TİP Genel Başkanı Erkan Baş'tan, Kılıçdaroğlu'na uyarı: 'Bu fotoğraflarda güzellik görmek, olaya Saray bahçesinden bakmaktır'

Partisinin TBMM'deki haftalık basın toplantısında konuşan Baş, 17 yıllık AKP iktidarını değerlendirdi.



05-11-2019 14:34

İleri Haber

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, "17 yılın sonunda AKP'ye baktığımızda, devleti ele geçirmiş bir iktidar görüyoruz. Ancak baskı ve şiddeti yoğun kullanmalarına rağmen istedikleri bir toplum yaratamadılar, bu da onlara dert oldu" dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) haftalık basın toplantısında konuştu. Açıklamalarına her toplantıda olduğu gibi basın mensuplarını, ülkenin dört bir yanındaki emekçileri, kadınları ve gençleri selamlayarak başlayan TİP Genel Başkanı, Koton’da yoğun emek sömürüsüne karşı sendikalı oldukları için işten çıkarılan işçilerin verdiği mücadelenin takipçisi ve destekçisi olduklarını söyledi.

Basın ve medya kuruluşlarında son dönemde yaşanan baskı ve işten çıkarmalara ilişkin sözleriyle konuşmasına devam eden Baş, "Basın yayın emekçileri, sırf sendikalı oldukları için gazetecilik yapamaz hale getiriliyor. Basın-yayının iktidarın borazanı haline getirilme çabası bu iktidarın karakteristik özelliklerinden biridir. Buna rağmen hala gazetecilik yapmaya çalışan, gazetecilikte ısrar eden ve bunun yollarını yöntemlerini aramak için örgütlenen, onuruna sahip çıkan tüm gazetecileri selamlıyor ve yanlarında olduğumuzu ilan ediyoruz" ifadelerini kullandı.

'ORGANİZE CİNAYET'

Konuşmasının devamında İSİG’in iş cinayeti raporunda açıkladığı verileri hatırlatan Baş, AKP iktidarı döneminde saptayabildikleri kadarıyla 23 bin 847 işçinin iş cinayetinde hayatını kaybettiğini belirterek, ‘organize cinayet’ vurgusu yaptı. Erdoğan’a seslenen Baş, “Siz nasıl çocuklarınızı, torunlarınızı damatlarınızı önemsiyorsanız; bu insanların da anneleri, babaları, çocukları, kardeşleri var. Hayatı mahvolan yüz binlerce insandan bahsediyoruz. Bunun sorumluluğu direkt olarak bu iktidarın omuzlarındadır” dedi.

'ERDOĞAN ŞAKA OLSUN DİYE KONUŞTUYSA HİÇ KOMİK DEĞİL'

Bugün yapılan AKP Meclis Grup Toplantısı’nda Erdoğan’ın söylediklerine de değinen Baş, AKP Meclis Grup Toplantısını ‘maalesef’ izledik. Cumhurbaşkanı şaka olsun diye konuştuysa hiç komik değil. Eğer anlattıklarına inanıyorsa, Türkiye gerçekten çok trajik bir durumda” şeklinde konuştu.

'AKP, ABD OPERASYONUYLA İKTİDAR OLMUŞ BİR PARTİDİR'

TİP Genel Başkanı, bu vesileyle AKP iktidarının 17 yılına dair değerlendirmelerini paylaştı. Baş’ın değerlendirmeleri şöyle:

" - AKP, doğrudan ABD operasyonuyla iktidar koltuğuna oturtulmuş bir partidir.

- 12 Eylül’ün yarattığı dokunun, 12 Eylül yasalarının elverdiği şekilde yüzde 30 civarı bir oyla parlamentodaki koltukların yüzde 60’ını elde eden, bir sürecin anti-demokratik uygulamalarının sonucu iktidara gelen bir partidir.

- AKP’nin iktidara getirilmesinin sebebi bir misyon üstlenmesidir. AKP’nin amacı Türkiye’yi emperyalizme daha bağımlı hale getirmektir. AKP’nin amacı Türkiye’deki patron diktatörlüğünü, sermaye diktatörlüğünü güçlendirmektir. AKP’nin amacı tarikatların, cemaatlerin güçlenmesi, dinin toplum üzerindeki egemenliğinin artmasıdır. Devlet katında zaten kırıntıları kalmış olan laikliğin tavsiye edilmesidir.

'BU DA ONLARA DERT OLDU'

- 17 yılın sonunda AKP, bu plan ve program doğrultusunda devleti büyük ölçüde ele geçirmiş bir iktidardır. Ancak baskı ve şiddeti yoğun kullanmalarına rağmen istedikleri bir toplum yaratamadılar, bu da onlara dert oldu. 

- Türkiye’de milyonlar AKP’ye ve AKP’de vücut bulan ne varsa bunlara karşı direniyorlar, mücadeleye devam ediyorlar. AKP ise durdurulamaz bir iniş içerisinde.

AKP'NİN 17 YILI...

