TİP Genel Başkanı Erkan Baş: Muhalefet, AKP ile uzlaşmayı aklından geçirmesin

TİP Genel Başkanı Erkan Baş Meclis'te, haftalık basın toplantısında konuştu. Baş konuşmasında Sivas Katliamı, çöken Ergenekon kumpası, Bülent Arınç olayı, Onur Yürüyüşü'ne yapılan saldırı ve Çorlu tren katliamının yarın görülecek duruşmasıyla ilgili açıklamalarda bulundu.



02-07-2019 14:33

İleri Haber

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, her salı olduğu gibi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Ana Bina'da basın toplantısı gerçekleştirdi.

Baş toplantıda şunları dile getirdi:

Bu hafta da her hafta olduğu gibi önce, Türkiye’nin çeşitli yerlerinden bize ulaşan işçi direnişlerini paylaşmak istiyoruz.

İlk olarak, MHP’li bir Belediye Başkanı ama bir mafya özentisi tavrıyla, işçilere düşmanca yaklaşımıyla daha önce de gündemimize giren Aliağa Belediyesi’ne atıf yaparak başlayalım. Aliağa Belediyesi’ndeki işçi kardeşlerimizin direnişi devam ediyor.  Biz de kendilerine başarı dileklerimi, dayanışma duygularımızı iletiyoruz.

Aydın Büyükşehir Belediyesi’nde, Cargill’de, Tüvtürk’te, Sibaş Gıda’da, Makro marketlerde, Kale Kayış’ta, Saica Pack’ta, Reysaş’ta emekçilerin direnişleri devam ediyor. Direnen emekçilerin hepsini ayrı ayrı sevgiyle selamlıyoruz

Bu hafta özellikle Tüpraş’ta ortaya çıkan yeni duruma ilişkin bilgileri paylaşmak ve dikkat çekmek istiyoruz. Tüpraş’ın Batman, Kırıkkale, Aliağa ve Kocaeli işletmelerinde işçiler toplu sözleşme haklarını talep ediyorlar ve bu talep doğrultusunda eyleme geçmiş durumdalar. Günlerdir süren bu direniş, Koç Holding’in bitmek bilmez oyunlarıyla karşı karşıya. En son bize ulaşan bilgilere göre Yüksek Hakem Kurulunu etki altına almaya çalışıyor. Tabi Koç Grubu işçi düşmanlığıyla tarih yazmış bir sermaye grubu ve bırakın işçilerin hakkını vermeyi, ellerindeki son kırıntıları almak için her şeyi yapabileceğini biliyoruz. Ancak buna rağmen işçilerin mücadelesine, dayanışmasına, kararlılığına ve bilincine güveniyoruz. Tüpraş işçilerinin de sonuçta kazanacağına olan inancımız tamdır. Tüm Tüpraş işçisi kardeşlerimizi sevgiyle selamlıyoruz.

'GERİCİLİK, YOBAZLIK ÜLKEMİZİN AYDINLARINA, DEVRİMCİLERİNE SALDIRARAK; KATLEDEREK İKTİDARA GELMİŞTİR'

Değerli arkadaşlar bugün 2 Temmuz. 2 Temmuz hepimizin bildiği gibi Türkiye tarihinin en karanlık günlerinden bir tanesinin, Sivas Katliamı’nın yıl dönümü ve deyim yerindeyse ülkemizin üzerine büyük bir hüznün çöktüğü bir tarihten söz ediyoruz.

Sanıyorum Sivas Katliamı’yla ilgili en anlamlı değerlendirmelerden bir tanesini hemen katliamın arkasından büyük yazarımız Yaşar Kemal yapmıştı ve  “Aydınlarını yakan bir ülkenin elinde utançtan başka ne kalır” demişti. Gerçekten de 2 Temmuz Türkiye’nin alnına sürülmüş bir kara leke ve utanç olarak tarihimizdeki yerini koruyor.

Biz bu vesileyle Sivas Katliamı’nda kaybettiğimiz aydınların, yazarların, canların anısı önünde bir kez daha saygıyla eğilirken, hatıralarına bağlı kaldığımızı ve bu katliamın faillerinden, örgütleyicilerinden hesap sorma kararlılığımızın devam ettiğini bir kez daha paylaşmak istiyoruz.

