Uzaktan eğitim: Piyasa aktörlerinin elinde eğitim hakkının tasfiyesi mi?

Eğitimde pandemi süreciyle birlikte geçilen uzaktan eğitimle ilgili Talim Terbiye Kurulu Başkanı Dönmez “salgın sonrası bazı dersler uzaktan yapılabilir” açıklamasında bulundu. Uzaktan eğitim konusunu İleri’ye değerlendiren Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan ise “Uzaktan eğitim uygulamalarını yüz yüze eğitimle eşitleyen bir hat yaşama geçirildiği noktada özellikle yoksul ailelerin çocukları, dezavantajlı çocuklar açısından eğitim hakkı tamamen ortadan kaldırılıyor” ifadelerini kullandı.



05-06-2020 12:01

Tugay Candan - @TugayCandann

Mail: tugaycandan@ilerihaber.org

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, Covid-19 salgını sürecinde geçilen uzaktan eğitimle ilgili MEB’in bir başarı hikayesi yazmak istediğine dikkat çekerek, “Uzaktan eğitim süresince yüz yüze eğitimde yaşanan eşitsizlikler daha da derinleşti” dedi. Eğitim Sen Genel Başkanı, Talim Terbiye Kurulu Başkanı Burhanettin Dönmez’in “salgın sonrası bazı dersler uzaktan yapılabilir” ifadelerine ilişkin ise uzaktan eğitim uygulamaların yüz yüze eğitimle eşitlendiği noktada, yoksul ailelerin çocukları ve dezavantajlı çocukların eğitim hakkının tamamen ortadan kaldırıldığının altını çizdi.

Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgının ülkede yayılmasıyla örgün eğitime ara verildi. Bu süreçte başlatılan uzaktan eğitim uygulaması ise içerikler ve öğrencilerin eğitime ulaşım koşulları açısından ilk günden itibaren tartışmalara sebep oldu.

TALİM TERBİYE KURULU BAŞKANI: UZAKTAN EĞİTİM DEVAM EDEBİLİR

1 Haziran’da Hürriyet’te Talim Terbiye Kurulu Başkanı Burhanettin Dönmez’in “Pandemi döneminde uzaktan eğitim ve Türkiye’de eğitimin geleceği” başlıklı yazısı yayınlandı. MEB’in bu süreci başarılı bir şekilde yürüttüğünü iddia eden Dönmez yazısında, uzaktan eğitimin bundan sonraki süreçte de işlevini sürdüreceğini öne sürdü. Dönmez “Bazı dersler uzaktan yapılabilir” ifadelerini kullandı.

EĞİTİM SEN: YÜZ YÜZE EĞİTİMİN YERİNİ ALMASI SÖZ KONUSU DAHİ EDİLEMEZ

Dönmez’in yazısına Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) tarafından ‘Eğitim Günlüğü’ bülteninde yanıt verildi. Eğitim Sen’den konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Uzaktan eğitimin yüz yüze eğitimin yerini alması söz konusu dahi edilemez. Piyasa aktörlerinin, salgının oluşturduğu atmosferi de kullanarak, eğitimi ticarileştirmesi anlamına gelecek bu adıma evet demeyeceğimizin bilinmesi gerekmektedir” denildi.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı’nın bir gazete için yazdığı yazıda artık bazı derslerin yüz yüze değil de uzaktan yapılması gerektiğini ifade etmesi yeni bir tartışma başlattı. Okullarda ‘yeni normalin’ nasıl olması gerektiğinin tartışıldığı bir dönemde; üstelik eğitimin beyni olarak kabul edilen bir birimin başında bulunan bir kişi tarafından bu yazının yazılması dikkatlerin bu alana dönmesine neden oldu. Okul sadece öğrencinin akademik bilgi edindiği bir mekân değil, içerisinde kişisel gelişimini sağladığı, sosyalleştiği bir mekândır. Uzaktan eğitimin okulun yerini alacağına dair söylemler piyasanın gereksinimini yansıtır, bizim değil. Uzaktan eğitimin yüz yüze eğitimin yerini alması söz konusu dahi edilemez. Piyasa aktörlerinin, salgının oluşturduğu atmosferi de kullanarak, eğitimi ticarileştirmesi anlamına gelecek bu adıma evet demeyeceğimizin bilinmesi gerekmektedir. Eğitim Sen, ısrarla ve inatla tüm öğrencilerin kamusal eğitim hakkını savunmayı sürdürecektir. “

