Umutsuzluğun kusursuz görüntüsü: Göğün Mavisi

İnsanların hepsi uşak... Aralarından biri efendi gibi görünüyorsa, diğerleri kasılmaktan çatlamakta... Fakat... Hiçbir şeye boyun eğmeyenler ya hapisteler ya da toprağın altında... Yani birkaçı için hapis ya da ölüm, geri kalan diğer herkes için de uşaklık...



07-06-2020 00:01

Şadi Erarslan

İnsan, hayatının başlamasıyla gizemli bir yolculuğa yelken açar. Bu yolculuk belirsizlik içinde devam ederken, bazı şeyleri kontrol altına almaya çalışırız. Kontrolünü sağlayamadığımız durumlarda ise olayın akşına bırakarak, elimizden bir şey gelmediği kanısına varırız. Yaşanan bu durumlar bizi peşinden sürüklercesine, yolumuzu kaybedeceğimiz, kararsızlıklarla doldurulmuş bir hayatın kıyısına getirebilir. Bir yerden sonra olağanlaşan belirsizlik, içinde yaşadığımız yaşamı çekilmez bir hale getirir. Bu da bizde umutsuzluğu tetikler. Hal böyle olunca bazen elimize aldığımız kontrol giderek kontrolsüzleşir. Yönünü kaybettiğimiz yaşamın yaşanmaya değer olmadığı düşüncesiyle karşı karşıya kalırız. Bu durumda bizim için bütün değer yargıları çöküşe geçer. Değersizleşen değerler karşısında yeni değerler kurmaya ya da yeniden can vermeye çalışırız; ancak bunun kurulması yeniden yaşama sokulması bizi aşan bir boyuta ulaşmıştır. Bir çöküntü halidir bu,  bir hastalığın yavaş yavaş bedenimizi ve ruhumuzu esaret altına almaya çalışırken bize verdiği ıstırabın kendini dışarıya vurmasıdır. Tam da bunların yaşadığı dönem, en çok ayağa kalmak istediğimiz zamandır. Bunun çok zor olduğu, hayli meşakkatli ve ayrıca tüm bilgeliğimize ihtiyaç vardır. Ta ki ihtiyacımız olan elin uzatılmasına kadar. Kendi çabalarımızla kendimizi yeniden yaşamın kıyısına çekmeye çalışırız. Çoğu zaman ayağa kalkmak sadece bizim çabamızla olan bir şey değildir. Bunun için birilerinin çabasına ve bilgeliğine ihtiyaç duyarız. Bu belki bir dostun sıcak kucaklamasıdır. Sevgilinin bize uzattığı saf temiz kalbidir. Belki de bazen yanı başımızda olan yakınlarımızdır. Ya da omuz başımızda olan yol arkadaşlarımızdır. 

Yazımızın konusu olan Georges Bataille kitabı Göğün Mavisi insan hayatının bazen çekilmez boyutlara ulaştığına eğiliyor. İnsan hayatını çıkmaza sokan; kutsallık, ihlal, tabu, nefret, tutku, gibi konulara eğilerek insanın doğasında bulunan ve yönlendiricisi konumuna ulaşan kavramları tüm çıplaklığıyla korkusuz bir dile anlatmaya çalışıyor. Göğün Mavisi, Sel Yayınları tarafından geçtiğimiz sene okurlarıyla buluşmuştu. 

“Açıkça hastaydım ve çok kötü bir şekilde acı çekiyordum. Tekrar korkunç bir uykuya daldım; tamamen belirlenmesi gereken her şey kopmaya başladı, karışık, çirkin ve şekilsiz şeyler; hiçbir çarem yoktu. Varlığım çürümüş bir madde gibi parçalar halinde yok olup gidiyordu...”

Gökyüzü mavisi

Savaşın esir aldığı Avrupa, faşizmin etkisiyle insanlığın büyük bir çıkmaza girdiğine, bunlar sonucunda çöken değer yargılarına ve bu yargıların yeniden kurulmasına tanıklık ediyor. Hikâye herkesin gözü önünde ve herkesin habersiz olduğu bir adamın yaşamını konu alıyor. Georges Bataille, varoluşçu felsefenin etkisiyle yaşamın soğuk yüzüyle bizi baş başa bırakıyor. Kahramanımızın düştüğü durumu tüm çıplaklığıyla el alır ve yaşamın nasıl yaşanılmaması gerektiğine dair bize ipuçları verir. Bir filozof edasıyla anlattığı yaşam Nietzsche’nin felsefesinden izler taşır. Öyle ki Avrupa’nın içinde olduğu bunalım Nietzsche’nin dekadans dediği döneme denk gelir. Böyle dönemlerde insan ruhu çöküntüye geçer ve bütün değer yargıları değersizleşir. Değersizleşen değerler karşısında çaresiz kalan insanlar; Nietzsche’nin tabiriyle sürü ahlakına mensup insanlardır. Kendilerini bu durumdan kurtaracak bir kahraman beklerler. Gökten kurtarıcı bekleyen insanlar bu durum karşısında belirsizlik içinde bocalamak zorunda kalırlar. Yaşanılan hiçbir şeyden bir anlam çıkarılmaya çalışılmaz. Bunalım ve çöküntü hali yeni değerlerin yeniden ortaya çıkmasıyla son bulur. Bir nihilizm söz konusudur. Kitapta anlatılmaya çalışılan da tam olarak budur. Dekadans döneminde bunalım yaşayan insanların yalnız başlarına değer yargılarını kurma sürecini ve bu süreçte başkalarıyla beraber nasıl bir yaşam kurduklarına odaklanılır.

“İnsanların hepsi uşak... Aralarından biri efendi gibi görünüyorsa, diğerleri kasılmaktan çatlamakta...  Fakat... Hiçbir şeye boyun eğmeyenler ya hapisteler ya da toprağın altında...  Yani birkaçı için hapis ya da ölüm, geri kalan diğer herkes için de uşaklık...”

Yazıldığı dönemden itibaren 20 yıl yasaklı kalan bir hayatın sarsıntılı, erotizm ve ölüm birliğinin tanıtlandığı Göğün Mavisi Georges Bataille’nin putları alaşağı ederek provokatif dünya görüşünün bir keskin ifadesi.

KÜNYE: Göğün Mavisi, Georges Bataille, Çeviren: Yaşar Avunç, Sel Yayınları, 2019, 135 Sayfa.