesi-Portre, Nikolay Gogol, Çevirmen: Hasan Ali Ediz, Yordam Edebiyat, 2018, 144 Sayfa

ANARŞİST BANKER – FERNANDO PESSOA

Dünya edebiyatının en yetkin ve üretken kalemlerinden Fernando Pessoa’nın bir dergide sessiz sedasız yayınladığı tek anlatısı olan Anarşist Banker, Pessoa evreninin tüm dünya dillerinde köşe taşlarından biridir.

Antikçağ felsefesine özgü diyalog yöntemiyle sofizmin ve paradoksların gücünü maharetle kullanan, keskin bir retorik sergileyen mizah yüklü bu metin, kışkırtıcı paradokslarla ve abese varan akıl yürütmelerle zihnin sınırlarını zorlar. Bir yandan hâlâ içinde yaşamakta olduğumuz burjuva toplumun ikiyüzlülüğüne ve yalanlarına, paranın ve gücün tahakkümüne, diğer yandan ise bu düzeni yıkma iddiasındaki düşünce ve hareketlerin benzer bir tahakkümü yeniden örgütleme potansiyeline edebiyatın sınırları içinde ışık tutar. 

Anarşist Banker, ustalıklı diyaloglar ve leziz görüş alışverişleriyle dokunmuş, berrak ve akıcı, yayınlandığı dönemden ziyade günümüzde ses getirecek türden, infilak gücü yüksek, yakıcı ve zihin açıcı bir metin.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Anarşist Banker, Fernand Pessoa, Çevirmen: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, 2018, 69 Sayfa

JOHN DELAHUNT: BİR CİNAYETİN HİKAYESİ – ANDREW HUGHES

Dublin, 1841. Aralık ayında soğuk bir sabah. Küçük bir oğlan çocuğu tatlı sözlerle kandırılıp annesinin yanından alınıyor ve vahşice katledilmiş olarak bulunuyor. Yoksulluk, eşitsizlik ve siyasal istikrarsızlığın egemen olduğu kentte işlenen onlarca elim cinayetten biri, ama diğerlerinden farklı olarak halkı galeyana sürüklüyor. Çünkü John Delahunt adında sorumsuz bir öğrenci olan katil, aynı zamanda Dublin Kalesi’ndeki istihbaratçıların ücretli muhbiri. İşin tuhafı, katil ne işlediği cinayetten pişmanlık duyuyor ne de alacağı cezadan korkuyor. Hücresinde idam gününü beklerken serinkanlılıkla hikâyesini kaleme almayı seçiyor.

Tarihî bir araştırma yaparken tesadüfen bu olayın belgelerini bulan Andrew Hughes, 1841’de geçen hikâyeyi Dickens’vari bir atmosferde ve gotik edebiyata yaraşır bir dilde aktarmayı ustalıkla başarmış.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: John Delahunt-Bir Cinayetin Hikayesi, Andrew Hughes, Çevirmen: Emre Can Sarısayın, Can Yayınları, 2018, 368 Sayfa

67 – OĞUZHAN UĞUR

Gördüğü ile gerçekte olması mümkün olmayan bir uyuşmazlık vardı aynanın köşesinden yansıyan görüntüsü ile arasında.

Normal bir hayatı olan, normal bir hayatı olduğunu düşünen adamdı. Ailesiyle birlikte gidecekleri tatil için çıktığı yol, O’nu hayatının yolculuğuna sürükledi. Kabus ve gerçeğin, gerçek ve pişmanlığın iç içe geçtiği bir yolculuğa....

Geçirdiği trafik kazasının ardından kendini hiç bilmediği bir yerde bulan; adını, mesleğini, ailesini ve en önemlisi kendini bilmeyen bir adamın hikayesi.

Kimsin sen? Kimsin oğlum sen? Lan ben kimim?! Bu ne LAN! KİMSİN SEN?!

İnsan azat edebilir mi kendini kendi azabından? Üstelik her adımda kendini keşfettiği bu yolculuğun sonu kaçmak istediği gerçeklere çıkıyorsa...

67, hakikatin göz ardı edilen kıyılarında, varoluş sancılarının tam ortasında, sahici, sarsıcı ve sürükleyici bir hikaye. Oğuzhan Uğur’dan iddialı bir ilk roman...

