‘Türkiye’nin Wuhan’ı’ Ankara’da koronavirüsle mücadelenin merkezinde neler yaşanıyor?

Türkiye'de yeni tip koronavirüsün merkezi sayılan Ankara'da neler yaşandığını Şehir Hastanesi’nde çalışan bir hekim İleri'ye anlattı. Ölümlerde yaş ortalamasının düştüğünü söyleyen hekim, ''Korkarım yakında koridorlarda yatış bekleyen hastaları kaybetmeye başlayacağız'' ifadelerini kullandı.



15-09-2020 07:17

Doğan Ergün

“Ankara Türkiye’nin Wuhan’ı oldu.”

Bu cümle birçok bilim insanının ortak tespiti. Bakmayın, Sağlık Bakanı’nın gerçekleri yansıtmayan rakamlarına, Ankara Tabip Odası geçen hafta kentte günlük vaka sayısının 5 bin civarında olduğunu açıkladı. Oysa Sağlık Bakanlığı dün tüm Türkiye’deki yeni vaka sayısının 1716 olduğunu duyurmuştu. Türk Tabipler Birliği de 14-18 Eylül tarihlerini “Yönetemiyorsunuz Tükeniyoruz” Hafası ilan etti. Sağlık emekçileri zor koşullarda çalışıyor, hastalığa maruz kalıyor, hayatlarını kaybediyor. Ankara Tabip Odası’nın üç gün önceki verilerine göre 799 sağlık çalışanı COVID-19’a yakalandı. 

Ankara’da neler yaşandığını, sahada mücadele edenler açısından tablonun ne olduğunu anlamak için Şehir Hastanesi’nden bir hekimle konuştuk. Hekimin anlattıkları, devletin resmi ağızlarından söylenenlerle sahada yaşananların ne kadar farklı olduğunu gösteriyor. Anlaşılıyor ki halka pembe tablo çizenler, gerçekleri söylemiyor. Dahası, bu pembe tablo rehavete neden oluyor, şeffaflık eksikliği vakaların artmasına neden oluyor. Halka yalan söyleniyor.

‘KİMİ EVE GÖNDERSEK HAYATINI KAYBETMEZ?’

Şu anda hastanedeki doluluk oranını ve kaç koronavirüs vakasıyla ilgilendiğinizi anlatır mısın?

Servisler ve yoğun bakımların yaklaşık 700’er kapasitesi bulunuyor ve şu anda bunlar tamamen dolu. Kalp Damar Hastanesinin de boşaltıldığını ve burasının da pandemi hastanesi olarak kullanılacağını öğrendik. 

Günlük olarak acil servislerde inanılmaz bir yoğunluk yaşanıyor. Hekimler, servislerdeki duruma bakıyor ve gündelik dille anlatırsak “kimi evine göndersek hayatını kaybetmez” şeklinde bir değerlendirme sonucunda belirlenen hastalar hemen evlerine gönderiliyor ve yerlerine yenileri alınıyor. Yoğun bakımlara hasta indirebilmek çok zor. Örneğin bugün böbrek yetmezliği olan ve serviste yatan bir hastanın durumu saat 17.00 civarında ağırlaştı ama biz onu yoğun servise götüremeden hayatını kaybetti. Yoğun bakım servislerinde 16 olan yatak sayısı şimdi 24’e çıkarılıyor. Servislerde ise entübasyon konusunda sorun yaşıyoruz. Aslında, yatak ve entübasyon cihazı sorunları çözüldüğünde kapasite artırılacak ama o noktada sıkıntılar bulunuyor. 

ÖLÜMLERDE YAŞ ORTALAMASI DÜŞÜYOR

Günlük olarak sizin hastanede hayatını kaybedenlerin sayısı ve yaş aralıkları nasıl?

Bugün tüm hastanede (tam sayı bilmemekle birlikte) 15 civarında hastamız hayatını kaybetti. Geçen hafta bu sayının çok daha üstünde olan örnekler yaşamıştık. Neredeyse tüm Türkiye için verilen rakam kadar hasta kaybettiğimiz oldu. Acil Servis’te “kırmızı alan” diye bir alan var, ölümler orada yoğunlaşıyor ama artık serviste de ölümler olmaya başladı. Arkasında biri olmayan, bir tanıdığı olmayan hastalar 24 saat, 36 saat yatış bekliyor. Çok kısa bir süre içinde, koridorlarda insanların hayatını kaybetmeye başladığını görmeye başlayacağız diye korkuyorum. 

Kişisel gözlemim, Nisan-Mayıs aylarında yaşamını yitirenlerin yaş ortalaması 70 civarıydı şimdi bu ortalama 60’lara düştü. 

Salgının yalnız COVID virüsüne yakalananlarda değil diğer hastalara da önemli bir etkisi oluyor. Örneğin şu anda düzenli yapılması gereken meme kanseri taramaları yapılamıyor ve bir süredir ileri meme kanseri vakalarının geldiğini görüyoruz.

YÜK ASİSTAN HEKİMLERİN VE HEMŞİRELERİN SIRTINDA

Sağlık çalışanlarının durumu nasıl?

En ciddi yükü asistan hekimler çekiyor. Daha önce bir havuz sistemi oluşturulmuştu. Tüm asistan hekimler bir havuzda toplanmış ve oradan 12 saat çalışma usulüne göre çalışılıyordu. Son dalga sonrasında farklı servislerin asistanları farklı yoğun bakım ve servislere blok olarak verildi. Çok sayıda hekim COVID’e yakalandı ve bu durum hem çalışmamızı hem de motivasyonumuzu etkiliyor. Aciliyeti olmayan kimi servislerin işleri de asistan hekimlerin sırtına yüklendiği için inanılmaz bir yoğunluk oluşuyor. Asistan hekimler, poliklinik gibi ek yükleri almak istemiyor. Eğitimlerini zaten tamamlayamadılar… Kendi dertlerini hastane yönetimine duyurmaya çalışıyorlar. Kendilerinin de, uzman hekimler gibi aileleri, çocukları olduğunu söylüyor, yükün daha adil paylaşılmasını istiyorlar.

Bir başka yük de hemşirelerin omuzlarında. Bir yandan çok ağır koşullarda çalışıyorlar ve bir yandan da sayıları yetersiz olduğu için yeni ve deneyimsiz hemşireler geliyor sürekli. Hemşire arkadaşlarımız ayrıca, bu kadar yoğun çalışmaya rağmen döner sermayeden hekimlerin aldığının 5’te, 10’da biri kadar ödemeler alabiliyorlar. 

Mamak Belediyesi’nin Ayasofya gezisi vaka artışında etkili oldu iddiası

Sağlık çalışanları arasında en çok konuşulan konulardan biri, Ankara’da vaka artışında merkezi ve yerel yönetimin ‘icraatlarının’ etkileri… Bunlar arasında en çok öne çıkan ise Mamak Belediyesi’nin Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesinin ardından düzenlenen ilk toplu namaza 1453 kişiyi götürmesi. Pandemi döneminde yapılan bu akıl almaz “icraatin” vaka sayısını artırdığı düşünülüyor.