Değerli arkadaşlar Sivas Katliamı dediğimizde Türkiye tarihinin geçmişinde kalmış sadece bir kara gününden bahsetmediğimizi belirtmek isterim. Sivas Katliamı, 12 Eylül darbesiyle beslenmiş yobazlığın gücünü göstermek için, iktidar yolunu açmak için devlet himayesinde gerçekleştirdiği büyük bir alçaklıktır ve Sivas gerçekten sadece bizim tarihimizde kalmış bir acı olay değil, bugün etkilerini bire bir hissettiğimiz, bugün ülkemizin içinde bulunduğu karanlığın yaratılma sürecinin kilometre taşlarından bir tanesidir.

Hepimiz biliyoruz; katliamın savunuculuğunu ve hatta katliamı gerçekleştirenlerin avukatlığını yapan birçok isim AKP’nin kurucu kadroları, milletvekilleri haline geldi ve bugün hala AKP’de üst düzey yöneticilik yaptıklarını biliyoruz.

Katliamcılara açılan dava zaman aşımına uğratıldı ve bu kararın ardından “hayırlı olsun diye kutlayan dönemin Başbakanının, şimdiki Cumhurbaşkanının payını unutmamak gerekiyor. Gericilik, yobazlık ülkemizin aydınlarına, devrimcilerine saldırarak; katlederek iktidar haline gelmiştir. Bunların iktidar yürüyüşünü nasıl kanlı, nasıl vahşice bir yürüyüş sonunda ulaşılmış bir iktidar olduğunu asla unutmayacağız.

'17 YILLIK KARANLIK TARİHİN HESABINI TEK TEK VERECEKLER'

Değerli arkadaşlar devam edelim tabi bugünkü iktidarın suçları Sivas Katliamı’yla sınırlı değil. Dün hepimizin gözleri önünde belki de Türkiye tarihinin en büyük kumpaslarından bir tanesinin AKP karanlığının Fethullah Gülen cemaatiyle birlikte iktidarını güçlendirmek için tezgahladığı büyük bir kumpasın çöküşünü izledik.

Hepimiz hatırlıyoruz; Türkiye’nin ilericileri Ergenekon, Balyoz gibi davaların; AKP-FETÖ işbirliğiyle kurulan tuzakların tehlikesine Ergenekon’un ilk günlerinde işaret etmişlerdi.

Ancak o kadar organize o kadar büyük bir ittifak dahilinde tüm yargının, dönemin yargısının ve medya organlarının ve iktidar olanaklarının işbirliğiyle öyle bir tuzak kurulmuştu ki bu tuzak sonucunda haksızlığa, adaletsizliğe uğradığı için hayatını  kaybeden insanlarımız olmuştu. Hayatına son veren insanlarımız olmuştu. Yıllarca o cemaat denilen suç örgütünün karanlık odalarında üretilen sahte deliller nedeniyle hapis yatan insanlarımız oldu. İşlerini, ailelerini, evlerini kaybeden insanlarımız oldu. Yıllarca devletin zulmüne uğramış insanları, “devletin derin kısmıyla hesaplaşacağız” diye kandırdılar. Buna inanmamızı beklediler bizden. Sonunda yaptıkları ne oldu? Ranta, yobazlığa, adaletsizliğe, şatafata, yobazlığa yönelik bir rejimin inşasına yol açıldı. “Derin devletle, kontrgerillayla, mafyayla hesaplaşıyoruz” dediler. Bugün baktığınızda aslında sadece, adres değiştiğini görebiliyoruz.

Ne oldu, ne değişti? Beyaz Torosların yerini siyah Transporterlar aldı. İşkence merkezi olan emniyet binalarının yerini, adresi bilinmeyen işkence merkezleri aldı. 6 ay gözaltında kalan, işkence yapılan, öldürülen insanlar oldu. Devlet Güvenlik Mahkemeleri yerine sahte tanıklar, sahte deliller, tek adama bağlı yargı sistemi aldı.

“Ergenekon davasıyla kontrgerillayla uğraşacağız” diyen AKP Mehmet Ağar, Tansu Çiller gibi çetecileri yedeğine alıp, yerlerine Süleyman Soylu’yu, Sedat Peker’i ekledi.

Ergenekon tüm bunları yapabilsinler diye, ülkemizin kontrolü bir çeteden başka bir çeteye geçebilsin diye atılmış bir adımdı ve dün verilen mahkeme kararıyla birlikte resmen bu suç kabul edildi.

