TİP Kurucu Meclis üyesi Doğan Ergün: Saray Rejimi'nin yıkılması bir devrim sorunu haline gelmiştir

TİP'in kuruluş çalışmaları sona yaklaşıyor. Geçtiğimiz günlerde program taslağını kamuoyuyla paylaşan TİP'te, metnin son hali katkılardan sonra şekillenecek. TİP Kurucu Meclis üyesi Doğan Ergün, program taslağında yer alan "Saray Rejimi'ne karşı Devrimci Cumhuriyet" başlığını İleri Haber'e değerlendirdi.



12-09-2018 15:37

İleri Haber

Türkiye İşçi Partisi (TİP), program taslağının duyurulmasının ardından, ilerici ve sol kamoyundan gelen katkılarla programa son şeklinin verileceğini duyurdu. 

Birçok başlığın yer aldığı taslakta dikkat çeken  başlıklardan biri olan "Saray Rejimi'ne karşı Devrimci Cumhuriyet" konusunu TİP Kurucu Meclis üyesi Doğan Ergün'le konuştuk.

TİP program taslağında "Saray Rejimi'ne karşı Devrimci Cumhuriyet" başlığıyla bir bölüm dikkatimizi çekiyor. TİP kurucuları Devrimci Cumhuriyet kavramına nasıl bir anlam yüklüyor?

Türkiye İşçi Partisi program taslağı, kuruluşu ve fikriyatı benim için en fazla sosyalist hareketin siyasallaşma sorununa müdahale bakımından önem taşıyor. Devrimci bir siyasallaşmadan, iktidar fikrini bilinmez bir geleceğe ertelemeyen, tüm varlığıyla iktidarı ele geçirmeye odaklanmış bir siyasallaşmadan söz ediyorum. Türkiye sosyalist hareketi bu haliyle, gerçek sorunlarıyla yüzleşmekten kaçan, ezberlerini tekrarlayan, toplumsal bir güç haline gelme gündemi olmayan, apolitik bir görüntü sunuyor. Bu nedenle, önceliğimizi en fazla sorunlu olduğumuz noktaya ayırmamızın, örneğin, sosyalizmin kavramsal ve teorik düzeyde açıklanması işinden çok iktidar ve devrim sorunsalına kafa yormamızın anlaşılır ve gerekli olduğu kanısındayım. Program taslağında ortaya konan üçlü yaklaşımın bu meseleyle ilgisi bulunuyor. Parti'nin hedefleri, güncel mücadelenin hedefleri ve sosyalizmin çözmek istediği sorunlar bir bütün olarak "Devrim Programı"nı oluştruyor. Devrime giden yolu, devrimin kendisini ve ötesini anlatıyor...

Program metninde yanıtını aradığınız temel soru ne oldu?

Sosyalistler, komünistler, marksistler olarak bugün çok temel bazı sorulara odaklanmamız gerekiyor. Bu odaklanmanın, politikleşmenin de anahtarını oluşturacağına inanıyorum. Benim en üste yazdığım sorulardan biri şu: İktidar nasıl, hangi güçlerce, hangi mücadelenin sonucu olarak alınacak? Ben sorunuzu da bu bağlamda değerlendiriyorum.

Böyle bir soruyu formüle ettiğimizde birçok marksist doğal olarak şu itirazda bulunacak: "İktidarın el değiştirmesi ile 'devrim' aynı şey değildir!"

'ARADAKİ MESAFE OLDUKÇA AZALDI'

Doğru! Ama bugün eksik, güncel durumu anlatmıyor... Birincisi, kavramı geliştiren kolektifin üyelerinden biri olarak ve TİP program taslağında da gayet özlüce ifade edildiği gibi, "Saray Rejimi" ifadesi herhangi bir partinin iktidarda bulunduğu yılları anlatmıyor. Örneğin "ANAP'lı yıllar" veya "Karaoğlan dönemi" gibi bir ifadeden başka bir şeye işaret ediyor. Saray Rejimi, faşizm yolunda ilerleyişi; laiklik, adalet, özgürlükler gibi ilkelerin tasfiyesini; sosyal gelişme dinamiklerinin bastırılmasını, "yurttaşlık" kavramının altının oyulmasını vb. anlatıyor. Program tartışmaları sırasında bir arkadaşımızın ifadesiyle çağımız aynı zamanda "burjuva demokrasisinin de tükendiği bir çağ". Böylesi bir çağın tamamlayıcı unsurlarından bir tanesi de Saray Rejimi benzeri faşizan iktidarlar. Model oluyorlar, sermaye sınıfı için örnek teşkil ediyorlar. Neo-liberal dönemde, erkin, halkı gerçek politik konuların dışında tutmayı başaran kurumsallaşmasının en üstün örneklerinden biri... Bölgesine gericilik yayan, dünyada neo-faşist eğilimin öncüsü, sermaye sınıfının yirmi yıl önce aklına dahi getiremeyeceği sömürü ve yağma yöntemlerinin yaratıcısı bir rejim söz konusu. Yine program tartışmalarımıza referansla söylüyorum: İşte bu rejimi yıkma, AKP iktidarını devirme mücadelesiyle, devrim sorunu bir ve aynı şeyler olmasa da aradaki mesafe oldukça azalmıştır. 

