Türkiye'de 'savunma': 500'den fazla avukat tutuklu

Avukatlar, sanık ve avukat haklarının hiçe sayıldığını, gözaltına alma süreçlerinde işkence suçu işlendiğinin altını çizdi.



21-09-2018 19:45

Halkın Hukuk Bürosu (HHB) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) avukatlarının hukuksuz bir biçimde tekrar tutuklanması üzerine Türkiye’de savunmanın durumu tekrar gözler önüne serildi.

Tutuklu toplam avukat sayısının 570’leri bulduğunu ifade eden ÇHD İstanbul Şubesi Başkanı Gökmen Yeşil, net bir rakama ulaşmanın da mümkün olmadığının altını çizdi.

DW Türkçe’ye konuşan Yeşil, tutuklu avukat sayısına Avrupa'da hukukçulara yönelik davaları izleyen kurumlarca ulaşıldığını, baroların yasal sorumluluğuna rağmen haklarında işlem başlatılan avukatlarına yönelik kayıtları sağlıklı tutmadığını söyledi. 

Ankara Barosu Başkanı avukat Hakan Canduran da mesleki faaliyetlerinden dolayı yargılanan avukatların, müvekkillerine isnat edilen suçlamalara ortak edildiğini belirterek "Bazı avukatlar, terör örgütünün bir parçası olmakla suçlanıyor. Savunma görevini yaptıkları için değil. Ama avukatların büyük bir kesimi o terör örgütünün üyesi olduğu iddia edilen kişileri savundukları için bu durumdalar” dedi.

'SANIĞIN DA AVUKATIN HAKKI DA YOK SAYILIYOR'

Türkiye’de hukuk ve yargı sisteminin büyük bir çöküntü içinde olduğunu söyleyen Canduran: "Düşünün dünyanın neresinde bir avukat müvekkiliyle konuşurken infaz memuru başında durup dinler ve müdahale edebilir? Bir avukat müvekkiliyle görüşmek için on saat cezaevi önünde bekletilir, bir avukat müvekkiliyle görüşürken yukarıdan bir mikrofon sarkıtılıp, görüşmeler nasıl kayda alınır? Sanığın hakları nerede, avukatın savunma hakkı nerede kalıyor?"

'TUTUKLU MESLEKTAŞLARIMIZLA DAYANIŞMAMIZ BİLE ENGELLENİYOR'

Bazı barolar, tutuklu avukatlar ile dayanışma içinde olmak için mevcut hukuki şartlar elverdiği sürece girişimlerde bulunuyor. Ankara Barosu Başkanı Canduran, ülkedeki 79 baronun 36'sının cezaevindeki kötü koşulların iyileştirilmesi için bir basın duyurusu yayınladığını belirtiyor. Ancak Canduran dayanışmanın kolay olmadığına da dikkat çekiyor:

"Barolar, beş numaralı Cumhurbaşkanı kararnamesinde artık Devlet Denetleme Kurulunun denetim yetkisi altına alınmıştır. Yani kurul içindeki bir grup başkanının herhangi bir baro başkanını, bu avukatların yargılanmasına ilişkin söylediği bir söz nedeniyle görevden alabileceği bir duruma gelmiş durumdayız."

'KAPIYI KIRARAK EVİ BASTILAR'

Hakkında yakalama kararı olan HHB avukatlarından Süleyman Gökten’in aynı davada tutuksuz yargılanan avukat eşi Ezgi Çakır, evlerine yapılan baskını "Eşimi aradıkları için evimizi bastılar. Artık avukatların evini çok rahat basabiliyorlar. Yanlarında baro görevlisi yok. Kapıyı kırıp, haydut gibi içeri girmişler. Aramışlar ve sonra bir saat kırdıkları kapıyı takmak için uğraşmışlar. Uzun namlulu silahlarla 30-40 tane polis kapıyı kırarak, içeri girmiş” şeklinde anlattı.

Avukat Ezgi Çakır, bir yıldır tutuklu meslektaşlarının bazılarının cezaevinde tecritte tutulduğunu, bir meslektaşının işkence sonucu kolunun kırıldığını ve cezaevinde kendilerine duruşmaya hazırlanmalarını sağlayacak imkanların tanınmadığının altını çizdi.

'DOĞRUDAN İŞKENCE SUÇU İŞLENİYOR'

Türkiye'de işkenceye karşı mücadelenin en önemli isimlerinden adli tıp uzmanı ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Türkiye’de bir bütün olarak insan hakları ihlallerinin yaygın olduğuna dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Fincancı, "Yargı bağımsızlığı tümüyle yitirilmiş durumda. Yukarıdan gelen talimatlarla yargılamalar, tutuklamalar, gözaltılar işliyor. Ve tabii ki bugüne kadarki gözaltı süreçlerine baktığımızda, gözaltına alış biçimi kendi başına işkenceyi gözler önüne seriyor. Yakalama sırasında, 'orantılı güç kullanımı', 'zor kullanım hakkı' diye kolluğun kendisine tanımladığı görevin, ziyadesiyle aşıldığını ve doğrudan işkence suçunun işlendiğini görüyoruz. Sokakta, açık alanda, adliyelerin içinde, evlerin basılmasıyla aslında gerçekten üzücü bir tablo hakim" dedi.