Mahkemenin kararı tarihi bir anlam taşıyor onu da belirtelim. Saray Rejimi, tek adam düzeni çökmeye başlamışken onun iktidarının mayasında yer tutan Ergenekon da çöktü.

Bize göre tam da böyle olacak. Böyle adım adım çökmeye devam edecekler. AKP’nin karanlık ve gerici rant düzenini ortadan kalkarken, tüm pisliklerini de tek tek ortaya çıkarıp temizleyeceğiz.

Açık söylüyoruz; daha Gezi’de katlettikleri insanlarımızın da, “Allah’ın lütfu” diyerek avantaj saydıkları darbeciliğin de, cemaat ortaklığının da, sıfırlanan rüşvet paralarının da, Soma’nın da, Roboski’nin de, IŞİD’e verdikleri desteklerin de, Ensar’da ve tarikat yurtlarında çocuklarımıza yaptıkları istismarların da, katledilen kadınların da, tren katliamlarında yitirdiklerimizin de, önü kesilen derelerin de, yok edilen ormanların da tek tek hesabını soracağız.

Ne diyorlardı? “Bağırsak temizliyoruz” diyorlardı. Türkiye’nin bağırsaklarını AKP’den temizleyeceğiz. AKP sadece bir seçim yenilgisiyle yetinmeyi düşünüyorsa büyük yanılıyor. 17 yıllık karanlık tarihin hesabını tek tek verecekler.

Buradan bu vesileyle muhalefeti de uyarıyoruz. Kimse bu suçları yok saymayı, uzlaşmayı, affetmeyi aklına bile getirmesin.

Biz Türkiye hakları adına, emekçileri adına söylüyoruz; ne affedeceğiz, ne uzlaşacağız. Türkiye halkları uzlaşmayacak, affetmeyecek.

Halkımız, emekçiler affetmeyecek ve mücadele edecek. Biz de bu mücadelenin parçası, neferi olacağız.

'HALKA KARŞI SUÇ İŞLEYENLERİ TARİHİN ÇÖP SEPETİNE YOLLAYACAĞIZ'

Bakın, günlerdir belli odaklar şunu tartışıyorlar: “Efendim tek adam rejimi tutmadı, eski sisteme geri dönelim. Erken seçim yapalım mı, yapmayalım mı?”

Bizim görüşümüz çok nettir. Tekrarlanan İstanbul seçimleri esasen bir referandum hüviyeti taşımaktadır. Dolayısıyla sonuçları itibariyle baktığımızda Erdoğan devri kapanmıştır. Seçim yapıldı ve bitti; herkes tek adam rejiminin de, AKP’nin kaybettiğini de ayan beyan gördü. Şimdi halkımıza karşı suç işleyenleri hak ettiği yere, önce mahkemeye sonra, tarihin çöp sepetine yollayacağız.

Tek bir gün kaybetmeden, tek adım geri adım atmadan, zalimlerle asla uzlaşmadan halkçı, ilerici, devrimci bir cumhuriyet mücadelesini ayağa kaldıracağız.

'BUNLARIN HEPSİNE 'EDEPSİZ' SIFATI YETER Mİ?

Değerli arkadaşlar bakın “Uzlaşma, uzlaşma” deniliyor. Bizim neden uzlaşmayacağımızı başka bir örnekle daha anlatayım.

Bülent Arınç kimdir?

Tek cümleyle şu söylenebilir. Sivas Katliamı’ndan bu yana, öncesi de var ama biz oradan başlatalım. Sivas Katliamı’ndan bu yana AKP’nin en üst düzey kadrolarından biri değil mi?

Bunlar Ergenekon, Balyoz kumpaslarını kurarken, cemaatle sahte deliller üretirken “Hocaefendimiz Fethullah Gülen’e haksızlık yapılıyor” diye yalakalık yapan değil midir?

Cemaatle araları bozulup, rüşvet paraları ayakkabı kutularına tıkıştırılırken “darbeci Fethullah Gülen” diye oğlunu milletvekili yapıp, damadını FETÖ tutuklamalarından kurtaran kişi değil midir?

