'Üniversite içindeki çeteleşmeye göz yumuldu'

Aldığı tehditler yüzünden Çankaya Üniversitesi'nden ayrılmak zorunda kalan Araştırma Görevlisi Ekin Barış Şah, üniversite yönetiminin çeteleşmeye göz yumduğunu, Rektörlük destekli ülkücülerin okuldaki herkesi tehdit edebildiğini söyledi.



07-01-2019 11:20

Çankaya Üniversitesi’nde Araştırma Görevlisi Ceren Damar’ın öldürülmesinin ardından üniversite yönetiminden net bir açıklama gelmezken, saldırganın üniversiteye silahla nasıl girebildiği gibi tartışmalar da devam ediyor.

Aldığı tehditler yüzünden iki yıl önce üniversiteden ayrılmak zorunda kalan Araştırma Görevlisi Ekin Barış Şah'ın açıklamaları ise Damar'ın ölümünde üniversite yönetiminin sorumluluğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Evrensel'den Buse Vurdu'ya konuşan Şah, kendisinin de öğrenci tehditlerine maruz kaldığını ve üniversite yönetiminin bu tehditler karşısında hiçbir adım atmadığını söyledi.

2015-2017 yılları arasında Çankaya Üniversitesi Bankacılık ve Finans bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışan Şah, Ceren Damar’ın ölümünün kendisini derinden yaraladığını belirterek “Olayı haber aldığımdan beri bir akademisyen ve hukukçunun bu şekilde öldüğüne inanmak istemiyorum. Ceren hocanın gözümüzün önünde yitip gitmesine engel olamadık ancak sorumluların hesap vermesi için şu anda elimizden geleni yapmamız lazım” dedi. Şah, Ceren Damar’ın ölümünden üniversitenin önceki ve mevcut yöneticilerinin sorumlu olduğunu vurgulayarak, üniversite yönetimi tarafından yapılan açıklamada “toplumların şiddet eğilimi” ve “eğitim şehidi” gibi konunun üstünü örtmeye yönelik ifadeler kullanılmasına da tepki gösterdi.

‘KENDİLERİNE ÇANKAYA ÜLKÜCÜLERİ DİYEN GRUP REKTÖRLÜK ELİYLE İNSANLARI TEHDİT EDİYORDU'

2015 yılında göreve başladığında okulda kendilerine ülkücü diyen bir grubun etkinlikleri dışında hiçbir siyasal etkinliğin, hatta duyurunun bile bulunmadığını belirten Şah, bu grubun farklı görüşlerdeki öğrencileri sürekli tehdit ettiğini ve en ufak bir kültür-sanat etkinliğine bile engel olduğunu dile getirdi. Şah, Atatürk İlkeleri, Tarih, Araştırma ve Kültür Topluluğu (ATAK) adlı resmi toplulukta örgütlenen ve kendilerine “Çankaya Ülkücüleri” diyen grubun Rektörlük seviyesinde destek gördüğünü, bu nedenle son derece rahat bir şekilde etkinlikleri engelleyip insanları tehdit edebildiklerini ifade etti.

TEHDİT EDİLEN ARAŞTIRMA GÖREVLİSİNE SORUŞTURMA

2017 yılının Temmuz ayında kapalı bir Facebook grubunda yaptığı yorumların, bağlamından koparılarak sosyal medyaya servis edildiğini ve hakkında linç kampanyasının başlatıldığını anlatan Şah, “Kampanyayı başlatan Çankaya Üniversitesi Mezunlar Derneği yönetim kurulu üyesi ‘Çankaya Ülkücüleri’nden bir avukattı. Bu derneğin yönetim kurulunu incelerseniz tamamı 'Çankaya Ülkücüleri'nden oluşan, üniversitenin gazetesinde haberlerine yer verilen ve Çankaya Üniversitesi yönetimiyle sıkı ilişkiler içinde olan bir grup olduğunu görürsünüz. Ülkü Ocakları’nın başarılı bir linç kampanyasıyla ‘Çankaya Üniversitesi’ndeki hain’ etiketiyle sosyal medyada gündemin üst sıralarına yerleştim. Sosyal medya hesaplarımdan ve Çankaya Üniversitesi resmi e-posta adresimden ölüm tehditleri alırken üniversiteden destek almayı beklemiyordum. Lakin üniversitenin beni hedef gösterenlere, alenen tehdit edenlere değil de bana soruşturma açacağı aklımın ucundan geçmemişti. Soruşturmanın gerekçesi ise Türk büyüklerine hakaret, Türk büyüklerinden kasıtları Fırat Çakıroğlu…” dedi.