- Türkiye 17 yılda her anlamda yıkımın ve talanın egemen olduğu bir tabloyla karşı karşıya kaldı. AKP’nin ekonomiden anladığı şey; yandaş patronları zengin etme temelli, halktan alıp yandaş müteahhitlere veren bir beton ekonomisi inşa etmek ve bu doğrultuda yoksulların hayatının daha zorlaştırılmasıydı. 

- Hak ve özgürlükler alanında; hak ve özgürlüklerin ne olduğunu bilmeyen bir nesil yetişti. Düşünce ve ifade özgürlüğü, Türkiye’de artık kırıntısının bile kalmadığı bir konu haline geldi. İktidara karşı her duruş terör kapsamına alınmak isteniyor. Binlerce gazeteci, yazar, sanatçı cezaevlerine atılıyor.

- Hukuk bu iktidar döneminde bir ‘iktidar sopası’ olmak dışında başka bir anlam ifade etmiyor. Öncesinde Fetullah Gülen çetesiyle birlikte başladıkları ve muhalefete sopa olarak kullanılan operasyonlar bugün de devam ediyor. Görüntüde bu iktidar, Fethullah Gülen çetesiyle mücadele ediyor gibi görünüyor ancak özellikle adalet ve hukuk alanında Fethullah Gülen zihniyeti sürüyor.

- Sattıklarını saymaya vaktimiz yetmez. Bu iktidar ülkede yaratılmış ne varsa satıyor. Sayfalar dolusu satılmış olan kurumdan söz ediyoruz. Peki soruyoruz? Üretim adına bu iktidar eliyle yapılmış herhangi bir şey var mı? Maalesef yok.

- Sürekli rakamlarla oynayarak, mesela TÜİK’e gerçek dışı rakamlar açıklatarak durumu toparlamaya çalışıyorlar fakat gerçekler ekonominin büyük bir yıkıma doğru gittiğini gösteriyor. Örneğin; işsiz sayısı 17 yılda en az iki katına çıktı. İşsizlik, Cumhuriyet tarihinin en yüksek noktasında. İşsizlik konusunda rekor AKP’nin. Dış borç, 3.5 kat artmış durumda. AKP’nin iktidara geldiği dönemde 6.2 olan büyüme, 2019 tahminlerinde yüzde 0.5’tir. Böylesi rezil tablolarla karşı karşıyayız.

- Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2002’de 8 milyon 613 bin icra dosyası varken, bugün icra dosyaları 21 milyona ulaşmış durumdadır. Cinsel saldırı hükümlüleri 14 kat artmış. Bu da bu iktidarın ‘başarısıdır.’ Uyuşturucu hükümlülerine ilişkin sayıda ise 7 katlık bir artış var. Ekonomik suçlardan cezaevinde olan insan sayısı 17 yıl sonunda yüzde 300 artmış. 17 yılda 15 bin kadın katledilmiş.

 - AKP’nin 17 yıllık eğitim karnesinde yaz-boz tahtası vardır. 17 yılda 15 kez eğitim sistemi değiştirilmiştir. Bu iktidar döneminde okula başlayan tek bir çocuğumuz bile başladığı sistemle okulunu bitirememiş.

- Bu ülkede insanlar sadece hayatta kalmak için çalışıyorlar ve esas olarak bunun adı yaşamak değildir. Aydınlık geleceği kazandıramadığımız için bu ülkenin insanlarını kaybediyoruz. AKP’nin büyük ‘başarılarından’ bir tanesidir: 2018’de beyin göçü yüzde 63 artmış. Bu ülkenin aydınlık gençleri, bu ülkede yaşam şansı bulamayacaklarını düşünüyorlar.

- Eğitim özel okullara aktarılmış, dinsel eğitim zorunlu hale gelmiş, imam hatiplerde okuyan öğrenci sayısı her geçen gün artmıştır.

- Sağlık alanında ise şu duruma bakmak yeterli: Sağlık Bakanı’nın kurucusu olduğu bir hastaneye, 220 milyon 600 bin liralık bir yatırım teşviki, vergi indirimi, prim desteği verilmiş. Bunun anlamı ise açık; AKP için sağlık denildiğinde halkın sağlıklı yaşama hakkı değil, bir rant ve para kaynağı söz konusu oluyor.

- Bu iktidar döneminde 4 milyon insan primlerini ödemiş, günlerini doldurmuş ama emekli olamıyor. Eskiden ‘emeklilikte yaşa takılanlar’ diyorduk, şimdi ‘emeklilikte iktidara takılanlar’ diyoruz. İktidar bu insanları emekli etmek istemiyor.

'17 YILA BAKTIĞIMIZDA BİR KARANLIK GÖRÜYORUZ'

- 17 yıla baktığımızda biz bir karanlık görüyoruz. Paranın kendilerini sarhoş ettiği, dünyaya esas olarak dolar yeşiliyle bakan ve kendilerini dolara adamış bir iktidar topluluğu ve mahvettiği bir ülke görüyoruz. Bu 17 yıl Türkiye tarihinde karanlık bir dönem olarak anılacaktır. Biz de elimizden geldiği kadar kısa bir süre içerisinde Türkiye’nin bu iktidardan kurtulması için çaba sarf edeceğiz."