FERAY AYTEKİN AYDOĞAN: SAĞLIK ALANI GİBİ EĞİTİMDE DE ALGI KAMPANYASI YÜRÜTÜLÜYOR

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan ise salgın sürecinde uzaktan eğitimin başarılı olup olmadığı, Talim Terbiye Kurulu Başkanı’nın ifadeleri, uzaktan eğitimin yaratacağı problemler ve eğitimin başlama tarihine ilişkin açıklamalarda bulundu.  

Salgın süresince siyasi iktidarın sağlık alanında yaratmaya çalıştığı algı kampanyasının benzerini eğitimde de uygulamaya çalıştığına dikkat çeken Feray Aytekin Aydoğan, “MEB; yüz yüze eğitimin yerini kesinlikle alamayacak uzaktan eğitim uygulamalarını yüz yüze eğitimle eşitleyerek ve her hafta iller üzerinden yayınladıkları veriler ve öğretmenlere eğitim yöneticileri eliyle uygulanan mobbing ile bir başarı hikayesi yazmaya çalışıyor” derken, yayınlanan verilerin ise bu başarı hikayesiyle paralellik göstermediğini ve gerçek fotoğrafı kanıtladığını vurguladı.

‘ÖĞRENCİLER UZAKTAN EĞİTİME ULAŞAMIYOR’

Eğitim Sen Genel Başkanı, şunları söyledi:

“Öğretmenlerin uzaktan eğitim uygulamalarını kullanım oranları çok yüksek olmasına rağmen öğrencilere salgın döneminde dahi uzaktan eğitime erişim için bilgisayar, tablet, hatta TV, internet erişimi kamu kaynakları kullanılarak sağlanmadığı için öğrencilerin eğitim bilişim ağı uygulamalarını kullanım oranları çok düşük.

‘EĞİTİMDEKİ EŞİTSİZLİKLER DAHA DA DERİNLEŞTİ’

Öğrencilerimiz açısından uzaktan eğitim süresince yüz yüze eğitimde yaşanan eşitsizlikler daha da derinleşti. Eğitimin özelleştirilmesi, kamu kaynaklarının, halkın kaynaklarının ideolojik bir tercih olarak öğrencilerimiz için kullanılmamasının sonucu özellikle yoksul ailelerin çocuklarının uzaktan eğitime neredeyse hiçbir şekilde ulaşamadığına tanıklık ettik. Özel okullarla, kamu okulları arasında; kamu okullarına de yeterli bütçe ayrılmadığı için velilerden katkı payı, kayıt parası adı altında ücretler toplanarak ihtiyaçlarının karşılanmasıyla, fiilen özelleştirilmesi sonucu kamu okullarının kendi arasında ciddi eşitsizlikler oluştu. Emekçilerin salgın döneminde dahi çalıştırılmaya mecbur bırakılması ile birlikte uzaktan eğitime erişimde ebeveyn desteğine ihtiyaç duyan öğrencilerimiz çalışmaları, etkinlikleri takip edemedi. Kırsal kesimde yaşayan öğrencilerimiz internet erişim sorunu nedeniyle uzaktan eğitime erişim imkanından yoksun bırakıldı. Mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocukları, göçmen çocuklar, anadili Türkçe olmayan çocuklar, özel eğitim gereksinimi olan çocuklar uzaktan eğitime erişim sorunu ve ders içerikleri ve sunumlarının kapsayıcı olmaması nedeniyle eşitsizliği en derin şekilde yaşadılar.

