Uğur Mumcu Anıtına Saygısızlık

Suikast sonucu öldürülen gazeteci Uğur Mumcu’nun hayatını kaybettiği yerdeki anıtın yanına trafo yerleştirildi. Mumcu’nun çocuklarından tepki gecikmedi.



10-08-2018 13:05

İleri Haber

Türkiye’de araştırmacı gazeteciliğin en önemli isimlerinden olan ve 1993’te uğradığı bir suikast sonucu yaşamını yitiren gazeteci Uğur Mumcu’nun anıtı yine tepki çeken bir muameleye maruz kaldı.

Daha önce üzerindeki harfler sökülerek tahrip edilen anıtın yanına şimdi de Başkent Elektrik Şirketinin trafosu dikildi.

ANMA TÖRENİ ALANI SABOTE EDİLDİ

94’te öldürülen Mumcu için her yıl 24 Ocak’ta bu anıtın önünde buluşularak, anma törenleri düzenleniyor. Binlerce kişi burada gazeteciyi anıyor. Anıtın hemen dibine yerleştirilen trafonun ise anma için toplanılan alanı daralttığı görülüyor.

ÇOCUKLARINDAN TEPKİ GECİKMEDİ

Olaya sosyal medyada tepki gösteren Mumcu’nun çocukları Özge Mumcu ve Özgür Mumcu, anıtın yanına trafo yerleştirilmesine tepki gösterdi.

Mumcu’nun kızı Özge Mumcu, Twitter hesabından “Babamın öldürüldüğü yere bu yaptığınız saygısızlık! Bu trafo buradan kaldırılmadığı sürece her gün yazmaya kamuoyu oluşturmaya devam edeceğiz!” diyerek tepki gösterdi.

Mumcu'nun oğlu gazeteci Özgür Mumcu da “Küfredecektim fakat küfrümün bile sizden kıymetli olduğunu fark ettim. Gel kafamıza dik trafonu rahatla” ifadeleriyle öfkesini dile getirdi.

MİMARLAR ODASI BAŞKANI: UCUBE DERHAL KALDIRILSIN

Olayı sosyal medyada duyuran Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan ise, “Başkent Elektrik ten Uğur Mumcu Anıtına saygısızlık. Başka yer mi kalmamış. Bu ucube derhal kaldırılsın. Uğur Mumcu Anıtına saygısızlık yaptıkları gibi başkent destek sorduğum hiç bir soruya da cevap vermemiş dilekçe verinden başka bir şeyde dememiştir” açıklamasını yaptı.

UĞUR MUMCU KİMDİR?

24 Ocak 1993’te aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitiren araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu, 80’li ve 90’lı yıllar boyunca süren siyasi suikastler silsilesinde yer alan isimlerden biri.

Uğur Mumcu 90'lı yıllarda suikaste uğrayan tek isim olmadı. Mumcu 1993’te öldürülmeden önce, 31 Ocak 1990’da hukukçu ve siyasetçi Muammer Aksoy Ankara Bahçelievler’de evinin önünde kurşunlanarak öldürülmüş, 7 Mart 1990’da ise gazeteci Çetin Emeç İstanbul Suadiye’de şoförü ile beraber uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. 6 Ekim 1990’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Bahriye Üçok evine gönderilen bombalı paketle öldürülmüş, gazeteci yazar Turan Dursun da 4 Eylül 1990’da silahlı saldırı ile katledilmişti. Yazar, şair ve gazeteci Musa Anter, 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’ın Seyrantepe ilçesinde silahlı saldırı ile öldürülmüştü.

Bunlar, ‘faili meçhul’ olarak adlandırılan siyasi cinayetler olarak tarihe geçmişti. Ancak cinayetlerde hedef alınan kesimler incelendiğinde, hepsinin solda duran muhalif aydınlar oldukları görülmüştür. Siyasi suikastlerin Türkiye'de düzenin solu ve toplumsal etkisini kırmak için işlediği cinayetler olarak bir bütünlük taşıyor.

Yazı serüveni üniversite yıllarında başlayan Mumcu’nun ilk yazıları, Doğan Avcıoğlu yönetimindeki Yön dergisinde yayınlanmaya başlamış, Mumcu, 12 Mart döneminde yazısında kullandığı ‘ordu uyanık olmalı’ sözlerinden ötürü ‘orduya hakaret etmek’, ‘sosyal bir sınıfın öteki sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak’ suçunu işlediği gerekçesi ile gözaltına alınmıştı. Yedi yıl hapse mahkum edilen Mumcu, kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine serbest bırakılmıştı.

1962’den itibaren, Yön, Türk Solu, Devrim, Ant, Ortam, Yeni Ortam ve başka dergilerde yayınlanan Mumcu, 1968 – 70 arasında Akşam, Milliyet ve cumhuriyet gazetelerine de çeşitli konularda inceleme yazıları yazdı.

İlk köşe yazıları 1974 yılından itibaren Yeni Ortam Dergisi’nde yayınlanan Mumcu, 1975’te Cumhuriyet Gazetesi’ne geçti. ‘Gözlem’ adlı köşesinden aralıksız 1991’e kadar yazılar yazdı ve 6 Kasım 1991’de İlhan Selçuk ve 80 Cumhuriyet çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. 1 Şubat – 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet Gazetesi’nde yazan Mumcu, Cumhuriyet Gazetesi’ndeki yönetim değişikliğinin ardından 7 Mayıs 1992’de geri döndü.

Uğur Mumcu’nun‘Ağca Dosyası’, ‘Papa-Mafya-Ağca’, ‘Sakıncalı Piyade’, ‘Suçlular ve Güçlüler’, ‘Kürt İslam Ayaklanması’ ve ‘Kürt Dosyası’ gibi çeşitli konularda yayınlanmış 25 araştırmacı gazeteciliği önemli eserlerini oluşturan çok sayıda kitabı bulunuyor. Muhalif kişiliği ile bilinen “Ben insan hakları savunucusuyum” diyen Mumcu, dönemindeki tüm muhalif isimler gibi gericiler ve düzen güçleri tarafından hedef haline getirilmişti.