Vitrin: Yeni Çıkanlar

Değerli İleri Kitap okurları, bu hafta da sizler için yeni çıkanlardan seveceğinizi düşündüğünüz 5 kitap derledik. Keyifli okumalar ve iyi pazarlar dileriz.



19-01-2020 00:03

LEYLAN – SELAHATTİN DEMİRTAŞ

“Bu hayatta her şeyiyle güvenebildiğiniz en az bir kişi olmalı. Yoksa kendinizi hep yalnız hissedersiniz. İnsanların çoğu yalnızdır o yüzden, yapayalnız. Yaşananlar kelepir bir hayatın ikinci el versiyonu gibidir. Yaptığınız hiçbir şey size ait değildir, benliğinize, özünüze. Hayatınız, tümüyle güvensiz bir ortamın mecburen size yaptırdıklarından ibarettir.
“Saf çocukluk halinizden geriye yüzünüzde ‘memur gülüşü’, dudaklarınızda ‘gammaz öpüşü’ kalır. Öptüğünüz yer kirlenir, güldüğünüz zaman herkes incinir. Elinizde etrafı yeşil dantelli beyaz bir mendil de yoksa temizleyemezsiniz hiçbir yerinizi.
“Ben Serap’ı böyle sevdim, en saf halimle, uzaktan.”

Yaşadığımız bu nefes aldırmayan, “tuhaf” dönemin Diyarbakır’da başlayıp İstanbul’a, oradan Zürih’e uzanan ve Nusaybin’de sonlanan hikâyesi... Muktedirlerin kirli sırıtışlarına inat, hülyasının, serabının üzerine titreyen, acısını içinde koyultsa da yalan ve şiddet üzerine kurulu “zulüm makinesini” sabırla, mizahla, yoldaşça dayanışmayla, zekayla maskara eden insanlar: Kudret, Bedirhan, Sema, Mutlu, Zeliha ve sonrasında Celal. Hayatı “büyük insanlık”a zehretmeye yeminli o “makinenin” katı/soğuk gerçekliğine bir an olsun gevşemeyen bir varoluş mücadelesiyle, bilgece bir meydan okuyuşla göğüs geren karakterler... 

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Leylan, Yazar: Selahattin Demirtaş, Dipnot Yayınları, 2020, 300 Sayfa

YOK ŞEHİR - RİCARDO PİGLİA

Gözetim toplumuna karşı direniş…

Arjantin edebiyatının keskin kalemlerinden Ricardo Piglia’nın fütürist polisiyesi Yok Şehir, totaliter sistemlerin hasıraltı ettiği toplumsal travmayı dile dökmenin olanaklarını araştıran, ezber bozan bir roman.

Zamanı esnetip okurun zihninde belirsizleştirerek, bastırılmış ve sessizleştirilmiş gerçeklerin gün yüzüne taşınmasına aracılık eden bu merak uyandırıcı kitap, Arjantin’in dününü ve bugününü gözü pek bir kültürel ve siyasi kavrayışla ele alıyor.

Sözcüklere, hikayelere ve anlatıcının konumuna dair derin bir anlam sorgusuna dönüşen roman, topyekün resmi tarih anlatısının karşısına bedenin, öznelliğin ve parçalı gerçekliklerin hakikatini koyuyor.

Buenos Aires’teki günlük bir gazetede muhabir olarak çalışan Junior, Elena adlı bir kadının hafızasını barındıran bir makinenin varlığını öğrenir. Devletin işlediği suçlara ve hak ihlallerine dair hikâyeler anlatan makine sayesinde gerçeklik, kendine yeraltında yeni yollar açarak bütün ülkeye yayılır. Tanıklıklar insanlara ulaştıkça devlet otoritesi için birer tehdide dönüşür. Polis makineyi durdurmanın, Junior ise hikâyelerin kaynağına yani Elena’ya ulaşmanın peşindedir.

Piglia’nın cesaret isteyen kavramları olağanüstü bir incelikle ele aldığı Yok Şehir, “hatırlamak” olgusu üzerine temellendirdiği gerçeküstü anlatımıyla, zamanımıza hitaben kaleme alınmış, ulusal sınırları aşan bir başyapıt...

"Bunlar unutulmuş dünyalar, diye düşündü, artık kimse hayatın anısını saklamıyor. Geleceği çocukluğumuza ait bir evmiş gibi görüyoruz."