‘AKP’NİN İKTİDARDA KALMASININ SEBEPLERİNDEN BİRİ DE ANA MUHALEFETİN ZİHNİYETİDİR’

Baş, AKP’nin 17 yıllık dönemini değerlendirdiği konuşmasının ardından “Bütün bu berbatlıklara rağmen, bütün bu halka yaşattıkları acılara, yoksulluğa, zulme, çaresizliğe rağmen AKP nasıl oluyor da 17 yıldır iktidarda?” sorusunu yöneltti.

Devam eden Baş, “Burada, tercih etmediğimiz ancak artık açıklıkla tartışılması gerektiğini düşündüğümüz bir konuya, bir örnekle değinmek istiyorum” diyerek, şunları söyledi:

“Bize göre, bu karanlık tabloya rağmen AKP’nin hala iktidar koltuğunda oturabiliyor olmasının ana nedenlerinden bir tanesi ana muhalefetin zihniyetidir. CHP, AKP’nin kurduğu Saray Rejimi’nin ‘sözde muhalefeti’ olmak anlıma gelen duruşunun, halka değil Saray’a yaradığını görmelidir.”

Kılıçdaroğlu’nun bir süre önce gazetecilerle yaptığı bir söyleşide  “İdlib’de ve Afrin’de STK’lar var. Bunların harcamalarının bir kısmı AB tarafından fonlanıyor. Orada, Suriye halkına olağanüstü güzel hizmetler götürülüyor. Fotoğrafları gördüm, bana bilgi verildi. Şimdi eğer bizim askerimiz oradan çekilseydi bu hizmetlerin tamamı yok olacaktı” sözlerini de hatırlatan TİP Genel Başkanı, “Bu söylem, iktidara koltuk değnekliği yapan bir söylemdir. Bu söylem Türkiye halklarının, yoksulların lehine olan bir söylem değildir” şeklinde konuştu.

KILIÇDAROĞLU’NA UYARI

Suriye’deki yağmaya ilişkin bazı fotoğraflar gösteren Baş, Kılıçdaroğlu’na “Suriye laik bir devlettir ve orada AKP’nin desteklediği El Kaide türevi cihatçıların girdiği bölgeler var. Oralarda şeriat kuralları dayatılıyor. Bu fotoğraflarda herhangi bir güzellik görmek, olaya Saray bahçesinden bakmaktır” şeklinde de uyarıda bulundu.

‘SAÇMA SAPAN BİR TABLOYLA KARŞI KARŞIYAYIZ’

Basın toplantısının son kısmında, Rabia Naz ve şüpheli çocuk ölümleriyle ilgili geçen hafta çalışmaya başlayan Meclis Araştırma Komisyonu’na değindi. Parlamentoda grubu olmayan partilerin komisyonlara katılamadığını belirten Baş, bunun başlı başına bir yanlış olduğunu vurguladı.

Bunun ötesinde farklı bir skandalla da karşı karşıya kalındığını söyleyen Baş, 12 kişiden oluşan komisyonda, 4 kişilik başkanlık divanının tümünün AKP’lilerce doldurulduğu ve ‘saçma sapan bir tabloyla’ karşı karşıya kalındığını ifade etti.  

Baş, şunları söyledi:

“Buradaki iddia zaten bir iktidar milletvekilin, iktidar gücünü kullanarak bir cinayetin üzerini örttüğü iddiasıdır. Geniş kitleler tarafından bu iddia karşılık bulduğu için, kamu vicdanı rahatsız olduğu için ve açık söyleyeyim halkın baskısıyla, zorlamasıyla Meclis’teki tüm partiler böyle bir komisyonun kurulmasına oy vermek zorunda kaldı. Ve bu komisyonun kurulması böyle bir kaygının ürünü olarak ortaya çıktı. Şimdi zaten ortada böyle bir kaygı varken, komisyonun da iktidar tahakkümü altına girdiğini gösteren bir yaklaşım, bu kaygıları büyütmek dışında hiçbir anlam taşımıyor.

Biz konuda, komisyonda yer almamıza rağmen komisyon üyelerinin tümüne bunun yanlış olduğunu söyledik. Buna rağmen bu komisyonun kurulmuş olmasını önemsediğimizi ve bu sürecin takipçisi olduğumuzu ilan ediyoruz.”

‘GRUP YORUM ÜYELERİNİN AÇLIK GREVİ KRİTİK NOKTADA’

Açıklamalarının sonunda, Grup Yorum üyelerinin 173 gündür açlık grevinde olduğunu hatırlatan TİP Genel Başkanı, açlık grevinin kritik bir noktada olduğu konusunda kamuoyunu uyardı. Baş, Grup Yorum’a uygulanan baskıların sona ermesini ve tüm sanatçıların özgürlüğüne kavuşması gerektiğini belirterek, basın toplantısını tamamladı.