TTB Başkanı Sinan Adıyaman: Karar tamamen siyasi, barış istemek suç değil

TTB Davası'nda dün verilen cezalara ilişkin TTB Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, İleri Haber'e değerlendirmelerde bulundu.



04-05-2019 12:34

Özgür Yılmaz - @ozguryilmaz344

Türk Tabipleri Birliği (TTB) eski Merkez Konseyi üyelerinin savaş karşıtı açıklamaları nedeniyle yargılandıkları davanın karar duruşması dün Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, TTB Merkez Konseyi üyeleri hakkında "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçundan ayrı ayrı ikişer kez 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. Hande Arpat, sosyal medya üzerinden yaptığı bazı paylaşımları nedeniyle "zincirleme olarak terör örgütü propagandası yapmak" suçundan ayrıca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Türkiye tarafından Afrin’e düzenlenen operasyon sırasında yaptıkları savaş karşıtı açıklama nedeniyle 30 Ocak 2018’de gözaltına alınan ve bir hafta gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakılan 2016-2018 dönemi TTB Merkez Konseyi üyesi 11 hekim, bugün Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı.

Çıkan bu ceza kararları üzerine TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman ile görüştük. Adıyaman, "Verilen ceza 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçuyla verildi. 1 Eylül 2016 Dünya Barış Günü'nde yaptığımız açıklama ve ikincisi de 'Savaş bir halk sağlığı sorunudur' açıklamamızdan verildi. Hande Arpat'a da sosyal medya paylaşımlarından dolayı terör örgütü propagandası yapmak suçlamasıyla ekstra 1 yıl 6 ay daha ceza verildi. Tabi ki bunları kabul etmek mümkün değil" şeklinde konuştu.

'TAMAMEN SİYASİ BİR KARAR'

Adıyaman dava sürecine ilişkin isei "Biz hiçbir suçumuz olmadığını, bizim bu yaptığımız açıklamanın evrensel tıp etiğine uygun olduğunu, bunun bizim vazifemiz olduğunu anlattık. Avukatlarımız sundukları delilleri çürüttü. Gerçekten delil niteliği taşımayan öğelerle mütala verildi. Adil bir yargılama hakkımız olmadı sonuçta. Vazifemizi yaptık. Bunu devamlı söyledik üç duruşmada da. Çünkü bu suç teşkil etmiyor. Savaşın, sağlık sorununun çevresel etkenlerle gerçekleştiğini, bunun da bizim sorumluluğumuz olduğunu, savaş ve çatışmanın sağlığı bozduğunu izah ettik. Fakat sonuç itibarıyla bize halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme suçundan ceza verildi. Yaptığımız açıklamadan da ortada bir suç olmadığını anlattık. Hatta 1 Eylül 2016'da yapılan açıklamadan sonra herhangi bir idari işlem yapılmadığını söyledik. Ancak daha sonra bunun savcının iddianemesine girdiğini, bahsedilen suçun olması için herhangi bir şiddet olayı olması gerektiğini ama böyle bir şey olmadığını söyledik. Bunu tamamen siyasi bir karar olarak görüyoruz. Barış talebinde bulunmak suç değil. Savaşın halk sağlığında sorun yarattığını söylemek suç değil. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Avukatlarımızla birlikte itirazlarımızı yapacağız. TTB iktidarların sağlığı etkileyecek politikalarına karşı objektif, dengeli ve eleştirel yaklaşan bir kurum. Herhangi bir iktidarın, kurumun, kuruluşun arka bahçesi değil. Dolayısıyla bizim terörle, nefretle adımızın geçmesi bile bizi rencide etti. Kabul edebileceğimiz bir şey değil" değerlendirmelerinde bulundu.