Türkiye’deki 34 kömür santrali halka yoksulluk, ağır bir çevre yıkımı ve iklim krizi olarak geri dönüyor

Dünyada birçok ülke kömürden vazgeçerken 34 termik santrali ile zehir solunan Türkiye’de iktidar hala Paris Anlaşması’nı yürürlüğe sokmadı. Halka yoksulluk, ağır bir çevre yıkımı ve iklim krizi olarak geri dönen kömür santrallerinden acilen vazgeçilmesi çağrısı yapan Greenpeace Proje Sorumlusu Onur Akgül, iklim krizi çağında ülkeler fosil yakıtlardan çıkarken, ‘Yarının dünyasını nasıl kurarız?’ sorusunun cevabını bulmak gerektiğini söylüyor.



14-09-2021 17:23

Ayşenur Önal

Brüksel, Berlin, Londra ve Washington'da faaliyet gösteren ve iklim çalışmaları yapan E3G adlı düşünce kuruluşu, salı günü yayımladığı raporda, kömür santrali projelerinin yüzde 80'inin 6 ülkede olduğunu kaydetti. E3G bu ülkeleri Çin, Hindistan, Türkiye, Endonezya, Vietnam ve Bangladeş olarak sıraladı.

Kasım ayındaki Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP26) için önde gelen hedeflerden biri, kömür santrallerinin tarihe karışması adına bu yeni projelerin iptal edilmesini sağlamak. E3G ise 44 ülkenin yeni projelerin sona erdirilmesinde mutabık kaldığını hatırlatarak, 2015'teki Paris Anlaşması'ndan bu yana yeni kömür santrali projelerinin dünya genelinde yüzde 76 azaldığını belirtti.

Raporda, Asya'nın kömür santrali projelerinde hala başı çektiği belirtilirken, söz konusu 6 ülkede kömüre karşı adım atılmasıyla projelerin yüzde 80'inin başlamadan sona ereceği belirtildi. Ancak Paris Anlaşması’nı imzalamasına rağmen yürürlüğe sokmayan ülkeler arasında Türkiye’nin yanı sıra; Eritre, İran, Irak, Libya ve Yemen bulunuyor.

KÖMÜRLE GELEN SAĞLIK YIKIMI: AKCİĞER HASTALIKLARI, KANSER, İNME, ASTIM KRİZLERİ

Avrupa ve dünya genelinde kömürden çıkış trendi varken Türkiye’nin bu trendi takip etmemesini değerlendiren Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Proje Sorumlusu Onur Akgül, kömür santrallerinin zararlarını şu sözlerle anlattı:

“Türkiye’de ağırlıklı olarak linyit kullanan ve ithal kömür kullanan santraller var. Bu 2 santral tipi de bu kömürleri yakarak elektrik enerjisi üretiyor. Özellikle linyit yakarak elektrik enerjisi üreten santraller çok büyük bir kirlilik ve problemler dizisi oluşturuyor. ‘Bunlar ne?’ diye sorarsak temel olarak; linyit santrallerde en kolay şekilde yakılabilen en kirli kömür çeşidi. İçinde çok fazla ağır metaller bulunduruyor. Belli bölgelerde yarısından fazlası kül ve kükürt oranı yüksek, dolayısıyla hava kirliliğine sebebiyet veriyor. Bu hava kirliliği Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde özelikle bulunduğu bölgede çok ciddi sağlık sorunları yaratıyor. Bu Hastalıkların başını akciğer problemleri, kanserler, inmeler ve astım krizleri çekiyor. 

HAVA KİRLİLİĞİNİN YANI SIRA TOPRAKLAR AĞIR METALLE KAPLANMIŞ

Bunun haricinde kömür santralleri çok yoğun bir sera gazı salımı yaptıkları için; kükürt, dioksit, azot ve oksitler gibi zehirli gazları da saldıkları için çok yoğun bir toprak ve su kirliliği de oluşturuyorlar. Maraş Afşin bölgesinde yapılan çalışmalarda toprakta çok yoğun bir şekilde ağır metalin biriktiği tespit edildi. Nerede santral varsa bu kirlilik tespit ediliyor. Ürün rekolteleri düşüyor ve ürünler kirleniyor.

