Tuzla'daki fabrika yangınıyla ilgili uyarılar sürüyor: 'Hızla harekete geçilmeli'

Tuzla'daki yangının çevre ve insan sağlığına etkilerine ilişkin yetkili kurumların 'rahatlatma' girişimlerine rağmen uyarılar sürüyor. Türk Toraks Derneği de yaptığı açıklamada, kamuoyunun acilen bilgilendirilmesi çağrısında bulunurken, insan sağlığının korunması hususunda yapılması gerekenlerle ilgili uyardı.



20-09-2019 18:10

İleri Haber

Türk Toraks Derneği, Tuzla'daki bir kimya fabrikasında önceki gün meydana gelen yangınının çevre ve insan sağlığına dönük etkilerine ilişkin uyarılarda bulundu. Fabrikadaki kimyasallar hakkında yetkili kaynaklarca net bir bilgilendirme yapılmadığı belirtilen açıklamada, “Bu tür kazalarda çevre ve insan sağlığı açısından hızla yapılması gerekenlerin başında; insan sağlığı ve çevre açısından riskin belirlenmesi amacıyla olay yerinde, çevrede gerekli ölçümlerin yapılması, havaya/çevreye yayılan zararlı madde ve kimyasalların belirlenmesi, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve insanları korumak için gerekli önlemlerin alınması oluşturmaktadır” denildi.

18 Eylül Çarşamba günü İstanbul’un Tuzla ilçesinde bulunan Orhanlı Deri Organize Sanayi Bölgesi Deri Yan Sanayi Sitesinde faaliyet gösteren bir kimya fabrikasında yangın çıkmış ve ardından yangının çevreye ve insan sağlığına olan etkileri tartışılmaya başlamıştı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yapılan açıklamada, “Olay yerinde dün ve bugün İstanbul ve Kocaeli AFAD'ın Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer tehditlerle (KBRN) ilgilenen ekipler tarafından gerçekleştirilen ölçümlerde olumsuz bir bulguya rastlanmamıştır” denilmişti.

‘ALANA İLİŞKİN OLDUKÇA SINIRLI BİLGİ VAR’

Bu açıklamaya rağmen bugün Türk Toraks Derneği konuyla ilgili uyarılarda bulundu. Dernekten yapılan açıklamada yangının, 'Poliüretan' üretimi yapılan bir fabrikada gerçekleştiği ifade edilirken, Poliüretan üretiminde izosiyanat gibi hammadde ve yardımcı madde olarak birçok tehlikeli kimyasalın kullanıldığı ancak bu endüstriyel alana ilişkin oldukça sınırlı bilginin bulunduğu belirtildi.

“Yanan fabrikada üretilen ve yanan kimyasallar hakkında yetkili kaynaklarca net bir açıklama yapılmadığı için, etkinin ve zararın boyutu hakkında gerçekçi bir tahminde bulunmak zordur. Yine de yangın ile bir takım zararlı kimyasal bileşikleri, yakıt tanklarındaki patlama ve yangın sonucunda, petrol yanma ürünlerinin atmosfere yayıldığını söylemek mümkündür. Yayılan partikül maddeler de tüm ekolojik ortama zarar vermektedir. Bu zarar, kimyasal maddenin cinsine, yoğunluğuna ve maruziyet derecesine göre değişiklik gösterir” denilen açıklamanın devamında, bu tür kazalarda çevre ve insan sağlığı açısından hızla yapılması gerekenler sıralandı.