Bunu neye bağlıyorsunuz?

Örneğin, ANAP'ın devrilmesi bir iktidar sorunuydu ancak bir devrim sorunu olarak düşünülemezdi. Ancak Saray Rejimi'nin yıkılması bir devrim sorunu haline gelmiştir. Bu rejimin yıkılması için nasıl bir mücadele stratejisine sahip olduğunuz, hangi kesimlerle birlikte yol yürümek istediğiniz, sonrasında neyi hedeflediğiniz, Türkiye devriminin yakıcı sorunları olarak belirmektedir. 

İşte bu açıdan, program taslağında ifade edilen "Devrimci Cumhuriyet" kavramı sosyalist bir devrimle Saray Rejimi'nin devrilmesi arasındaki açıyı kapatmak için gereken mücadelenin ruhunu, konusunu ve bileşenlerini ifade ediyor. 

'TİP'İN KURULUŞ AMACI SOSYALİZMDİR'

Biraz açalım isterseniz?

Türkiye İşçi Partisi program taslağında, parti programının yani partinin kuruluş amacının "sosyalizm" olduğu açık ve net bir şekilde ifade edilmiştir.

Mücadele programı ise ister istemez, güncel politik durumu, güncel mücadele başlıklarını, ittifak ilişkilerini ve toplumsal dinmaiklerini dikkate almıştır. Devrimci Cumhuriyet kavramsallaştırması da bu noktada devreye giriyor. 

'AKP İKTİDARI ALTINDA TÜRKİYE 'CUMHURİYET SORUNSALI' YAŞAMAKTADIR'

AKP iktidarı altında Türkiye'nin bir demokrasi, laiklik, özgürlük, adalet sorunu yaşadığı açıktır. Bu sorun başlıklarını bütün olarak bir "cumhuriyet sorunsalı" etrafında toplamak mümkün görünmektedir. Yine AKP iktidarı, emekçilerin, ilerici toplumsal dinamiklerin siyasete aktif katılımının önünde bariyerler dikmekte, yurttaşlık tanımının altı oyulmaktadır. Çok özet olarak ifade etmek gerekirse, toplumsal-siyasal mücadeleler alanında Saray Rejimi'nin üzerinde güreşmek istediği minder, çok geniş bir kesimi oyunun dışına düşürmekte, başka bir örnekte pekâlâ "iktidar karşıtı ancak düzen yanlısı" olabilecek geniş kesimleri düzenden beklenti duyamayacak bir noktaya çekmektedir. "Devrimci Cumhuriyet" kavramsallaştırması işte bu "cumhuriyet sorunsalı" ve düzenden kopuş dinamiğini ifade ve şekillendirme çabası olarak görülmelidir. Türkiye İşçi Partisi Saray Rejimi'nin yıkılması aşamasında bu zemini, bu zeminde ortaya çıkan dinamiği, bu dinamiğin "devrimci" bir işlemden geçirilmesini, emekçilerin öncülüğündeki mücadeleye eklemlenmesini, "eşitlik, özgürlük, kardeşlik" kavramlarının her türlü uzanımıyla barışık hale getirilmesini hedeflemektedir. 

'DEVRİMCİ CUMHURİYET MÜCADELESİ SARAY REJİMİ'NİN YIKILMASININ KODLARINI VERİYOR'

Saray Rejimi’nin yıkılmasına dair bir mücadele kurgusu ve arayışı belirleyici yani?

Daha somut konuşursak, laikliğe saldırılara karşı duran kesimlerin yüzlerini geri değil ileri döndürülmesi gerekir. Türkiye'de bugün bir aydınlanmadan söz edilecekse bu artık herhangi bir şekilde halkın geniş kesimlerini hor gören bir anlayışla değil bir "emekçi aydınlanmasıyla" mümkün olabilir. Hak-hukuk-adalet gibi kavramların mücadelesini verenlerin, halklar arasındaki kardeşleşmeye göz yumması mümkün değildir. Tersinden, sosyalizm mücadelesi verdiğini iddia edenlerin, hayatın her alanındaki baskıya, zora, yıkıma göz yumması devri de çoktan kapanmıştır. 

Devrimci Cumhuriyet mücadelesi, bu bakımdan Saray Rejimi'nin yıkılmasının kodlarını vermekte, sosyalizme yürüyüşün özgül bağlamını kurmaktadır.

TİP program taslağına buradan ulaşabilirsiniz.