TİP Genel Başkanı Erkan Baş: Emekçinin cebine el uzatanın, elini kırmasını biliriz

Baş, haftalık basın toplantısında "Türkiye’nin, kendisini bu bataklığa çeken politikalardan derhal vazgeçmesi ve TSK’nin derhal Suriye sınırları içindeki operasyonlardan geri çekilmesi gerekirken AKP, iktidarını korumak için ‘buradan ne koparabilirim’ diye bakıyor" dedi.



11-02-2020 16:06

İleri Haber

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Bizim kırmızı çizgimiz emekçi halktır, alınteri ile yaşayan insanlarımız, gençlerimiz ve kadınlarımızdır. Onların boğazına, onların cebine elini kim atıyorsa biz o eli kavrar ve kırmasını biliriz. Kaynağın ne olduğu bizim için önemli değil” dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Ana Bina’da, partisinin haftalık basın toplantısında konuştu. Türkiye’nin dört bir yanında emekçilerin soğuk hava koşullarına rağmen haklarını aramaya devam ettiğini söyleyen Baş, Cargill işçilerini, Ataşehir Belediyesi işçilerini, Düzce Cam işçilerini, Üsküdar Belediyesi işçilerini, VİP Giyim’de sendikalaştıkları için işten çıkarılan işçileri ve Devlet Tiyatroları ile Devlet Opera ve Balesi’nde sözleşmeleri yenilenmeyerek işten çıkarılan 150 sanat emekçisini selamladı. “Emekçilerin haklı mücadelelerinde yanlarında olduğumuzu bir kez daha duyuruyoruz” diyen Baş, tüm kamuoyunu emekçilerin hak mücadelesine destek olmaya çağırdı.

‘MİLLET YEMİYOR ÇÜNKÜ HER ŞEYİ SİZ YİYORSUNUZ’

Baş, gündemdeki konulara ilişkin ise şunları söyledi:

- “Adem Yarıcı ‘çocuklarım aç, iş istiyorum’ diyerek dört gün önce Hatay Valiliği önünde kendini yaktı. Yarıcı’nın ailesi ‘uzun süredir işsizdi’ dedi.”

- “Türkiye’de işsizlik, açlık her geçen gün daha fazla insanın ölümüne yol açıyor. Umudunu yitiren insanlar, çare bulamayan insanlar hayatına son veriyor.”

- “En azından bundan sonra bu cinayetlerle karşılaşmamamız için yapılması gerek nedir? Bu kardeşlerimizin hayatları pahasına verdikleri mesajı, yükselttikleri sesi duymak ve önlemler almaktır. İnsanlarımızın hayatını idame ettirebileceği, en azından nefes alabilecekleri koşulların yaratılması gerekir.”

- “Ama ne oluyor? Yandaş basın harekete geçip, hayatına son veren kişi hakkında hemen ‘psikolojik sorunları vardı’ haberleri yapıyor. Muhalif basını ve siyasetçileri suçlamaya başlıyor. İnsanların kendini yakmasını bir algı operasyonu olarak yansıtıyor. Bir anda artan bu psikolojik sorunların kaynağı nedir? Bu insanların niye psikolojisi bozuluyor? Bu insanların psikolojisini bozan toplumsal, ekonomik sorunların sorumlusu kimdir? Bunların konuşulması istenmiyor.”

- “Yetmiyor, Ağrı Belediyesi’nin AKP’li Meclis Üyesi Selma Gökçen, ‘çocuklarım aç’ diyerek Hatay Valiliği önünde kendini yakan Adem Yarıcı için, ‘Kimse açlıktan kendini yakmaz. Öyle olsaydı Nijerya, Çad, Zambiya, Haiti, Madagaskar, Yemen ve Sierra Leone gibi ülkelerde insan kalmazdı. Böyle ucuz siyasi manevraları millet yemez’ deme yüzsüzlüğünde bulunuyor.”

- “Kurdukları sistemden elde ettikleri rant, yeni hayatları kendilerini halktan o düzeyde koparmış ki milletin yiyemediğini görmüyorlar. Milleti aç bıraktıklarını görmüyorlar. Millet yemiyor evet, çünkü her şeyi sadece siz yiyorsunuz. İnsanların boğazındakine göz koydunuz ve yemediği için, aç kaldığı için intihar ediyor. Kim şov için hayatına son verebilir? O düzeyde dünyaya Saray bahçesinden bakar hale gelmişler ki halkın yaşadığı acıları göremiyorlar.”

- “Valilik açıklama yapıyor. Yurttaşımızın psikolojik sorunları varmış. Ey AKP’li meclis üyesi siz niye psikolojik sorun yaşamıyorsunuz? Hatay Valisi, siz niye psikolojik sorun yaşamıyorsunuz? Diyelim ki öyle diyelim ki psikolojik rahatsızlık, bu insanların psikolojileri neden bozuluyor diye sormayacak mıyız? İnsanlarımızın neredeyse kitlesel düzeyde psikolojisinin bozulmasının nedeni ne, sorumlusu kim?”