Gezi’de, Soma’da, Roboski’de, Suruç’ta, 10 Ekim’de Ankara’da insanlar katledilirken, IŞİD’e silah yollanırken Bakanlık, Meclis Başkanı, milletvekili, AKP yöneticisi değil miydi?

Peki bunların hepsine sadece “edepsiz” sıfatı yeter mi. Yetmez, Bülent Arınç daha fazlasıdır. Evet edepsizdir çünkü, halkın vergileriyle ödenen maaşını soran insanlara hakaret ettiği için öyledir.

Ama aynı zamanda; sadece 2019 yılının ilk beş ayında örtülü ödenekle birlikte 2,5 milyar Türk Lirası harcayan Saray’a “Bu nasıl israf, bu ne şatafat” diye sormak yerine ondan nemalanmaya, kendisine de bir parça koparmaya çalıştığı için ülkenin bağırsaklarına yerleşmiş bir parazittir.

Dün övdüğü Fethullah Gülen’e ilk fırsatta sırt çeviren yeni liman arayan bir riyakardır. Tüm katliamları, hırsızlıkları, adaletsizlikleri “İslam” şemsiyesi altında gizlemeye unutturmaya çalıştığı için iflah olmaz bir yalancıdır.

Ve evet AKP giderse, Saray çökerse tüm suçların ortağı olduğunu bilen, hesap vermekten kaçmaya çalışan bir suçludur.

Biz bunlarla uzlaşamayız, kimse aklından bile geçirmesin.

'LGBTİ YURTTAŞLAR, BU ÜLKENİN EŞİT YURTTAŞLARI OLACAKLAR'

Bakın “Uzlaşmayacağız ve mücadele edeceğiz” diyoruz. Mücadele etmek bizim sorumluluğumuz.

Çünkü ülkemizin insanlarına ayrımcılık yapmaya devam ediyorlar. Daha dün, bunun acı bir örneğiyle karşı karşıya kaldık. Kim ne derse, ne yaparsa, nasıl engellemeye çalışırsa çalışsın; LGBTİ yurttaşlar bu ülkenin eşit yurttaşları olacaklar.

Kimsenin geri kalmış zamanlarda olduğu gibi köleleştirilen insanlara, siyahlara, rengi farklı olanlara yaptığı ayrımcılığı LGBTİ yurttaşlarımıza yapmasına izin vermeyeceğiz. Nefret suçlarının takipçisi olacağız.

Bugün nasıl siyah insanlara karşıtlığa, köleliğe tarih öfke kusuyorsa, LGBTİ yurttaşlara ayrımcılığı da o öfkeyle yok edeceğiz.

İzlerken utanıyoruz. Ne diyorlar? “Neslimizi koruyalım.”

Bunu diyen AKP milletvekilleri, bakanlar aile fotoğraflarını paylaştı geçtiğimiz günlerde, hani neredeyse her birini devletin bir kurumuna yerleştirip, ihale verip zengin ettikleri aile bireyleri var ya onların fotoğraflarını paylaşıyorlar.

Bu bakanlar ve milletvekilleri Ensar Vakfı’nda çocuklar istismar edilirken, kadınlar saldırıya uğrayıp katledilirken, çocuklar erken yaşlarda evlendirilirken herhangi bir fotoğraf paylaşmayan; üstelik, ‘bu suçlar araştırılsın’ önergelerini reddederken kahkaha atıp fotoğraf paylaşanlarla aynı kişiler.

Neymiş, neslini koruyacakmış. Gerçekten insan, “Senin böyle neslin olmaz olsun, neslin kurusun” dememek için kendini zor tutuyor.

'FOTOĞRAFSA FOTOĞRAF' DİYORUZ'

Bir çağrı yapıp bitireyim. Yarın Çorlu Tren Katliamının duruşması var.

Çocuklarını, yakınlarını kaybeden ailelerimizin yanındayız. Biz nasıl ki bu katliamında sorumlusu olanları affetmeyip, uzlaşmayacaksak. Çorlu katliamında yakınlarını kaybeden ailelerimizin de mücadelesinden hiç ayrılmayacağız.

Onlar da bizim ailemiz.

“Fotoğrafsa fotoğraf” diyoruz.

Sizin aileleriniz çalarak, zulmederek kendi saltanatlarını kuruyorsa, bizim ailemiz direnerek, mücadele ederek, teslim olmayarak o saltanatı yıkacak.