Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Ahmet Şık: TİP muhalefet açmazının aşılmasına vesile olacak

Geçen hafta Türkiye İşçi Partisi'ne geçtiğini açıklayan İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, "Önerimiz HDP ve CHP dışında da muhalefet odağının yaratılmasıdır" diye konuştu.



26-04-2021 11:33

Türkiye İşçi Partisi'ne (TİP) katıldığını açıklayan İstanbul Mlletvekili ve Gazeteci Ahmet Şık, TİP'e katılma nedeni ve Türkiye gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Artı Gerçek'ten Nazlı Eda Piyade'ye konuşan Şık, "Bu kadar olumsuzluğun hâkim olduğu bir denklemde nabzı doğru tutabilen, talepleri ve beklentileri görünür kılabilen ve doğru çözümleri sunabilen, gençleri siyasetin öznesi haline getirebilecek bir parti ihtiyacı elzem. Beni TİP’e katılmaya karar verdirten de bu oldu" ifadelerini kullandı.

Ahmet Şık, Türkiye'de HDP ve CHP arasında konumlandırılması gereken bir siyasi parti ihtiyacı olduğunu söylerken, "Türkiye’de iktidar ve karşıtları biçiminde oluşan ve artık kendisi de bir dengeye oturmuş görünen siyaset tablosunun dengesini değiştirecek bir adım olarak önerimiz HDP ve CHP dışında da bir muhalefet odağının yaratılmasıdır" dedi.

'HÂLÂ AYNI NOKTADAYIM'

Şık şunları kaydetti:

"O zaman 'HDP’den istifa ettim yoldaşlıktan değil' demiştim hala aynı yerde duruyorum. Sorunuzun diğer kısmına gelince, TİP’e geçme kararım beni HDP’den koparan şeyleri şu anki TİP’te bulacağımla ilgili değil. Partiye geçişim birdenbire ortaya çıkmış değil, uzun zamandır ihtiyacını hissettiğimiz bir potansiyel yaratmak için aylardır bu fikir üzerinde kafa yoruyorduk. Dolayısıyla bir süredir planlamasını yaptığımız, yol haritasını çıkarmak istediğimiz hem kendimi bulacağım hem de daha sonra bahsedeceğimiz üzere yeni bir toplumsal arayışa karşılık olacak bir siyasal parti gereksinimi vardı. TİP’i ve TİP’e geçişimi en çok bu doğrultuda değerlendirmek gerekir.

'HDP VE CHP ARASINDA KONUMLANDIRMAMIZ GEREKEN BİR SİYASİ PARTİYE İHTİYAÇ VAR'

HDP ve CHP arasında konumlandırmamız gereken bir siyasi parti ihtiyacından bahsettiğimi söyleyebilirim. Ancak bu iki partinin seçmenlerini TİP’e kanalize etmekten öte, partisiz olanlara bir adres yaratma gayemiz var. Mevcut denklemde siyasal tercihlerini gönüllülük ya da fikirdaşlık ekseninde değil zorunlulukların belirlediği 'mutsuz seçmenler' ile kendisinin temsil edilemediği inancı ile oy kullanmaktan kaçınanlara ulaşmaktan, onların sesi, sözü olmaktan bahsediyorum. Buradaki esas hedef ikinci grupta yer alan seçmenin seçeneği haline gelebilmek.

'PARLAMENTO, SARAY REJİMİ'NİN HEVESLERİ DOĞRULTUSUNDA İŞLEVSİZLEŞTİRİLİYOR'

Muhalefet partileri ve toplumsal hareket mevcut pozisyonunu sadece seçimde oy kullanmak olarak belirleyen geniş bir yığına dönüşmüş durumda. Tekil örneklerle çıkarılan ses ise yeterince güçlü olmadığı için duyulmuyor ya da yetersiz kalıyor. Bugün toplumsal muhalefet ve kurumsal muhalefeti oluşturan siyasal partiler arasında boşluk var. Bunun asıl suçlusu kurumsal siyasi figür ve yapıların da yarattığı açmazlardır. TİP aynı zamanda bunun da aşılmasına vesile olacak.

Anlaşılan o ki mücadelenin kurumsal siyasete ve parlamentoya taşınmasında bir sorun var ya da bu sesin taşıyıcılığını üstlenenler az. Halk iradesinin somutlaşması gereken Parlamento, Saray Rejimi'nin diktatörlük hevesleri doğrultusunda adım adım daha da işlevsizleştiriliyor. Ancak muhalefet güçlerinin de parlamentoyu halkın/haklının kürsüsü yapmak için tüm imkanları kullandığını söylemek mümkün değil. Sorunun bir diğer yanı ise iktidarla ve dayattığı politikalarla uzlaşmayacağını her fırsatta göstermeye çalışan ve niceliksel olarak hayli kalabalık olan bu gücün maalesef bir parti bünyesinde pozisyon al(a)maması.

Politik bir homojenlikten bahsetmenin elbette mümkün olmadığı bu grupların tek bir parti seçmeni haline gelmesi gerçekleşmesi güç bir hayal. Ancak özellikle genç seçmenler ve toplumsal muhalefet odakları açısından kendilerinin temsil edildiği düşüncesini uyandıracak ya da sahiplenecekleri bir siyasal parti maalesef yok. Kendimizi de katarak söylemeliyiz ki mevcut partilerin ve siyasetçilerin üslup, tarz, içerik ve siyasi ezberlerinin bu kuşakla bağ kurmakta yetersiz kaldığı bir gerçek olsa gerek. Şimdilerde derin bir sessizlik hâkim olmakla birlikte dipten gelmesi beklenen bir dalga konusunda herkes hemfikir. Ancak o gün geldiğinde insanların güven duyacakları bir odak olarak önde bulunacak bir siyasi yapı maalesef yok.

Sorunun bir parçası ya da bütünün çoğunluğu olmakla birlikte aynı şekilde tabanda da durum pek iç açıcı değil. HDP’nin, yaşanan ağır zulüm sürecinin normali olarak sergilediği tutum alışları, Kürt meselesine yaklaşımda egemen olan ezberler nedeniyle ülke genelinde karşılık bulmuyor. Kürt nüfusun hâkim olduğu yerlerde ses çıkaranın daha ağır bir zulme uğradığı gerçeği de orta yerde dururken HDP’nin kendi tabanını dahi mobilize etmekte yetersiz kaldığını söylemek mümkün."