PARTİKÜLLER TÜRKİYE’NİN HER YERİNDE TEHLİKE SAÇIYOR

Türkiye’de 34 tane aktif termik santral var ve bunlar çeşitli bölgelerine dağılmış durumda. Hemen hemen her bölgede aktif olarak çalışan santral var. Santrallerin en büyük etkilerinden biri de partikül madde kirliliği. Partikül madde 2,5 ve 10 diyoruz bunlara. Partikül madde 2,5 saç telinin 10’da 1’i kadar büyüklükte bir kirletici madde ve rüzgarlarla yüzlerce km öteye taşınabiliyor. Dolayısıyla tüm Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde var olduklarını düşünürsek partikül madde (PM) 2,5 PM10 kirliliğine maruz kalmayan hiçbir bölgesi yok Türkiye’nin. Her tarafa gidiyor bu kirlilik.”

‘FİLTRELER SADECE KÜKÜRT İÇİN, PARTİKÜLLER YAYILMAYA DEVAM EDİYOR’

Baca filtrelerinin de işe yaramadığını vurgulayan Akgül, şunları söyledi:

“Termik santrallerin 2 çeşit etkisi var. Bir tanesi akut etkiler, yani salım gerçekleştiği anda neredeyseniz etkiliyor. Asıl etkisi ise zamana yayılan etki. Bu santraller 30-35 yıl çalışıyor. Bu zamana yayılan kirlerde aslında fitrelerin ne kadar iyi olursa olsun ikincil kaldığını söylememiz gerekiyor. Kaldı ki bunlar PM'lerin etkilemiyor. Bu filtreler kükürt giderim filtreleri; dolayısıyla toz, PM 2,5 gibi kirleticiler salınmaya devam ediyor. Siz ne kadar kükürttü önemli bir kirletici olarak filtrelemeye çalışsanız da santralin kirlilik etkisini azaltamıyorsunuz.

‘HALİHAZIRDA FİLTRELER KÜKÜRT İÇİN BİLE YETERSİZ’

Diğer taraftan da özelleştirilen santrallerin filtre yakıtlarıyla ilgili bir araştırma yapıldı. Bu yapılan filtre yatırımlarının hem yürürlükteki mevzuatların gerekliliklerini karşılamadığı hem de zaten aslında çok işini layıkıyla yapan yatırımlar olmadığı da ortaya çıktı. Dolayısıyla bu filtreler yapması gerekenleri de yapmıyorlar.”

‘KÖMÜR SANTRALLERİ DERHAL KAPATILMALI’

İklim krizi çağında olduğumuza vurgu yapan Akgül, “Yapılması gereken ilk şey kömür santrallerinin derhal kapatılmasının kararlaştırılması ve belirli bir plan dahiline sokulması gerekirken biz hala santrallerin filtrelerini takmaktan bahsediyoruz. Bu santrallerin iklim krizine etkisiyse aynı şekilde devam ediyor. Ki bulundukları bölgenin de iklim sıcaklığını da arttırmaya devam ediyor” sözlerine yer verdi.

‘AVRUPA VE DÜNYA GENELİNDE KÖMÜRDEN ÇIKIŞ TRENDİ VAR’

Paris Anlaşması’na dikkat çeken Akgül, konuşmasına şöyle devam etti:

“Türkiye Paris Anlaşmasını çok acele bir şekilde imzalamıştı, fakat onaylama konusunda çok uzun zamandır hareket etmiyor. Türkiye aslında iklim değişikliği çağında üzerine düşen görevi yerine getirmiyor. Paris Anlaşması ortaya konulan 2030 ve 2050 seneleri hedeflerinde küresel ısınmayı 1,5-2 derecede sınırlamak var. 1,5 derece içinde çaba sarf etmekti. Bu tüm dünya ülkelerini ilgilendiren kolektif bir çaba aslında.