‘BİLİMSEL EĞİTİMİ YOK SAYAN UYGULAMALAR İKTİDARIN BİLİNÇLİ TERCİHİ’

Uzaktan eğitimin ilk gününde öğrencilerimize yaşatılan idam, şiddet içerikli görüntüler ve devamında da ders içerikleri ve sunumları üzerinden ‘yeni rejim’ inşası örtük müfredat uygulamalarıyla hayata geçirildi. Uzaktan eğitimin ilk gününde büyük tepkilere neden olan görüntülerle ilgili soruşturma açıldığını kamuoyuna açıklayan MEB' in ise soruşturma sürecine dair hala bir açıklama yayınlamamış olması, yayınlama ihtiyacı hissetmemesi de yıllardır eğitim kurumlarında öğrencilerimize gerici, bilimsel eğitimi yok sayan uygulamaların siyasi iktidarın bir tercihi sonucunda yaşama geçirildiğinin de kanıtıdır.”

‘EĞİTİM EŞİTSİZLİĞİNDEKİ BOYUTUN İTİRAFI GİBİ…’

Feray Aytekin Aydoğan, yükseköğretimde ‘UZEM’ler üzerinden uzaktan eğitime hazır olduğunu açıklayan YÖK’ün kısa bir süre sonra ‘kayıt dondurma" kararını açıkladığına dikkat çekti.  Eğitim Sen Genel Başkanı, “YÖK' ün bu kararı uzaktan eğitime hiçbir hazırlıkları olmadığını, ‘UZEM’ lerin tabeladan ibaret olduğunu, özellikle yoksul öğrencilerin uzaktan eğitime ulaşım imkanının gerekli cihaza ve internet erişimine sahip olmadıkları ve öğrencilerin ihtiyaçları kamusal eğitimin temel gereklerinden olmasına rağmen devlet tarafından karşılanmadığı için eğitimdeki eşitsizliğin geldiği boyutun itirafı olmuştur” ifadelerini kullandı.

TALİM TERBİYE KURULU BAŞKANI’NIN YAZISI: ‘UYARILARIMIZIN HAKLILIĞI KANITLANDI’

Talim Terbiye Kurulu Başkanı Dönmez’in yazısını hatırlattığımızda, “’Eğitimin beyni’ olarak kabul edilen bir birimin başında bulunan bir kişi tarafından bu yazının yazılması uzaktan eğitimin ticarileştirilmesi, piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda kullanılması noktasında uyarılarımızın haklılığını kanıtlamıştır” yorumunda  bulunan Feray Aytekin Aydoğan, şunları söyledi:

“Talim ve Terbiye Kurulu Başkanının gazete için yazdığı yazıda artık bazı derslerin yüz yüze değil de uzaktan yapılması gerektiğini ifade etmesi; okullarda “yeni normalin” nasıl olması gerektiğinin tartışıldığı bir dönemde; üstelik te ‘eğitimin beyni’ olarak kabul edilen bir birimin başında bulunan bir kişi tarafından bu yazının yazılması uzaktan eğitimin ticarileştirilmesi, piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda kullanılması noktasında uyarılarımızın haklılığını kanıtlayan açıklamalardır. Okul sadece öğrencinin akademik bilgi edindiği değil içerisinde kişisel gelişimini sapladığı, sosyalleştiği bir mekandır. Uzaktan eğitimin okulun yerini alacağına dair söylemler piyasanın gereksinimini yansıtır. Uzaktan eğitim tamamlayıcı eğitimdir, yüz yüze eğitimin yerini alması söz konusu dahi olamaz. Uzaktan eğitim uygulamaları ile bir yandan eğitim alanının ticarileştirilmesi, bir yandan da öğretmenleri esnek çalışmaya zorlayan, denetleyen, öğreten-öğrenen özerkliğini ortadan kaldıran adımlar hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Sermaye gruplarının salgının oluşturduğu atmosferi de kullanarak, eğitimin ticarileştirilmesi anlamına gelecek bu adımlarına karşı öğrencilerimizin kamusal eğitim hakkına ve mesleki haklarımıza sahip çıkacağız.”