‘KAMUOYUNUN BİLGİLENDİRİLMESİ VE İNSANLARIN KORUNMASI…’

O ifadeler şöyle:

“Hızla yapılması gerekenlerin başında; insan sağlığı ve çevre açısından riskin belirlenmesi amacıyla olay yerinde, çevrede gerekli ölçümlerin yapılması, havaya/çevreye yayılan zararlı madde ve kimyasalların belirlenmesi, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve insanları korumak için gerekli önlemlerin alınması oluşturmaktadır. “

‘BÖLGEDE ÖLÇÜM YAPILMALI’

Kimyasal maddelerin etkilerine ilişkin yapılan tespit ve uyarılar ise şöyle açıklandı:

“Kimyasal maddelerin yanma ürünleri olan, akut ve kronik etkilere sahip çeşitli buhar ve gaz ürünlerin, sis ve duman şeklinde havaya salındığı bilindiği gibi rüzgârın yönü, hava basıncı, şiddeti bölgedeki gaz konsantrasyonunu da zararlı etkilerin gelişmesinde önemlidir.  Bu sis ve dumanda içindeki parçacık büyüklüğü de farklılık gösterir. Gözle görülemeyen küçük partiküller solunum yoluyla akciğere ulaşarak sistemik dolaşıma geçebilir. Ayrıca cilde temas ederse, cilt yoluyla vücuda geçebilir. Bölgede ölçüm yapıp gazların, kimyasalların ne olduğunu ve yoğunluğunu belirleyip, buna göre önlem almak gereklidir.

Kimyasal gazlara ve kirleticilere maruziyet sonucunda başlangıçta ve kısa dönemde öksürük, göğüs sıkışması, nefes darlığı gibi yakınmalar yanında çok daha ciddi, hayatı tehdit eden sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Orta ve uzun vadede, kronik hava yolu hastalıkları (astım, KOAH gibi) riski artmakta, başta akciğer kanseri olmak üzere kanser gelişme riski artmaktadır. Solunan maddenin özelliğine göre alveol dediğimiz hava keseciklerine ulaşan gazların kan dolaşımına karışması sonucu sinir sistemi, kalp, karaciğer ve böbrekler de olumsuz etkilenebilmektedir. Bu nedenle özellikle yaşlılar, kronik akciğer hastalığı olanlar, gebeler, çocuklar özellikle daha fazla risk altındadır. Bu kişilere uyarıda bulunmak ve havasında kimyasal toksik partikül içeriği olabilecek yerlerden uzak kalmaları önerilmelidir.

Yağmur sırasında da atmosferde birikmiş kimyasalların yeryüzüne inmesi riskini ortaya çıkarmaktadır. Yağış, solunumsal etkilenmeyi ve dolayısıyla semptomları azaltır. Ancak hem kimyasal maddelerin kendileri hem de ortamdaki su – su buharı ile birleşerek ikincil zararlı bileşiklerin ortaya çıkmasına yol açar. Ayrıca hem ortamdaki birincil bileşikler hem de oluşan ikincil bileşikler kimyasal maddelerin toprağa, suya karışmasını sağlayarak başka bir bulaş ve etkilenim yolunu oluşturmaktadır. Ayrıca toprak ve suyla temas eden bileşiklerin suyumuza, gıdamıza karışmasıyla daha uzun süreli etkilenmeler ortaya çıkaracağı bilinmelidir. “

ÖNERİLER SIRALANDI

Açıklamanın son kısmında ise çevre ve insan sağlığının etkilenmemesi adına yapılan öneriler sıralandı:

“Akciğer sağlığı başta olmak üzere bütün sağlık sorunlarında tedavi önlemleri kadar koruyucu hekimliği önceleyen bir dernek olarak Türk Toraks Derneği kamuoyunu bu güncel sorun karşısında uyarmak gereği görmektedir.

Bölgede ölçüm yapılıp, gazların, kimyasalların ne olduğunu ve yoğunluğunu belirleyip, buna göre önlem almak alınması ve kamuoyunu paylaşılmasını,

Yangın olan tesise yakın bölgelerde oturan özellikle riskli gruplara yönelik önemler alınmasının sağlanmasını.

Ayrıca yangın alanında çalışan kişilerin zarar görmemesi için gerekli önlemlerin alınmasını,

Riskli gruplar korunmasını ve bilgilendirilmesini,

Ayrıca bu acil girişim ve önlemler yanında derneğimiz yetkililere, sorunun uzun dönem etkileri için gerekli analizlerin devam edilmesini önermektedir.”