KAPISI YUMRUKLANDI, DEKANLAR SESSİZ KALDI

Bu süreçte linç kampanyası yürüten grup tarafından her gün odasına gelinerek kapısının yumruklandığını anlatan Şah, “Ancak bölüm başkanı, fakülte dekanı gözlerinin önünde gerçekleşen bu olaya sessiz kaldı, bir önlem alma gereği duymadı. Çankaya Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Dekanlığına can güvenliğim olmadığı için işe gelemediğimi, bu halde istifa etmekten başka çare kalmadığını, bu işin sorumlusunun bütün bu yaşananlar karşısında hiçbir tedbir almayan okul yönetimi olduğunu belirten bir e-posta yolladım” dedi. Şah, İİBF Dekanlığı'nın yanıt vermediği e-postanın linç kampanyası yürüten grubun eline ulaştırıldığını ve akabinde Twitter’da ‘istifasının’ kutlandığını belirterek “Bu e-postayı bu çetecilere kim ulaştırmıştı?” diye sordu.

NORVEÇ'E GİTTİKTEN SONRA E-POSTA İLE İŞTEN ATILDIĞINI ÖĞRENDİ

Artan baskılar sonucu işinden ayrılmak durumunda bırakıldığını anlatan Şah, “Sonunda ülkücülüğüyle bilinen başka bir bölümün bölüm başkanıyla, çalıştığım üniversiteden daha güvenli, “tarafsız” bir pastanede buluştuk. Ben zaten Ağustos ayında Norveç’e gideceğim için istifa dilekçemi verdim ancak dilekçede “kıdem tazminatı dahil tüm haklarımı” şart koştuğum için dilekçe işleme konulmadı. Birkaç hafta sonra ben Norveç’teyken gelen bir e-postayla ‘işe gelmediğim için’ işten atıldığımı öğrendim” dedi.

'VER PARAYI AL DİPLOMAYI SİSTEMİNİN DE HESABINI VERMEK ZORUNDALAR'

Ceren Damar’ın ölümünün nedenlerinden birinin de piyasacı mantıkla işleyen üniversiteler olduğunu anlatan Şah, çalıştığı bölüme iki yıllık Meslek Yüksek Okulundan (MYO) geçiş yapan öğrencilerin önceki derslerden muafiyet istemesiyle ilgili sorunlar yaşadıklarını söyledi. Öğrencilerin, MYO’da alınmayan derslerden bile muaf olmayı beklediklerini anlatan Şah, “Bir gün muafiyet derslerinin ilan edilmesi sonrası bir öğrenci hesap soran bir tavırla odama geldi, ‘Bana bütün derslerin saydırılacak demişlerdi’ dedi ve ben bu öğrenciyi gerekli açıklamaları yaparak nazikçe odadan gönderdim. Bir süre sonra MYO müdürü aradı ve ‘Ekin hocam tüm dersleri sayalım’ dedi, tabii saydık... Bu şartlar altında öğrencinin gözünde benim bir araştırma görevlisi olarak saygınlık kazanmam mümkün değil. Bu durum daha çarpıcı örnekleriyle ülkedeki bütün vakıf üniversitelerinde yaşanmaktadır” dedi.

Ceren Damar'ı öldüren öğrencinin, hakkında kopyadan işlem yapılmasını kabul edememesinin bu anlayıştan kaynaklandığını belirten Şah, “Yatay geçişle gelen bu şahıs ifadesinde ‘İkinci sınıf olacaktım birinci sınıftan başlattılar, haksızlığa uğradım’ demiş, oysa 'müşteri her zaman haklıdır'… Çankaya Üniversitesi bu ayrıcalıklı mafya özentilerinin açıklamasını yapmak zorundadır. Öğrenciye sunulan “parayı ver diplomayı al” servisinin hesabını vermek zorundadır” diye konuştu.