‘SALGIN DÖNEMİYLE SORUNLAR DERİNLEŞECEK’

Uzaktan eğitim uygulamaları dünya genelinde eğitim sendikaları tarafından uzun süredir temel tartışma başlıklarından birisi olduğunu da söyleyen Eğitim Sen Genel Başkanı, salgın dönemiyle birlikte yaşanılan sorunların hem öğrenciler hem de öğretmenler açısından daha da derinleşeceğinin görüldüğüne dikkat çekti.

‘YOKSUL AİLELERİN ÇOCUKLARI VE DEZAVANTAJLI ÇOCUKLARIN EĞİTİM HAKKINI ORTADAN KALDIRIR’

“Yapay zeka, uzaktan eğitim uygulamalarını yüz yüze eğitimle eşitleyen bir hat yaşama geçirildiği noktada özellikle yoksul ailelerin çocukları, dezavantajlı çocuklar açısından eğitim hakkı tamamen ortadan kaldırılıyor. Yoksulluğun, eşitsizliğin yeniden üretilmesi sonucunu doğuruyor” diyen Feray Aytekin Aydoğan, şöyle devam etti:

“Sosyal medya alanındaki şirketlerden, sermaye grupları ile yaşama geçirilen protokoller yoluyla online seminerlere kadar öğrencilerin kamusal eğitim hakkı ve öğretmenlerin mesleki hakları değil; sermayenin çıkarlarının esas alındığı bir sistem yaratılıyor.

Okulla, mekanla kurulan ilişki, okul kültürü, öğrencilerin sosyal, psikolojik gelişim süreçleri yok sayılarak salt "akademik bilgi" aktarımı üzerinden eğitim bireyselleştiriliyor. Öğrenciyi ve öğretmeni sürekli denetim altında bulunduran, öğreten-öğrenen özerkliğini ortadan kaldıran mekanizmalar yaratılıyor.

Tüm bunların sonucunda da eğitim emekçileri açısından rekabete, performansa dayalı esnek, güvencesiz çalışmanın, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırıldığı; öğrenciler açısından da kamusal eğitim hakkının tamamen elinden alındığı koşullar hayata geçiriliyor.”

EĞİTİMDE ‘YENİ NORMAL’: ‘İKTİDARIN DERDİ SERMAYENİN TALEPLERİ’

Eğitimde ‘yeni normal’ adımlarını da değerlendiren Eğitim Sen Genel Başkanı, YKS-LGS sınavlarının hazirandan yapılma kararından kreşlerin açılmasına, özel okullardan kamu okullarına nakil sisteminin salgın döneminde kapatılmasından, özel okullardaki telafi eğitimi kararlarına kadar pandemi süresince tüm politikaların AKP'nin iktidar olduğu günden bu yana sürekli yaptığı gibi sermayenin ihtiyaçları, talebi doğrultusunda adım adım uygulandığını belirtti.

‘Özel okul telafi eğitimi’ kararının özel okul velilerinin salgında ödedikleri okul, yemek, servis ücretlerinin iadesini istemesini durdurma yönünde bir karar olduğunun altını çizen Feray Aytekin Aydoğan, “Siyasi iktidar kamu okulları ile özel okullar arasında ciddi eşitsizliğe neden olacak bu kararın uygulanmasını sağlayarak bir kez daha tercihlerinin öğrencilerin eğitim, sağlık hakkı, eğitim ve bilim emekçilerinin ve tüm toplumun yaşam hakkı olmadığını bir kez daha deklare etmektedir” dedi.