- “İktidarın insanlara artık nefes alıp verebilecek kadar bile yaşam sunmadığı bir Türkiye tablosuyla karşı karşıyayız. Bir an önce buna ilişkin önlemlerin alınması, çare bulunması gerekiyor.”

‘EMEKÇİNİN CEBİNE KİM EL ATIYORSA O ELİ KIRARIZ’

- “Türkiye’de artık bir zam yok ki oranı yüzde 30’un, 40’ın altına düşsün. Tabi tek bir zam var o da işçilerin, emekçilerin maaşına yapılan zam. İşçileri yüzde 5-6 zama mahkum ediyorlar. “

- “Sadece doğalgaza son iki yılda yüzde 64 zam yapıldı. Elektriğe 2019 yılında yüzde 32 zam yapıldı. Hangi işçinin maaşına yüzde 32 zam yaptınız? Hangi işçi geride kalan iki yılda yüzde 64 zam aldı? Mesele işçilerin hayatlarını zindan etmeye gelince elindeki olanakları sonuna kadar kullanıyorlar.”

- “İstanbul’da ulaşıma yapılan yüzde 35 zam da bu tablonun bir parçası. Halkın en temel haklarına, hepimizin zorunlu olarak kullanmak zorunda olduğumuz elektrik, su, doğalgaz gibi ulaşım da bir kar kapısı değildir. Çeşitli gerekçeler ileri sürülerek halkın cebine göz dikmek kabul edebileceğimiz bir şey değil.”

- “Bu ülkede milyonlarca dolar gelir eden büyük patronlar varken ve olanakları aynı fiyatla kullanırken, ay sonunu getiremeyen emekçinin boğazına göz dikmek kabul edilebilir bir şey olamaz. İBB’nin paraya ihtiyacı varsa bunu büyük şirketlerden, patronlardan karşılamalı emekçinin boğazına el atmaktan vazgeçmelidir.”

- “Bu vesileyle ilginç bir durumu da paylaşmak istiyoruz. Üstelik zam yapmak o kadar gayrı meşru, insanların yoksulluğu o kadar belirgin ki, zamları savunabilen kimse olmadığı gibi herkes birbirinin üzerine atıyor. AKP iktidarının yaptığı zamları ‘fiyat güncellemesi’ olarak ara sıra haber yapan, çoğu zaman görmeyen yandaş basın, İstanbul’da CHP’li bir başkanı zayıf düşürme fırsatı gördü. Yandaş medyanın nihayetinde emekçileri, yoksulları hatırlamış olmasın mutluyuz ama bunu büyük bir yüzsüzlük olarak gördüğümüzü belirtmek istiyoruz.”

 - “Ulaşıma yapılan zammı çarşaf çarşaf haber yaptılar, zamlara karşı protestoları desteklediler. Bu durum Türkiye’de burjuva siyasetinin ve ona teslim olan yandaş basının ne kadar iki yüzlü hale geldiğini, gerçekliğini nasıl kaybettiğini de açık biçimde gösteriyor.”

- “Bizim kırmızı çizgimiz emekçi halktır, alınteri ile yaşayan insanlarımız, gençlerimiz ve kadınlarımızdır. Onların boğazına, onların cebine elini kim atıyorsa biz o eli kavrar ve kırmasını biliriz. Kaynağın ne olduğu bizim için önemli değil.”

‘ÖĞRENCİNİN HUZURUNU BOZAN YEMEK ZAMLARIDIR’

- “Üniversite yemekhanelerine de zamlar yapılmıştı. Zaten birçok zorlukla üniversiteye giren öğrencilerimiz, okuma olanaklarını zar zor elde etmişken bu zamlar arasında hayatlarını idame ettirmeye çalışıyorlar.”

- “Öğrenci Sendikası bir kampanya başlattı, “Açlıkla Sınav Olmaz” diye. Görüyoruz. Gençlerimiz, ülkemizin geleceğini temsil eden öğrenciler, masalar kurup, kampüsleri sokakları dolaşıp imza topluyor. Kamuoyunun bu çabaya sahip çıkması gerektiğini düşünüyoruz.”

 - “Öte taraftan yine sadece bu nedenle ülkenin en önemli üniversitelerinden birinde 7 öğrenciye dün okuldan uzaklaştırma cezası verildi. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yemek fiyatlarını ve özel kantinlerin fiyat uygulamalarını protesto eden öğrencilerden 7 kişiye kınama, 7 kişiye de uzaklaştırma cezası verildi. İTÜ rektörlüğünün öğrencilere verdiği cezanın gerekçesi ise ‘eğitimi engellemek’, ‘huzuru bozmak’mış.”