Bu hedefler çerçevesinde sadece termik santrallerin kapanması değil fosil yakıt salımını oluşturan her şeyin terk edilmesi süreci de hızlandı bu anlaşma ile. Avrupa’da bütün ülkeler kömür termik santralleri hızlıca kapatmaya başladı ve kömürden çıkış için tarih belirlemeye başladılar. Yani aslında Avrupa ve dünya genelinde kömürden çıkış trendi var ama Türkiye maalesef bu trendi takip etmiyor. Ama raporunda dile getirdiği gibi kömür baskısını da çok yoğun bir şekilde hissediyor üstünde.

‘KÖMÜR SANTRALLERİ TÜRKİYE’DE VATANDAŞIN SIRTINA YÜK’

Az önce saydığımız zararlara ek olarak kömür termik santraller inanılmaz büyük bir maddi zarar getiriyor. 2018 yılında bu santrallerin sadece ve sadece arızalı olduğu için kapalı olduğu dönemlerde 1 milyon liraya yakın bir teşvikten yararlandırıldığı ortaya çıktı. Bu teşvik kapasite mekanizması adı altında verilmiş. Kapalı olduğu zaman bu kadar teşvik aldıysa açıkken ne kadar teşvik alığını düşünün. Mekanizma, KDV indirimi gibi teşviklerden yararlandırılarak kamu bütçesine yük oluşturuyorlar. Bu da yetmiyor sebep oldukları sağlık sorunları nedeniyle insanlar büyük paralar harcayarak sağlık sorunlarını iyileştirmeye çalışıyor. 2019 yılında kömür santrallerinin neden olduğu sağlık sorunları için Türkiye 100 milyon lira para harcanmış.

Diğer taraftan da santraller ithal teknolojiler kullanıyorlar. Dolayısıyla döviz kurundaki dalgalanmalarda Türkiye bütçesi çok ciddi bir şekilde etkileniyor. Bir de dünyanın büyük fon kuruluşları kömürü finanse etmedikleri için kömür endüstrisin maliyeti de artıyor.

‘HALKA YOKSULLUK, AĞIR BİR ÇEVRE YIKIMI VE İKLİM KRİZİ OLARAK GERİ DÖNÜYOR’

Bütün bunlar halka yoksulluk, ağır bir çevre yıkımı ve iklim krizi olarak geri dönüyor. Bunlara rağmen Türkiye Paris Anlaşmasını onaylamamakta ısrar ediyor ve tüm saydığımız durumlar ülkenin tamamı için geçerli olmaya devam ediyor maalesef.

Türkiye’nin yapması gereken ilk şey; acilen kömür termik santrallerinin kapatılmasını içine alan bir ‘kömürden çıkış politikası’ devreye sokmak ve bu kapsamda kömür termik santrallerinin kapatılmasını planına almak.”

YARININ DÜNYASINI NASIL KURARIZ?

“Kömürler elektrik üretmek kömüre bağlı bir ekonomi dayatıyor” diyen Akgül, şu sözlerle açıklamasını sonlandırdı:

“Bundan da konuşmak gerekiyor. Kömür artık geçmiş çağların ilmi. Bizim artık daha çevre dostu, sağlık dostu, gelecek dostu yaşam biçimini kurgulamamız gerekiyor. İklim krizi başımızdayken aciliyetle yapmamız gerekiyor. Bu çerçevede adil dönüşüm diye bir çerçeve var dünyada. Bizim de şu an Zonguldak’ta adil dönüşüm için bir kampanya başlattık. Zonguldak için adil dönüşüm talep ediyoruz. Özetle; iklim krizi çağında ülkeler fosil yakıtlardan çıkarken, yarının dünyasını nasıl kurarızın cevabını veriyor adil dönüşüm çerçevesi. Biz de bu süreci Zonguldak’ta başlattık. Bu gibi politikalarında çoğaltılması gerektiğini düşünüyoruz.”