TTB yöneticilerine hapis cezası gerekçesi: Psikolojiden anlamak

Türk Tabipleri Birliği (TTB) üyesi 11 hekime iki basın açıklaması nedeniyle verilen 20’şer aylık hapis cezasının gerekçesi açıklandı.



09-06-2019 09:26

Türk Tabipleri Birliği (TTB) üyesi 11 hekime iki basın açıklaması nedeniyle verilen 20’şer ay hapis cezasının gerekçesi açıklandı.

Kararda “sanıkların hekim olmaları nedeni ile insan psikolojisinden ve insanın nelerden rahatça etkilenebileceği konusunda fikir sahibi oldukları tartışmasız bir gerçekliktir” değerlendirilmesi yapıldı. Bildiriyle “harekâtın Kürt kökenli vatandaşlarımıza karşı yapıldığı yönünde terör örgütü tarafından oluşturulmaya çalışılan algıyı güçlendireceği” belirtilen gerekçede, TTB’nin hendek operasyonuyla ilgili açıklamasına ilişkin de “Devlete karşı silahlı faaliyette bulunan silahlı terör örgütünün eylemlerinin yanlışlığına ya da kınanmasına dair tek kelimenin edilmediği gibi bunu ima eden cümlelerin de bulunmadığı” ifadesi kullanıldı.

Cumhuriyet'ten Alican Uludağ'ın haberine göre dönemin TTB yönetimi, Türkiye’nin Afrin operasyonu nedeniyle 24 Ocak 2018’de “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” başlıklı bir bildiri yayımladı. Bu açıklama nedeniyle polis tarafından gözaltına alınan ve sonrasında serbest bırakılan TTB yönetim kurulu üyesi 11 hekime, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçundan dava açıldı. İddianamede, 2016 yılındaki 1 Eylül Dünya Barışı günü nedeniyle yayımlanan açıklama da suçlama olarak yer aldı. Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi, 11 hekime yargılama sonunda 20’şer ay hapis cezası vermişti. Mahkeme, kararın gerekçesini açıkladı.

'CÜMLE TEK BAŞINA OKUNDUĞUNDA SUÇ OLUŞTURMUYOR'

Gerekçeli kararda “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” cümlesinin tek başına okunduğunda herhangi bir suç oluşturmadığı belirtilerek, şu değerlendirme yapıldı: “Açıklamanın yapıldığı tarih ve dönem itibarı ile terör örgütünün de aynı ve yoğun şekilde benzer ifadeler kullandığı, harekâtı gayri meşru bir saldırı şeklinde değerlendirip bölgede yaşayan sivil vatandaşlara Türkiye Cumhuriyeti tarafından katliam uygulanacağı algısı oluşturmaya çalıştığı, sanıkların içinde yer aldığı Türk Tabipleri Birliği’nin meslek kuruluşu olarak toplum üzerinde etki alanının geniş olduğu, yaratılmaya çalışılan bu algının sanıkların paylaşımlarında da görülmüştür. Bu durumun ülkemizin belli bir bölgesinde ya da Türkiye genelinde yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımız üzerinde, Suriye’de Türkiye Cumhuriyeti tarafından tamamen kendi güvenliğini temin etmek için yapılan harekâtın Kürt kökenli vatandaşlarımıza karşı yapıldığı yönünde terör örgütü tarafından oluşturulmaya çalışılan algıyı güçlendireceği ve halk arasında toplumsal sorunlara, kin ve düşmanlığa yol açabileceği, harekâtın yapıldığı tarih itibarı ile ülkemiz ve bölgede yaşanılan gelişmeler dikkate alındığında kamu güvenliği açısından açık ve bir yakın tehlikenin mevcut olduğu kanaatine varılmıştır.”

Kararda, TTB’nin 1 Eylül 2016 tarihli açıklamasıyla o dönemde gerçekleştirilen hendek operasyonlarının eleştirildiği de savunularak, “Devlete karşı silahlı faaliyette bulunan silahlı terör örgütünün eylemlerinin yanlışlığına ya da kınanmasına dair tek kelimenin edilmediği gibi bunu ima eden cümlelerin de bulunmadığı, operasyonların Kürt kökenli insanlara yapıldığı yönünde terör örgütü tarafından oluşturulmaya çalışılan algıyı güçlendireceği ve halk arasında toplumsal sorunlara, kin ve düşmanlığa yol açabileceği, kanaatine varılmıştır” denildi. 

TTB’nin avukatı Ziynet Özçelik de iki açıklamanın içerik ve bağlamında şiddet veya nefrete teşvik bulunmadığını belirterek karara itiraz etti. Dosya istinaf mahkemesine taşındı.