Umut tükenir mi hiç?

Umut tükenir mi hiç?

Şartlar düzelene ve başarı kazanılana kadar yine yenil, daha iyi yenil! Geçmişin ters giden veya başarısızlık olarak görülebilecek veçheleri bugünün olaylarına ve onların geleceğine ışık tutmaya devam edebilir. Geçmişin başarısızlıklarını reddetmek yerine onlara dayanmak zorundayız.

Ufuk Akkuş                                                       

Ütopyalar çağının sonuna mı geldik? İnsanlığın geleceğine dair umutlarımız tükendi mi? Bugünlerde sıklıkla ifade edildiği gibi, dünyanın sonunu hayal etmek kapitalizmin sonunu hayal etmekten daha mı kolay? Ernst Bloch “Umut İlkesi” kitabını yazdığında Nazi Almanya’sından sürgün edilmiş; Yahudi, Marksist ve ateist bir entelektüel olarak en karanlık anlarda bile umuda bağlı kalmayı sürdürebildi. Peter Thompson’ın aktarımına göre “Umut İlkesi” ilk halinde “Daha İyi Bir Yaşam Düşleri” adını taşıyordu.

Peter Thompson ve Slavoj Zizek, “Umudun Mahremleştirilmesi Ernst Bloch ve Ütopyanın Geleceği” adlı derlemeyi Bloch’un “Umut İlkesi”ni yayınlamasının üzerinden geçen yıllarda nelerin değiştiğini göstermek için kaleme almışlardır. Thompson’a göre kriz derinleştikçe tehlikede olan yalnızca ekonomik istikrar değil; ilaveten, savaş sonrası toplumsal yapılanmadaki politik ve ideolojik hegemonyanın kendisidir. Ancak 1945’ten bu yana hüküm süren ideolojik kontrole ilişkin politik ve ekonomik sistemin maskesi 2000’li yıllarda düşmüştür. 2008 yılı geç dönem kapitalizmin Berlin Duvarı uğrağıdır.

İnsanlık hakkında aşkın olan tek şey, Bloch’un tabiriyle bizim aşma arzumuzdur. Bu arzu pek çok biçime bürünebilir ama aynı zamanda öğrenilmek zorundadır. Umut, sırf kendiliğinden meydana gelmez. O deneyimin, başarısızlığın ve gerçekliğin gündelik kabulüne yönelik direnişin ürünüdür. Bloch buna "eğitilmiş umut" adını veriyor. Dolayısıyla umut öğrenir ama kendi koşullarını oluşturmasının yanı sıra öğretir de.

20 yüzyılda ütopyanın hala söz konusu önemini savunan en özgün düşünür olarak görülen Bloch, 4 Ağustos 1977’de öldüğünde ütopyacı bir Marksist ve umut filozofu olarak tanınıyordu. Thompson ve Zizek’in editörlüğünü yaptığı 13 makaleden oluşan “Umudun Mahremleştirilmesi” kitabında, Bloch’un “Umut İlkesi” kitabı umut ve ütopya kavramları çerçevesinde tüm boyutları ile değerlendiriliyor. Hegelci felsefeye, metafiziğe ve dine de ilgi duyan Bloch’un düşünsel dünyası; bunların yanı sıra antropoloji, eskatoloji, mitoloji, edebiyat, müzik, feminist yaklaşım ve spekülatif materyalizm açısından da ele alınıp tartışılıyor.

Wayne Hudson’un belirlemesiyle modern toplumsal ütopyacılığın aksine Bloch, ütopyanın her türlü insani etkinliğe yayıldığını ve insanın doğa deneyimi de dahil olmak üzere tarihsel-toplumsal insani dünyaya özgü olduğunu öne sürmüştür. Anın şimdisinin o dinamik yapısı insanın kültürel deneyiminin tamamını şekillendirir. Dolayasıyla ütopya, edebi bir türe ya da toplumsal ütopya denen şeye indirgenmemeli. Ütopya insanın kültür dünyasını yapılandıran, yerine getirme/doyurma, mutluluk ve eve dönme hayaliyle ilişkilidir.

İyimserliği temel ilkesi sayan Bloch’a göre bir Marksist'in kötümser olmaya hakkı yoktur. Bloch’a göre umut daha iyi bir şeye, tözle öznenin çakışacağı evrensel bir şeye erişmeyi hedefleyen insan uğraşının ardındaki güçtür. Thompson’ın vurgusuyla nasıl ki kasırgalar kelebeklerin kanat çırpışıyla değil, her gün dünya denizlerine yayılan trilyonlarca vatlık güneş enerjisiyle meydana geliyorsa komünizm de diye sürdürür Bloch; yarı mucizevi ve kendiliğinden meydana gelen bazı şiddet eylemlerinin sonucu değil; bilinçli ve belirlenmiş bir sürecin, başarmanın kıyısında bile olmadığımız fakat hala inşa etmek zorunda olduğumuz bir sürecin sonucu olacaktır. Umut İlkesi, tarih ile imkan arasındaki diyalogda umudun işlevini, anlama ve önemini açıklar. Geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki karmaşık ilişkileri Bloch, beklentili öngörü ve militan iyimserlik üzerinden tarif eder. Her yerde hazır ve nazır umut fenomeninin dünyanın gizil ütopyacı içeriğini harekete geçirebileceği ve tarihin enkazından yaşanabilir bir dünyanın zorla çekip çıkarılabileceğini öne sürer. Bloch düşüncesinde yaşanabilir bir dünya, yabancılaşmanın ötesinde gerçek bir demokrasidir.

Makaleler içinde ayrıksı bir ot gibi duran Henk De Berg’in "Nasıl Umut Edileceğini Unutturmak: Liberal Demokrasi ve Tüketim Kültürü Savusunda 11 Tez” başlıklı makaleye de değinmekte yarar görüyorum. Bloch’un umut ilkesine ve geleceğe yönelik iyimser beklentilere zıt bir yaklaşımı savunan bu yazı tam bir kapitalizm güzellemesi olarak göze batıyor ve var olan düzenin olduğu şekliyle sürmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Muğlak karanlığın en karanlığına yönelik bir çözümleme ile umut ve ütopya kavramlarına yaklaşan Bloch’un iki sözüyle bitirelim:

“En umut dolu beklentiler bile karanlık ve sahtelik koşullarında tezahür eder.

“Engeller aşılmak için vardır üstelik böyle görüldüklerinde zaten aşılmışlardır.”


KÜNYE: Umudun Mahremleştirilmesi Ernst Bloch ve Ütopyanın Geleceği, Derleyenler: Peter Thompson ve Slavoj Zizek, İngilizceden Çevirenler: Çağatay Özyürek, Mustafa Yalçınkaya, İstanbul Ayrıntı Yayınları, 2013, 367 Sayfa.