Tugay Candan yazdı | Katliam rejimi: Yıkılıp giden hayatlar ve Saray’da içilen abı hayatlar…

"Yemin töreni 101 pare top atışlarıyla bitti ve bu defa ekranda, yollarına saçılan güller eşliğinde Mercedes marka otomobille kalabalığın arasından geçen nam-ı diğer “Başkan” görüldü. Erdoğan gül kokulu sokaklardan sarayındaki şatafatlı kokteyle giderken, Mısra Öz gül kokulu evladının parçalanmış haldeki cansız bedeni başında gözyaşı döküyor, Melih Kurtuluş da 6 aylık bebeği Beren’in tabutunu kucağında sımsıkı tutuyordu. Akşam Saray’da yapılan başkanlık kokteyli menüsünde ise abı hayat vardı…"



09-07-2020 12:07

Tugay Candan - @TugayCandann

Bugün,  iktidara göre “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”, kimilerine göre ise “başkanlık sistemi” ve aslen bir “tek adam rejimi” olan Saray Rejimi’nin ete kemiğe bürünmesinin ikinci yıl dönümü. Ete kemiğe bürünmekten kasıt, Saray Rejimi’ne fiilen 7 Haziran 2015’teki genel seçimlerin ardından bilinçli şekilde ülkenin sürüklendiği karanlık dönemde geçilmiş olmasıdır. Yani son iki yılda rejimin karakterine işlemiş olan her ne varsa, bu dönemde iyiden iyiye kendini hissettirmiş ve sonunda 9 Temmuz 2018’de işin adı konulmuştur.

7 Haziran 2015 ve 9 Temmuz 2018 tarihleri arasındaki döneme “katliamlar dönemi” de denilebilir. AKP’nin iktidara geldiğinden bu yana ilk defa sandıkta çakıldığı 7 Haziran seçimlerinden önce muhalefetin sloganı “Seni başkan yaptırmayacağız” idi. 20 Temmuz 2015’te Suruç Katliamı’yla başlayan süreç, 8 Temmuz 2018’daki Çorlu Tren Katliamı’yla sona erdi. Bir gün sonra Erdoğan artık “başkan”dı…

8 TEMMUZ 2018…

Başkanlık sistemine geçişten bir gün önce, yani 8 Temmuz 2018’de ülkenin kuzey batısında bir can pazarı yaşanmış ve Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi Sarılar Mahallesi’nde daha sonra ortaya çıkacak bilançoya göre 7’si çocuk, 25 kişinin hayatını kaybettiği ve 328 kişinin de yaralandığı bir tren kazası olmuştu. Olay akşamüstü gerçekleşmişti. O gece ben de işimin başındaydım ve olayın vahametini dakika dakika İleri Haber okurlarına ulaştırmak için çalışıyordum. Olayın hemen ardından ilk saatlerde bile vahametin büyüklüğü ortaya çıkmıştı. Daha sonra kaza ile bağdaşan o altı boşalmış menfez fotoğrafı bile bunu açıklıyordu. Gecenin ilerleyen saatlerinde bilanço şekillenmeye başlamıştı. Tablo korkunçtu…

9 TEMMUZ 2018…

9 Temmuz sabahı durumu gözlemlemek için Çorlu Devlet Hastanesi’ne gitmeye karar vermiştim. Çorlu Otogarı’nda bir çay içmek için 5 dakika duraksadığımda saat 07.15’ti. Televizyonda, facianın gerçekleştiği noktadaki rayların ve menfezin onarıldığı haber veriliyordu. Yani gece can pazarının yaşandığı noktada, sabaha kadar faciaya dair hiçbir iz bırakılmamıştı. İhmallerin giderilmesi için böyle bir facianın yaşanması beklenmişti.

O gün hastanede tam anlamıyla asıl aradığımı bulamadım. Talimatlı olduğu anlaşılan hastane yönetimi, yaralıların çoğunu tecrit etmiş ve sağlıklı bilgi akışı sağlamıyordu. Hastane önünde olan yaralılardan birkaçının ağzından kaza anını dinledim. Öğleden sonra hastaneden ayrıldım ve topladıklarımı haberleştirmek için yola çıktım.

Yolda, telefonunum ekranından, sanki 20 saattir olağanüstü bir durum yokmuş gibi “Başkan” Erdoğan’ın yemin törenine odaklanmış ajansların haberleri akıyordu. Çorlu Tren Katliamı’nın ardından ulusal yas ilan edilmemişti ve Erdoğan’ın bu şaşaalı gövde gösterisine ‘gölge’ düşmemeliydi. Birinci Meclis’teki yemin töreninin ardından yapılacak etkinlikler de iptal edilmemişti. Olayın ardından gece boyunca ve öğlene kadar hastanede gördüklerim ile duyduklarımın çarpıcılığı bir anda yok olmuş, yerini öfke denilebilecek bir duygu kaplamıştı. İnsanız işte…

Yemin töreni 101 pare top atışlarıyla bitti ve bu defa ekranda, yollarına saçılan güller eşliğinde Mercedes marka otomobille kalabalığın arasından geçen nam-ı diğer “Başkan” görüldü. Erdoğan gül kokulu sokaklardan sarayındaki şatafatlı kokteyle giderken, Mısra Öz gül kokulu evladının parçalanmış haldeki cansız bedeni başında gözyaşı döküyor, Melih Kurtuluş da 6 aylık bebeği Beren’in tabutunu kucağında sımsıkı tutuyordu. Akşam Saray’da yapılan başkanlık kokteyli menüsünde ise abı hayat vardı…

KATLİAM REJİMİ

Kuruluşunda katliamların önemli etkisi olan rejimin 2 yılında tıpkı önceki katliamlarda olduğu gibi Çorlu Tren Katliamı’nın da üzeri örtülmeye çalışıldı. Yakınlarını kaybeden aileler, adalet umuduyla yaşama bir nebze tutunmaya çalışırken, skandallarla dolu dava sürecinde atılan her adımla ailelerin mücadelesini verdikleri bu umudu kırılmak istendi.

Aradan geçen 2 yılda ise Saray Rejimi’nin kodları Çorlu Tren Katliamı ve davasında açıkça ortaya çıktı. Katliam, özelleştirme, rant, hukuksuzluk, halk düşmanlığı, riyakarlık, zalimlik… Çorlu Tren Katliamı, katliamlara yaslanarak kurulan rejimi anlayabilmek için ilk günden itibaren bir prototip oldu.

Yitirdiklerimizin anısına saygıyla...