Tutuklu iki kardeş 'adil yargılanmak' için 3 aydır açlık grevinde

Sultangazi'de bulunan Hasan Ferit Gedik Uyuşturucu ile Savaş ve Kurtuluş Merkezi'nde 11 Ekim 2018'de polisin yaptığı baskında gözaltına alınan 7 kişi arasından tutuklanan ve 3 aydır açlık grevinde olan iki kardeş Berdan Ulaş Dilsiz ve Gülbey Dilsiz’in ablası adil yargılanmalarını talep ederken, tutsakların başına bir şey gelmesi durumunda sorumlunun İzmir Cumhuriyet Başsavcısı ve İzmir Ceza İnfaz Müdürü olacağını söyledi.



30-06-2020 19:36

İstanbul’un Sultangazi ilçesindeki Hasan Ferit Gedik Uyuşturucu ile Savaş ve Kurtuluş Merkezi'nde 11 Ekim 2018 tarihinde polis baskınıyla 7 kişi gözaltına alındı. Operasyon çerçevesinde 7 kişi tutuklandı, 1 kişi tahliye edildi. İzmir’de cezaevinde tutulan 6 kişi ise adil yargılama istemiyle 3 aydır dönüşümlü olarak açlık grevinde.

Evrensel'den Yusuf Akın'ın haberine göre bu operasyon kapsamında tutuklananlardan Berdan Ulaş Dilsiz (18) ve Gülbey Dilsiz’in (20) Dersim’de yaşayan ablaları adalet istediklerini söyledi.

Gözaltına alındıktan sonra kardeşlerinin Silivri Ceza İnfaz Kurumu'na götürüldüğünü fakat orada yaşanan sorunlardan dolayı İzmir 1 No’lu T Tipi Cezaevi'ne sürüldüklerini ifade eden Dilsiz, bugüne kadar iki duruşmanın görüldüğünü ve 1 kişinin ailesinin sağlık sorunlarını gerekçe göstererek tahliye edildiğini ifade etti.

'CEZAEVİ MAHKEME KARARINA RAĞMEN KARDEŞİMİ ADLİ TIBBA GÖTÜRMEDİ'

Küçük kardeşi Berdan’ın içeride sağlık sorunlarıyla mücadele ettiğini aktaran Dilsiz,  “Kardeşim Berdan’ın sağlık sorunları var bunlardan en önemlisi de kalbi delik. Aynı zamanda astımı var ve akciğerlerinde de problem var. Bunları mahkemede dile getirdiğinde adli tıbba yönlendirdiler, sevk ettiler ama cezaevi en küçük kardeşimi adli tıbba hiçbir şekilde götürmedi. Buna karşılık savcı, ‘Siz de aileden birinden engelli raporu getirin sizi de bırakalım’ diyor” dedi.

'ADİL BİR YARGILAMA İSTİYORLAR'

Kardeşi Berdan ve Gülbey’in de dönüşümlü olarak açlık grevinde olduğunu aktaran abla Dilsiz, “Adalet istediklerini, adil bir şekilde yargılanmak istediklerini söylüyorlar. ‘20 aydır biz sebepsizce yatıyoruz, üzerimize ifade veren adamı mahkemeye getirmiyorlar ve ne olacağından endişeliyiz’ diyorlar. Mahkeme için 16 Temmuz’a gün verildi. Okumak istedikleri dergileri keyfi olarak vermiyorlar. Ağır baskı koşulları altındalar. Kardeşimin yanında Özgür Karakaya var o da ölüm orucunda ve onun taleplerinin de kabul edilmesini istiyoruz. Ayrıca ben Dersim'de yaşıyorum ailem ise İstanbul’da, hem virüsten dolayı hem de maddi ve manevi sıkıntılardan dolayı da kardeşlerimi ziyarete giderken çok zorluk çekiyoruz” dedi.

'SORUMLUSU BAŞSAVCI VE CEZAEVİ MÜDÜRÜDÜR'

Aileler olarak İzmir’deki başsavcılık ve cezaevi hakkında keyfi uygulamaları nedeniyle şikayetçi olacaklarını ifade eden Dilsiz, “Kardeşlerimin ya da oradaki tutsakların başına herhangi bir şey gelirse, bundan İzmir Cumhuriyet Başsavcısı ve İzmir Ceza İnfaz Müdürü sorumludur” dedi.