Tutuklu gazeteciler için tahliye talebi

Tutuklu 4 gazeteci hakkında avukatları tarafından tahliye talebinde bulunuldu. Gazetecilerin tahliye talebine gerekçe olarak, yeni infaz paketiyle denetimlik serbestlik sürelerinin düzenlenmesi gösterildi.



15-04-2020 21:22

Tutuklu gazeteciler Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Murat Ağırel ve Hülya Kılınç hakkında infaz paketinde denetimli serbestlik sürelerinde yapılan değişiklik gerekçe gösterilerek tahliye talebinde bulunuldu.

ANKA Haber Ajansı’nın aktardığına göre, yeni infaz yasasının Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından Odatv Sorumlu Haber Müdürü Barış Terkoğlu ve Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan hakkında avukatları tahliye talebinde bulundu. Avukatlar, denetimli serbestlik süresinin 3 yıl olarak uzatılmasına dikkat çekerek, iki ismin artık en yüksek seviyeden ceza verilse dahi cezaevinde tutulamayacağını açıkladı.

Avukatlar taleplerinde, İnfaz Düzenleme Yasası'nın 6. maddesine atıf yaparak, “Kanunda öngörülen ceza miktarının ‘3 ila 9 yıl arasında hapis cezası’ olduğu da dikkate alındığında kabul anlamına gelmemekle birlikte, yargılama sonunda müvekkiller hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden ceza verilmesi halinde dahi; infaz düzenlemesi çerçevesinde cezanın 2/3’ü ile koşullu salıverilmeden faydalandırılacak olan müvekkillerin denetimli serbestlik süresinin de 3 yıl olarak düzenlenmesi nedeniyle cezaevinde infaz edilecek bir cezalarının kalmayacağı açıktır’ görüşünü dile getirdiler. 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan dilekçede avukatlar, "Hal böyleyken haklarında uygulanan tutuklama tedbri hukuki faydadan yoksun ve orantısız olan müvekkillerin tahliyesine karar verilmesi zaruridir" ifadesine yer verdiler.

‘BARIŞ’LARA HAKSIZ ŞEKİLDE CEZA VERSELER DAHİ HAPİS YATMAZLAR!’

Öte yandan avukatlar sosyal medya hesaplarından da açıklama yaptı. Avukat Hüseyin Ersöz MİT Kanunu İnfaz Düzenleme Yasası'nda kapsam dışı bırakılırken bir başka maddeye dikkat çekti: 

"Barış’lara 'özel' alelacele yapılan düzenleme ile infaz indiriminin önünü kesen iktidar, aynı paket içindeki, 'denetimli serbestliğin 3 yıla çıkarılmasından' faydalanmalarını engelleyecek maddeyi 'atladı'. Bu şu demek: Barış’lara haksız şekilde ceza verseler dahi hapis yatmazlar!

Modern Ceza Hukuku’na göre, 'cezaevinde infaz edilmeyecek' bir ceza alma ihtimali olan, yani hiç cezaevine girmeyecek bir kişi hakkında 'tutuklama kararı veremezsiniz'! Bu mutlak bir yargıdır! Barış’lar ve tutuklu diğer 4 gazetecinin serbest bırakılması gerekir."

‘DERHAL TAHLİYELERİ ZARURİDİR’

Avukat Yiğit Akalın ise, İnfaz Yasasındaki değişiklikler üzerine şunları kaydetti:

"BARIŞ'LARLA ilgili Tahliye Talebimizi sunuyoruz. Değişikliklerle Barış'ların durumu ile ilgili olarak da İNDİRİME gidilmiş ve ceza dahi alsalar 5 YIL ve aşağısı için YATARI KALMAMIŞTIR.!! Barış'ların durumuna ilişkin Yasa Teklifinde iki lehe hüküm vardı, biri ile ilgili olarak Gece saat 3 operasyonu ile "kişiye özel" kanun çıkarılmış ve Barış'lar ve diğer gazeteciler kapsamdan çıkarılmıştı. Ancak diğer hüküm muhafaza edildi ve Barış'lar bu kapsama dahildir... Her ne kadar hiçbir suç unsuru içeren eylemleri olmasa da, İnfaz Yasasındaki değişiklik ile bu aşamada ceza dahi alsalar Cezaevinde kalmalarını gerektirecek durum olmadığından; DERHAL TAHLİYELERİ ZARURİDİR.!!" 

