Vitrin: Yeni çıkanlar

Değerli İleri Kitap takipçileri, haftanın yeni çıkan kitapları arasından sizlere özel bir derleme hazırladık. Beğeneceğinizi umuyor, keyifli okumalar diliyoruz.



10-10-2021 00:09

KÖPAN AVI - LEWIS CARROLL

“Carroll’ın muhteşem absürtlükteki Köpan Avı şiiri kelime oyunlarıyla, mantıksal paradokslarla ve matematiksel zırvalıklarla dolu.” –Martin Gardner

Lewis Carroll’ın hayatında Alice Liddell’dan sonra en önemli yere sahip çocuklardan olan Gertrude Chataway için kaleme aldığı ve arkasındaki gerçek anlama dair bir fikri olmadığını söylese de mutluluk arayışını anlattığına dair teorileri de reddetmediği şiiri Köpan Avı yazarın en gizemli, en oyunlu eserlerinden biri.

Mürettebatında, Tellal, Dava Vekili, Bilardo Sayıcısı, Kasap, Banker, Simsar, Çerçi, Fırıncı ve Kunduz olan bir gemi açıldı denize. Hep beraber Köpan avındalar, pek tehlikeli bir Böğhörk de olabileceği düşünülen şu efsanevi canlının peşinde.  

Lewis Carroll’ın önce başka bir kitabında kullanmayı düşündüğü ama son hâlini aldıktan sonra ayrıca yayımlamaya karar verdiği Köpan Avı sadece aklın pusulasını kenara atanların yolunu bulabileceği acayip mi acayip bir şiir.

Çevirisinin yanında özgün metinle beraber.

Henry Holiday’in çizimleriyle.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Köpan Avı, Yazar: Lewis Carroll, Çeviren: Barış Pirhasan, İthaki Yayınları, 2021, 112 Sayfa

ÖLÜM NE YANA DÜŞER USTA: DİYARBAKIR, SURUÇ, ANKARA KATLİAMLARI - GÜL BÜYÜKBEŞE & SİBEL TEKİN

10 Ekim 2015 Cumartesi günü, mevsime inat, güneşli bir gündü. Kitlelerin Ankara Garı’na aktığı kalabalık, coşkulu, heyecanlı, sevinçli bir gün…

Öyle başladı.

Güneşli, kalabalık, coşkulu, heyecanlı, sevinçli gün ve hayat… saat 10.04’te durdu…

Saatlerin, günlerin ve ayların kederli akışından sonra kendimize ilk sorduğumuz soru bu oldu; biz neden böyle bir şiddetin öznesi olduk? Sadece Ankara’da Garın hemen önünde değil, Diyarbakır’da çok kalabalık İstasyon Meydanı’nda, Suruç’ta Amara Kültür Merkezi’nin küçücük bahçesinde neden öldük?

Buzdolabında ölü çocukların, sokaklarında ölü anaların olduğu bir zamana ve mekâna nasıl sıkıştık?

Sorular soruları taşıdı.

Çok değil elli yıl öncesinin genç, devrimci, romantik Filistin halk savaşçıları nasıl olmuştu da yerini, kendisine benzemeyeni yok etmek isteyen acımasız İslamcı intihar eylemcilerine bırakmıştı?

Nasıl olmuştu da, Ortadoğu’nun otokratik yönetimleri kendi çeperlerinde bir isyan dalgasına yol açmıştı? Nasıl ve neden? O isyanlara sonra ne olmuştu?

Ortadoğu dediğimiz yer nerede başlıyor, nerede bitiyordu?

Kendilerinin olmayan topraklarda başka ülkelerin askerleri ne arıyordu?

Bize ait olmayan topraklarda bizim ne işimiz vardı?

Irak ve Suriye arasındaki sınır belirsizleşirken, hükümranlığı zayıf(latılmış) bu iki ülkenin

Türkiye ile sınırına ne olmuştu?

Türkiye’nin bir güney sınırı var mıydı? Varsa intihar yeleği kuşanmış adamlar o sınırdan nasıl geçebilmişti?

Bu adamlara yardım eden başka adamlar, yıllardır izlenmiyor muydu?

Türkiye karayolları nasıl olmuştu da bir “cihad otobanına” dönüşmüştü?