“Piglia, Gabriel Garci Marquez’in ışıltılı zamanlarından bu yana Latin Amerika’dan çıkan en iyi yazar olabilir. Yok Şehir her koşulda bir başyapıt.”

Kirkus Review 

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Yok Şehir, Yazar: Ricardo Piglia, Çevirmen: Pınar Savaş, DeliDolu Yayınları, 2020

KEŞKE ANNE BABAM DA OKUSAYDI DEDİĞİNİZ KİTAP - PHİLİPPA PERRY

“Bu basit bir ebeveynlik kitabı değil.

Bu kitap, çocuklarımızla nasıl ilişkilerimiz olduğu, iyi bağ kurabilmeyi neyin engellediği ve bu bağın nasıl geliştirilebileceği hakkında.

Bu kitap, bizim nasıl yetiştirildiğimiz ve bunun bizim ebeveynliğimiz üzerindeki etkileri, yapacağımız hatalar –özellikle de hiç yapmak
istemediklerimiz– ve bunlarla ilgili ne yapmamız gerektiği hakkında.

Bu kitapta ebeveynlikle ilgili püf noktalar veya kestirme yollar bulamayacaksınız, hatta bu kitap bazen sinirinizi bozup, sizi öfkelendirebilir veya daha iyi bir ebeveyn olmanızı sağlayabilir. İlk ebeveyn olduğum zamanlarda okumuş olmayı dilediğim ve keşke annem babam da okumuş olsaydı dediğim kitabı yazdım.” 

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Keşke Anne Babam da Okusaydı Dediğiniz Kitap, Yazar: Philippa Perry, Çevirmen: Güldehan Aysan, Hep Kitap Yayınları, 2020, 256 Sayfa

NİETZSCHE: PERSPEKTİVİZM-GÜÇ İSTENCİ-DOĞRULUK - SONER SOYSAL

Nietzsche’nin doğruluk ve bilgi hakkındaki görüşleri onun felsefesinin en fazla karanlıkta kalmış bölümüdür. Bunun bir nedeni, onun bu görüşlerinin yayımlanmış eserleri ve yayımlanmamış notlarında dağınık bir şekilde bulunmasıdır. Aynı zamanda, Nietzsche’ye göre doğruluk ve bilginin ne anlama geldiğini anlamak için onun güç istenci ve perspektivizm teorilerine de nüfûz etmek gerekir.

Birbirine çok sıkı bir şekilde bağlı olan bu kavram ve teorilerden oluşan yapı anlaşıldığında Nietzsche felsefesinin bütününe ilişkin pek çok yanlış anlaşılma ve çarpıtma daha açık bir şekilde gün yüzüne çıkar. Bu nedenle, bu kitap yalnızca felsefeciler için değil, Nietzsche’yi anlamak isteyen tüm okurlar için yararlı bir inceleme niteliğini taşımaktadır. 

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Nietzsche: Perspektivizm-Güç İstenci-Doğruluk, Yazar: Soner Soysal, Say Yayınları, 2020

POST-MORTEM - ALBERT CARACO

Sevilen ve nefret edilen annenin insan varlığına nüfuz eden tensel ve tinsel köklerini, ölümün ardında bıraktığı muğlak duyguları, mesafeli ve ihtiyatlı ama şiirsellikten nasibini almış bir üslupla resmeden bir ağıt.

Caraco'nun felsefesini, güçlü üslubunu, berrak ama karanlık, nihilist ve kötümser tarzını somutlayan aforizmalar toplamı Post-Mortem yıkıcı bir zekânın, doğuran ve hadım eden bu Ezeli Anne figürüne yönelik son derece yalın ve aynı ölçüde incelikli, "alengirli", daima muhteşem, daima katlanılmaz paradokslardan ibaret otobiyografik metni.

"Hayal kırıklığına uğramış hümanist"in, "insanlık soykırımının tellalı"nın gözünden Muhterem Valide'ye yazıl mış bu karalama, Caraco'nun soğuk nesnelliğiyle gizlemeye çalışsa da bütün ketlenmelerinin ve yaratısının belki de temellerinde bulunan ve kökleri İstanbul'a uzanan bir kırılganlığın, acının en lirik ifadelerindendir.

Caraco bizi boşlukları, kâğıdın, yaşamın boşluklarını doldurmaya ya da bu boşluklara bakabilme cesareti göstermeye davet ediyor... 

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Post-Mortem, Yazar: Albert Caraco, Çevirmen: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, 2020, 117 Sayfa