Türkiye'de uygulanmayan üst mahkeme kararları

AİHM'in Selahattin Demirtaş kararı sonrasında iktidarın kararı uygulayıp uygulamacağı beklenirken, daha önce uygulanmayan AYM ve AİHM kararlarını okuyucularımız için derledik.



24-12-2020 11:25

İleri Haber

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Edirne Cezaevi'nde 2016 yılından bu yana tutuklu bulunan eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ikinci kez tahliye kararı verdi. AİHM kararı sonrası AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise ‘’AİHM bizim mahkemelerimizin yerine geçecek karar veremez. Mahkemelerimizce bu karar değerlendirilir. AİHM, kararı iç hukuk yolları tükenmeden almıştır’’ açıklaması yaptı. Erdoğan’ın açıklamaları sonrası, hakkında ikinci kez hak ihlali kararı verilen Demirtaş hakkındaki AİHM kararının, iktidarın tarafından uygulanıp uygulanmayacağı beklenirken, Türkiye’de uygulanmayan üst mahkeme kararını okuyucularımız için derledik…

AİHM kararlarının icrasını takip eden Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 2019 raporuna göre Türkiye, uygulamadığı 184 AİHM kararıyla, ‘’AİHM kararlarını uygulamayan ülkeler’’ listesinde ikinci sırada yer alıyor.

Rapora göre, nitelikli izleme altındaki davaların yüzde 11’i Türkiye’ye karşı. Ayrıca Türkiye, AİHM kararlarıyla 2.170,693 euro tazminat ödemeye mahkûm edildi.

Demirtaş davası, alt mahkemelerin üst mahkeme kararlarını uygulamadığı ilk örnek değil. Daha önce uygulanmayan AYM ve AİHM kararlarından öne çıkanlar şu şekilde:

ŞAHİN ALPAY - MEHMET ALTAN

Anayasa Mahkemesi (AYM), 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin bir soruşturma kapsamında tutuklanan gazeteciler Şahin Alpay ve Mehmet Altan hakkında, 11 Ocak'ta “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı” ile “ifade ve basın özgürlükleri”nin ihlal edildiğini belirterek tahliye kararı vermişti. Ancak avukatların tahliyeye ilişkin dilekçelerini değerlendiren alt mahkemeler olan İstanbul 13’üncü ve 26’ncı Ağır Ceza Mahkemeleri heyetleri, AYM’nin ihlal kararına direnerek Alpay ve Altan’ın tahliyesini reddetmişti. Alpay ve Altan alt mahkemenin en üst yargı organı olan AYM'nin kararını uygulamaması nedeniyle yeniden başvuruda bulunmuştu.

AYM Genel Kurulu, Alpay'ın 1 Şubat 2018’de yaptığı yeni başvurusunu ele aldığı toplantıda, Alpay hakkında daha önce verilen hak ihlali kararının uygulanmaması nedeniyle anayasanın 19'ncu maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 36'ncı maddesinde güvenceye alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine oy birliğiyle karar verdi. 

Yüksek mahkeme ayrıca, Alpay'a 20 bin lira tazminat ödenmesine hükmetti. Kararın gerekçesinde AYM kararlarının bağlayıcı olduğu vurgusu yapıldı. Mehmet Altan'ın yapmış olduğu yeni başvurunun ise daha sonra ele alınacağı belirtildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, daha önce direndiği AYM’nin tahliye kararına ikinci defa alınan kararda uyarak, 16 Mart 2018’de AYM’nin “genel ilkelerine dair birçok değerlendirmesine katılmamakla birlikte” Alpay’ın ev hapsi adli kontrol kararı uygulanarak tahliye edilmesine karar verdi.

Mahkeme, Mehmet Altan’ı ise AYM’nin hak ihlali kararına rağmen 4 ay boyunca tahliye etmedi. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi, Altan ile ilgili kararın uygulanmamasının yeni bir hak ihlali oluşturduğuna hükmetti. Altan’a 30 bin TL ödenmesine hükmeden mahkemenin kararında, “Derece mahkemelerinin görevinin Anayasa Mahkemesi‘nin görev ve yetkilerinin kapsamını değerlendirmek değil Anayasa Mahkemesi'nce tespit edilen ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmaktan ibaret olduğunu ifade etmiştir" denildi.

ENİS BERBEROĞLU

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin milletvekilliği düşürülen Enis Berberoğlu hakkında 13 Ekim 2020’de verdiği kararının ‘yerindelik denetimi kapsamında kaldığı’ gerekçesiyle, yeniden yargılamaya yer olmadığına karar verdi.

Mahkeme, Berberoğlu’na verilen 5 yıl 10 aylık hapis cezasında direndi.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ

AİHM Büyük Dairesi, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın başvurusuyla ilgili 22 Aralık 2020’de verdiği kararda Demirtaş’ın tahliye edilmesine hükmetti.

AİHM’in Demirtaş hakkında 2018'de verdiği hak ihlali kararını hatırlatarak 'derhal tahliye' çağrısında bulunduğu kararda, ‘’Türkiye’nin 3 bin 500 euro maddi, 25 bin euro manevi tazminat ve 31 bin 900 euro masraf ödemesi yapacak’’ denildi.

AİHM kararında "Demirtaş'ın tutukluluğu hukuki değil siyasi gerekçelere dayanıyor", "Serbest bırakılmaması, hakkındaki ihlal hükmünün devamı anlamına gelecek" ve "Demirtaş'ın ifade özgürlüğü de ihlal edildi" ifadelerine yer verildi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise dün yaptığı açıklamada, "AİHM'in Demirtaş kararına da değinmek istiyorum. Bizim mahkemelerimizin yerine geçecek karar veremez. Mahkemelerimizce bu karar değerlendirilir. AİHM, kararı iç hukuk yolları tükenmeden almıştır. Tamamıyla bu adımlar siyasidir. Bunun da gereğini ve gerekçesini biliyoruz. Bu karar çifte standarttır, iki yüzlülüktür. Kobani'nin katili budur, Diyarbakır'da 53 gencimizin katili budur. AİHM sen anlamasan da biz anlatmaya devam edeceğiz" dedi.

TÜRKİYE, UYGULAMADIĞI ÜST MAHKEME KARARLARIYLA ANAYASA'YI ÇİĞNİYOR

Anayasa’nın 2’nci maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti bir “hukuk devleti”dir. AYM kararlarında hukuk devletinin bir niteliği de Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayması olarak tanımlanmıştır.

Anayasa’nın 153’üncü maddesine göre, Anayasa Mahkemesi’nin kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.

Anayasa’nın 90’ıncı maddesi uyarınca milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Öyle ki, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır. Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni 1950 yılında imzalamış, AİHM zorunlu yargı yetkisini 1990'da kabul etmiştir.

Anayasa’nın 138’inci maddesine göre, hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

AİHM kararlarının uygulanmaması Avrupa Konseyi yaptırımıyla sonuçlanabilir. Bu kararların uygulanmaması, hukuk devleti ilkesinin fiilen ortadan kaldırılmasıdır.