Totalitarizm kapıda mı?



17-05-2020 12:07

Zafer İlken

Birkaç aydır insanlığın yaşadığı virüslü günler, sonrasında kısmi bir normalleşme süreci yaşanacak olsa bile, artık birçok şeyin değişeceğini bizlere gösterdi. İnsanların ve yönetenlerin bu süreçte vereceği kararlar dünyanın sonrasının şekillenmesini de önemli ölçüde etkileyecek gibi gözüküyor. Üstelik bu etkileme, sadece sağlık sistemleriyle sınırlı kalmayıp ekonomi, politika ve kültürel alanlarda da radikal değişikliklerin yaşanmasına neden olabilir. Sağlığı koruma adına, olgunlaşmaya zaman bulamamış yöntemlerin ve hatta ilk bakışta masum gözükse bile tehlikeli olabilecek veya kötüye kullanılabilecek teknolojilerin devreye alınması süreç içerisinde büyük zararlara yol açabilir. En basitinden kendimize soralım: Birçok kimse internet aracılığıyla evlerinden çalışmaya başlarsa ve kişisel/toplumsal iletişimlerini de bu yöntemle uzaktan sürdürmeye çalışırsa bunun sonu nereye varır? Benzer şekilde eğitim de uzaktan verilmeye başlanırsa bunun günlük hayata, kültüre, bilime yansımaları ne olur? Normal zamanlarda hükümet, eğitim kurumları ve iş dünyasının uygun görmeyeceği bu yöntemler, zamanla hoşa gitmeye başlayıp kişiler ve kimi kurumlar üzerinde bir denetim, kontrol ve baskı aracı olarak kullanılmaya başlanırsa sonuçları ne olur?

Koronavirüsle mücadele adına birçok hükümet yeni gözlem yöntemlerini devreye aldı. Örneğin Çin’de kişilerin akıllı telefonları yakından izleniyor; kimlerin nerede oldukları, kimlerle görüştükleri gözleniyor. Yüz tanıyan milyonlarca kamera ile kişilerin vücut sıcaklıkları ve sağlık durumları kontrol ediliyor. İsrail başbakanı, ülkesinin emniyet teşkilatına normalde teröristleri izlemede değerlendirilen gözetim teknolojilerinin koronavirüs hastaları için kullanılması talimatını verdi. Altmış beş yaşını geçmiş bir komşum aracıyla dışarı çıkıp kaçamak yaptığında cep telefonuna gelen bir mesaj ile bu hareketinin bir daha tekrarlanmaması için uyarıldı. Ülkeleri yönetenler, parmağınız cep telefonunun ekranına veya bir başka sensör yüzeyine değdiğinde hangi siteye link yaptığınızı öğrenmek veya parmak izinizi almak ve gerekirse kıyaslamak niyetindeyken, artık ateşinizin olup olmadığını veya tansiyonunuzun durumunu bilmek istiyorlar. 1948 İsrail bağımsızlık savaşı sürecinde getirilen acil duruma yönelik basın sansürü ve istenilen yere haciz konulabileceği kararının 2011 yılında kaldırıldığını biliyor muydunuz? Bu yasaklar, denetimler, gözetimler herhangi bir gerekçeyle bir kez konulduğunda kaldırılması çok zor oluyor.

Birçok kimsenin kullandığı sosyal medya araçlarına aktardığımız bilgiler sayesinde ilişkilerimiz, görüşlerimiz, ilgi alanlarımız vb. konular yerli, yabancı istihbarat kuruluşlarının veri tabanlarında yerlerini almaya devam ediyor. Evinizdeki bilgisayarınız kapalı olsa bile, kamerasının görüş alanının dışarıdan izlenmesine olanak veriyor. Facebook’un, merkezi İngiltere’de olan bir veri değerlendirme kuruluşuna son ABD seçimi öncesi elindeki kullanıcı bilgilerini aktararak Trump’a oy verme konusunda kararsız olan seçmeni manipüle ettiği ve izledikleri sitelere Clinton karşıtı anlık görüntüler, haberler veya bilinç altını etkileyen görseller yerleştirerek seçimi yönlendirdiği kanıtlandı; ama mahkemeden herhangi bir yaptırım çıkmadı.

Aslında bizde de durum pek farklı değil; belki teknoloji biraz geriden geliyor ama özü ve amacı belli. E-devlet uygulamalarıyla verilen hizmetlerin başka amaçlarla kullanılmadığından emin misiniz? E-nabız uygulaması ile sağlık durumumuz ortalıkta; tahlil sonuçları ne alemde, kronik rahatsızlığımız var mı, bizi herhangi bir konuda atılım yapmaktan alıkoyabilir mi, aleyhimize kullanılabilecek bir durumumuz var mı? Kullanım kolaylığı nedeniyle tercih ettiğimiz internet bankacılığı sayesinde biz sade vatandaşların tüm malı mülkü, geliri, gideri, borcu ortalıkta.

Şunu iyi bilmek gerekiyor: Sevgi, üzüntü, sıkıntı, kızgınlık da aynı vücut sıcaklığı, tansiyon, öksürük gibi biyolojik birer olgu. Dolayısıyla aynı teknoloji ile bunların her birini ölçmek ve mertebelerini saptamak olası. Yönetenler yönetilenlerin biyometrik verilerine sahip olduklarında onları kendilerinin bildiklerinden daha iyi tanıyacaklar ve duygularını sadece öngörmekle kalmayacak, manipüle etmeyi de becereceklerdir. Herhangi bir masum görünümlü gerekçe ile enselerimize birer çip takmayı da başarabilirlerse (ki bir sonraki aşama bu) bilim kurgu filmleri gerçek oldu demektir.

Peki bu durumlara engel olmak için neler yapmalıyız, neler yapabiliriz? Bu konuyu da bir sonraki yazıda ele alacağım.

Sağlıkla ve sevgiyle kalın.