AĞIREL VE KILINÇ İÇİN DE TAHLİYE TALEBİ

MİT görevlisinin cenaze haberine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel ve Odatv muhabiri Hülya Kılınç için de avukatları tahliye talebinde bulundu.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na avukatlar tarafından, Resmi Gazete’de yayınlanan infaz paketinde denetimli serbestlik sürelerinde yapılan değişiklik, müvekkillerin ceza alsalar dahi hapis yatmayacakları  ve COVİD-19 salgını gereği gazeteciler Ağırel ve Kılınç’ın derhal tahliye edilmesi yönünde başvuru yapıldı.

‘DELİL BULUNMAMASINA RAĞMEN’

Müvekkilinin tahliye edilmesi için başvuruda bulunan Murat Ağırel’in avukatlarından Gizay Dulkadir, gazetemize yaptığı açıklamada, Ağırel’in tutuklanmasına gerekçe gösterilen Tweet ve ardından yaşanılanalrı anımsatarak, “Bilindiği üzere, Müvekkilimiz Murat Ağırel attığı bir Tweet nedeniyle, MİT mensuplarını ifşa ettiği iddiasıyla 8 Martta tutuklanmıştı. Bu tutuklama kararı, 2 kez bizzat savcılığa ve emniyete gitmiş olması, hakkında attığı tweetten başka bir delil bulunmamasına rağmen verildi. Tutuklama kararına yaptığımız itiraz ise, Murat Ağırel’in üzerine atılı suçun CMK 100/3 kapsamında olduğu gerekçesiyle reddedildi ki bu karar da hatalıdır. Zira MİT kanunu yalnızca kuvvetli şüphe halinde tutuklama kararı verebilmeyi öngören CMK 100/3 kapsamında sayılan suçlardan değildir. Bu nedenle itirazımızın reddedildiği karara karşı AYM’ne müvekkilimizin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade hürriyetinin ihlali nedeniyle tedbiren tahliye talepli bir başvuruda da bulunduk” dedi.

‘İNFAZI OLMAYAN BİR CEZA HALİNE GELMİŞTİR’

Yapılan infaz düzenlemesinde, Ağırel ve tutuklu gazetecilerin tahliyelerini engellemek için MİT kanunu infaz indiriminin dışında tutulduğunu belirten avukat Gizay Dulkadir, “Süreç içerisinde yaşanan COVİD-19 salgını sebebiyle cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin hayatı tehlikeye girmiştir. Öyle ki Adalet Bakanı da cezaevlerinde COVİD-19 nedeniyle ölümlerin olduğunu açıklamıştır. Bu durumu engellemek amacıyla yapılan infaz düzenlemesinde ise, gece saat 3 sularında, gerekçe dahi gösterilmeden MİT kanunu infaz indiriminin dışında tutuldu. Bu değişikliğin yegane amacının Murat Ağırel ve tutuklu gazetecilerin tahliyelerini engellemek olduğu aşikardır. Ancak değişiklik öylesine acele yapılmış ki, aynı kanunda denetimli serbestlik süresini 3 yıla çıkaran maddeye MİT kanunu istisna olarak yazılmamış, bize göre unutulmuştur. Kanun bu haliyle resmi gazetede yayımlanınca, Murat Ağırel ve diğer gazeteciler bakımından, cezalandırılmaları halinde hükmedilecek ceza alt sınırdan uzaklaşılarak verilse dahi, kapalı cezaevinde infazı olmayan bir ceza haline gelmiştir” açıklamasında bulundu.

‘SON VERİLMESİ GEREKMEKTE’

Bir hukuk garabeti yaşadıklarını vurgulayan avukat Gizay Dulkadir son olarak şu ifadeleri kullandı: “Gelinen aşamada Müvekkilimiz Murat Ağırel, şehit olmaları sebebiyle MİT mensubiyetleri sona ermiş kişilerin, kendisinden günler öncesinden başlayarak yüzlerce kez paylaşılmış isimlerini başsağlığı dilemek amacıyla paylaşan bir Tweet attığı için, halk tabiriyle artık yatarı olmayan bir suçlama ile tutuklu durumdadır. Bu bir hukuk garabetidir. Bu tutukluluğa ivedi olarak son verilmesi gerekmektedir. Bu yeni gelişme nedeniyle tahliye talebimizi yapmış bulunmaktayız. Netice ne olursa olsun Murat Ağırel ve diğer gazetecilere karşı yapılan haksızlıkla mücadelemize devam edeceğiz.”