Sınırı geçen ve kendileri için hazır edilmiş intihar yeleklerini kuşananlar Türkiye

karayollarını nasıl bu kadar kolayca aşabilmiş ve hedeflerine varmışlardı?

Biz neden hedef olmuştuk? Diyarbakır’da, Suruç’ta, Ankara’da, Gaziantep’te ve daha birçok yerde…

Bu kitap, bir idrak gayretinin ürünü… Soruların soruları izlediği bu kitap hem de bir borcu ödemek için yazıldı… Arda kalanların gidenlere borcu… Unutulmasınlar, hep bilinsinler diye..

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Ölüm Ne Yana Düşer Usta: Diyarbakır - Suruç - Ankara Katliamları, Yazar: Gül Büyükbeşe & Sibel Tekin, Nota Bene Yayınları, 2021, 416 Sayfa

KUM SAATİNDE KUMKAPI - JAKLİN ÇELİK

Yıllardır uyuyakalmış kiremitler darbelere direndiler, birbirlerine daha bir sıkı kenetlendiler. Mutluluklar hüzün, yaşanmışlar yaşanmamış, günler hafta, aylar yıl olup birbirlerini bırakmamacasına. Çok geçmedi, indirdiler terası aşağıya. Cumbalı katın tavanı yoktu artık. Dört duvar bütün çıplaklığıyla ortadaydı. Sadece insanlar mı utanır utanılmaması gereken çıplaklıklarından, evler utanmaz mı acaba? Eşyaların da bizde hatırı yok mu? Jaklin Çelik, Kum Saatinde Kumkapı’da, bizleri İstanbul’un tarihî semti Kumkapı’nın insanlarına, evlerine, sokaklarına, geçmişine dair duygu dolu ve capcanlı bir yolculuğa çıkarıyor. Yaşama uğraşının, kentin dokusunun, farklı kimliklerin ve kesişen hayatların anlatıldığı bu öyküler Çelik’in edebiyat serüveninin ilk ürünleri, ilk heyecanları...

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Kum Saatinde Kumkapı, Yazar: Jaklin Çelik, İletişim Yayıncılık, 2021, 108 Sayfa

DOLUNAY İKİ GECE SÜRER - BAŞAR BAŞARIR

Geleceğin mühendisi başarılı öğrenci Gamze ile köy enstitüsü mezunu babası emekli öğretmen İhsan Sami Bey… Bu ikili arasında uzanmakta olan fay hattı, Gamze’nin annesi Feriha Hanım’ın vefatından beri hayli aktiftir.

Gamze’nin üniversitede tanıştığı misafir öğrenci Stavros’la muhabbeti ilerletmesiyle baba-kız çatışması iyice şiddetlenir. Zira kabına sığmaz Gamze Yunan sevgilisinin kollarına, Girit’in koylarına kaçacak, böylece İhsan Sami Bey’in neşrettiği gayriresmi milli mücadele tarihinin gölgesindeki bu cesur girişim, kaçınılmaz olarak umutla dehşet arasında gidip gelen heyecan dolu bir maceraya evrilecektir. Çünkü ne İhsan Sami Bey’in pes etmeye niyeti vardır ne de aşkın, tutkuların ve tarihin dip akıntılarının öngörülebilir bir seyri…

Yunus Nadi Roman Ödülü sahibi Başar Başarır imzalı Dolunay İki Gece Sürer, 2000’li yılların hemen başında yaşanan beklenmedik bazı aksaklıkların büyük fırsatlara, hüsranların diri umutlara, zıtlıkların muhabbete, her türlü çılgınlığın da hayırlara vesile olduğu, tabiri caizse “ters köşe”lerle dolu muzip, hınzır, capcanlı bir roman. Akdeniz’in suları gibi sıcak, tılsımlı, sürprizlerle dolu…

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Dolunay İki Gece Sürer, Yazar: Başar Başarır, Can Yayınları, 2021, 384 Sayfa