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: 67, Oğuzhan Uğur, Hayykitap, 2018, 128 Sayfa

KADIN VE İKTİDAR: BİR MANİFESTO – MARY BEARD

Mary Beard bu cesur kitabında sık sık kendisi de dâhil dünyadaki bütün kadınlara dil uzatan ve onları küçük düşürmeye çalışan kadın düşmanlarına ve internet saldırganlarına sesleniyor. Kadın düşmanlığının izlerini antik köklerine kadar takip ederek cinsiyet tuzaklarını ve zamanın başlangıcından beri güçlü kadınlara yapılan haksızlıkları inceliyor. Homeros’un Odysseia’sına kadar uzanarak kadınların günlük yaşamda liderlik rollerinden uzak tutulduğuna, topluluklara hitap etme hakkının erkeklerin tekelinde olduğuna dikkat çekiyor. Medusa’dan dili kesilen Philomela’ya, Hillary Clinton’dan yerine oturması söylenen Elizabeth Warren’a kadar örneklerle Beard, kadınların iktidarla ilişkisine dair kültürel varsayımlarımız ile güçlü kadınların erkek şablonuna uymayı reddetmesi gereken bütün kadınlar için önemli birer örnek teşkil etmeleri arasında aydınlatıcı paralellikler yakalıyor. Sosyal medyada karşılaştığı cinsiyetçi saldırılardan yola çıkan yazar hepimize şu soruları soruyor: Eğer kadınların, iktidar yapılarına dâhil oldukları düşünülmüyorsa, yeniden tanımlamamız gereken şey iktidar değil midir? Ve bunun için daha kaç asır beklememiz gerekiyor?

“Seslerini çekinmeden yükseltmeleri, harekete geçmeleri ve güçlerini yeniden tanımlamaları için kadınlara yapılan karşı konulmaz bir çağrı.”

-People-

“Tecavüzün, silahların olmadığı, kadınların susturulmadığı bir ortamda güç nasıl bir şey olurdu?”

-Guardian-

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Kadın ve İktidar-Bir Manifesto, Mary Beard, Çevirmen: İrem Sağlamer, Pegasus Yayınları, 2018, 128 Sayfa

ZEYNEP DANIŞMAN'IN ÖYKÜ KİTABI "KARŞI PENCERE" ÇIKTI

Zeynep Danışman’ın öykü kitabı “Karşı Pencere” çıktı

Zeynep Danışman’ın 2014 yılında yayınlanan şiir kitabı “Suskun”un ardından hazırladığı ilk öykü kitabı “Karşı Pencere” çıktı.

Üç öyküden oluşan kitap şimdilik sadece Bozcaada’da satışta olacak. Birçok mekanda ve Bozcaada Kitap Fuarı’nda raflardaki yerini alan “Karşı Pencere”, hem fiziki yapısı hem de dilindeki sadelikle bir çırpıda okunacak kadar ‘öz’, sonrasında dönüp bir de bazı cümlelerin altı çizilircesine yeniden göz atılacak kadar ‘detay’ barındırıyor. Karşı Pencere, zaman zaman romantizm, zaman zamansa gerçekliği sorgulayan bol diyaloglardan oluşuyor.

Kitabın önsözünde, “Okurken bir Linklater filmi içinde kendimi hissettim. Bir yandan öykü akarken, arka planda çalan müziği, dekoru, diyalogların geçtiği planı hayal ettim. Karakterin kızgınlıkları, duygusallığı, romantizmi, hayal kırıklığı ve çaresizliğine büründüm birkaç dakika içerisinde. Bu dil çok anlaşılır ve sadelik barındırıyor. Ve elbette ne denli kurgu olsa da, gerçekliğin ta kendisi aslında” denilirken kitap hakkında da, "Kabullenemesem de yavaş yavaş pencereden uzaklaşmaya başladım. Çünkü beni hayattan alıkoyuyordu. Kendimi, kendimle bırakarak yalnızlığıma döndüm tekrardan. Kitaplara sığındım. Huysuz ve bitkin bedenimi, dar bir sokağın köşesinde bırakılmış, küçük bir kafede buldum. Ara ara gazetede çıkan ilan gelse de aklıma, o da rüzgâra tutunamayıp gidiyordu" alıntısı yapılıyor.

Zeynep Danışman Hakkında

1992 İstanbul’da doğdu. Sainte Pulhèrie Fransız Lisesi’ni bitirdikten sonra Bordeaux Montaigne Üniversitesi’nde İletişim bölümünü, ardından da aynı üniversitede Belgesel Yönetmenliği ve Arşiv bölümünü bitirdi. İlk şiir kitabı “Suskun” 2014 yılında yayımlandı. Zeynep Danışman; Aslı ve Ali Levent’in ilk ve tek göz ağrısı, Nuran - Zeki Kurşun ile İlhan - Yusuf Danışman’ın torunu. Bir süredir adada yaşıyor. Çünkü düştü yolu deniz gözlü bir adamın yüreğiyle Bozcaada’ya!