YILDIZ HİKAYELERİ: DÜNYA KÜLTÜRLERİNDE TAKIMYILDIZLAR - ANTHONY AVENI

“Akıllı telefonlardan önce kitaplar vardı. Kitaplardan önce ise mağara duvarlarına veya kutsal tapınaklara yapılmış resimler vardı ve bu resimlerin iletmek istediği mesaj, günümüze ulaşmayan sözlü kelimelerle pekiştiriliyordu. Gökyüzü de yaşamın anlamı hakkında hikâyeler anlatmak için öteden beri bir tuval vazifesi görmüştür. Erken dönemlerde insanlar gökyüzü ile yeryüzü arasında gizli benzerlikler aramış, yarattıkları göksel imgeler yoluyla da yukarıdaki bilinmezi aşağıdaki günlük yaşamlarıyla birleştirme umudu taşımışlardır. Gökyüzüyle temasımız bizi insanlaştırmış, kim olduğumuza dair hikâyeler anlatmak için hayal gücümüzü kullanmaya teşvik etmiştir.”

Gökyüzünün farklı çağlarda ve farklı kültürlerde hayatın anlamı, kader ve gelecekle ilgili hikâyelerle birlikte anılması insanların ilgisini çekmeyi hep başarmıştır: Yunan ve Roma mitlerinden Çin mitolojisine, kadim kâhinlerden modern falcılara varıncaya dek, bilinmezi bilmenin başrolü olmuştur gökyüzü ve yıldızlar.

Kozmoloji üzerine kültürel çalışmalarıyla tanınan Anthony Aveni, nesillerden beri sevilerek anlatılan hikâyeleri bir araya getirerek yıldızlarla dolu gökyüzünün sıra dışı bir haritasını çıkarıyor: Orion, Pleiadlar, Samanyolu’nun karanlık bulut takımyıldızları, Kutup takımyıldızları vb.

Yıldız Hikâyeleri hayat karşısında yaşadığımız deneyimlerin gökyüzündeki yansı¬ması üzerine olağanüstü bir çalışma.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Yıldız Hikayeleri - Dünya Kültürlerinde Takımyıldızlar, Yazar: Anthony Aveni, Çevirmen: Erdem Gökyaran, Yapı Kredi Yayınları, 2021, 152 Sayfa

GEVEZE: KAFAMIZIN İÇİNDEKİ DIRDIRCI SES VE ONU DİZGİNLEMENİN YOLLARI - ETHAN KROSS

Benzersiz bir becerimiz var: iç sesimiz. Hedeflerimize ulaşabilmemizi, yaratabilmemizi, mutlu anlarımızı zihnimizde tekrar tekrar yaşayabilmemizi ve kim olduğumuzu tanımlayabilmemizi ona borçluyuz. Ama bu bilgelik kaynağı, en çok ihtiyaç hissettiğimiz anlarda en acımasız düşmanımıza dönüşebiliyor. Acı veren duyguları aklımıza sakız yapıyor, utanç dolu anlarımızı zihnimizde tekrar tekrar canlandırıyor, bizi düşüncelerimizin kıskacından kurtarmıyor, aksine sinsi bir şeyin doğmasına yol açıyor: dırdırcı iç ses.

İç sesin hem yardımsever bir süper güç hem de bizi yaralayan yıkıcı bir kriptonit olmasının yarattığı kaçınılmaz gerilim, insan zihninin en büyük bilmecelerinden biri. Peki yok mu onu dizginlemenin bir çaresi?

Ödüllü nörobilimci ve psikolog Ethan Kross büyük yankı uyandıran kitabı Geveze’de sayısız vaka ve araştırmadan yararlanarak, iç sesi dizginlemek için bir dizi araca sahip olduğumuzu gösteriyor. Aslında hep gözümüzün önünde olan ama farkında olmadığımız; kullandığımız sözcüklere, anlattığımız hikâyelere, sevdiklerimizle yaptığımız konuşmalara, alışkanlıklarımıza, hatta bazen tuhaf ritüellerimize gizlenmiş araçlar.

Etkileyici, sürükleyici, aynı zamanda da özgün bakış açıları ve ipuçlarıyla dolu Geveze, kendinizle yaptığınız konuşmaları sonsuza dek değiştirecek ve daha mutlu, daha üretken bir yaşam sürmenize yardımcı olacak bir kitap.

"Çığır açıcı."

Susan Cain

"Başyapıt."

Angela Duckworth

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Geveze - Kafamızın İçindeki Dırdırcı Ses ve Onu Dizginlemenin Yolları, Yazar: Ethan Kross, Çevirmen: Ayşegül Çetin, Domingo Yayınevi, 2021, 272 Sayfa