- “Öğrencinin huzurunu bozanın bu yemek zamları olduğunu söylemek gerekiyor. Yapılması gereken üniversite yönetimlerinin bu kardeşlerimizi ödüllendirilmesidir.”

‘MİLYONLARIN BU SAVAŞTAN NE ÇIKARI VAR?

- “AKP’nin Suriye’de hayata geçirdiği dış politika her geçen gün Türkiye’ye zarar veren bir hal almaya devam ediyor ve geri dönülmez bir noktaya da sürükleniyoruz.”

- “TSK mensubu askerleri, cihatçılarla Suriye ordusu arasındaki savaşın ortasında bırakan AKP, ölen her asker üzerinden bir milliyetçi politikayı güçlendirmeye, bu askerlerin canları üzerinden siyaset yapmaya devam ediyor.”

- “10 yıl sonra Suriye tablosunda Türkiye, Suriye’de en büyük kaybeden aktöre dönüşmüş durumda. Rusya, ABD gibi ülkeler bölgede kendilerine alan açtı, inisiyatif aldı. Suriye hükümeti meşru hakkı olan topraklarını cihatçıların elinden geri alıyor. Türkiye ise her gün yeni cenazelerle karşılaşıyor.”

- “AKP cephesinden yandaş medya aracılığıyla şu cümleleri duyuyoruz: ‘Esad hangi hakla İdlib’e giriyor?’ Akıl alır gibi değil. Şam hükümeti şu an Suriye topraklarında uluslararası kabul gören tek güç. Dolayısıyla haklı olarak kendi topraklarını işgalci, gerici güçlere karşı savunuyor.”

- “Türkiye’nin, kendisini bu bataklığa çeken politikalardan derhal vazgeçmesi ve TSK’nin derhal Suriye sınırları içindeki operasyonlardan geri çekilmesi gerekirken AKP, iktidarını korumak için ‘buradan ne koparabilirim’ diye bakıyor. Milyonların bu savaştan ne çıkarı var? Kimse bilmiyor. Türkiye milyonlarca insan bu savaşı hem ekonomik, hem sosyal hem de siyasal boyutlarıyla acısını çekiyor ama iktidar buradan bir güçlenme stratejisi örmeye çalışıyor.”

- “AKP kendi aklınca, uyanıklık sandığı politikayla hem Rusya’yı hem ABD’yi kullanacağını sanarak, bu iki emperyal güç arasındaki çelişkilere oynayarak güçleneceğini sanıyordu. Geldiğimiz noktada cihatçılara kalkan yapılan bir TSK, Şam’ı tehdit ederek Rusya’dan zaman kazanmaya çalışan bir AKP iktidarı var.”

- “Suriye politikası yıllar önce iflas etti, şimdiki aşama iflasın bedelini ödüyoruz. Maalesef tüm bu yanlış politikaların mimarı olan, bu politikaları hayata geçirenler değil faturayı halk ödüyor ve askerler başka bir ülkenin topraklarında can veriyor.”

- “Suriye’den derhal çekilmeli ve Şam hükümetiyle doğrudan görüşmeleri başlatmak gerekir.”

‘TEK BİR KİŞİ VAR MIDIR?’

- “Memlekette bunca acı varken, Ahlat Sarayı’nda inat edilmesini kabullenmeyeceğiz.”

- “Gerçek sorunlarımızı konuşmamız gerekiyor. Nedir onlar?”

- “Türkiye derhal Suriye bataklığından çıkmalıdır.”

- “Halkımızın her geçen gün ağırlaşan yaşam koşulları gündeme alınmalı. Yoksul emekçi halkımızın dertlerini en azından hafifletecek kimi acil adımlar atılmalıdır.”

- “Zam uygulamalarının tümünden hem vazgeçilmeli, zamlar geri alınmalı, temel haklardan vergi alınmamalı.”

- “FETÖ’nün siyasi ayağı gayr-ı ciddi bir tartışma olmaktan çıkarılmalıdır. Fethullah Gülen örgütlenmesi son 50 yıldır ama özellikle AKP döneminde ülkenin kanının emen gerici, Amerikancı bir örgütlenmedir. Bu örgütün tüm faaliyetleri siyasi bir amaç doğrultusunda yapıldı. Birtakım siyasi faaliyetler ve siyasi olmayan faaliyetler ayrımını reddediyoruz. Arkasında siyasi bir güç olamayan örgütün, devletin en kritik noktalarında var olması akıl alır mı?”

- “Mesele FETÖ ile ortaklık yapmış siyasilerin ortaya çıkarılmasıdır. AKP bundan ölesiye korkmaktadır.”

- “Bir soruyla bitirelim: AKP içinde siyaset yapıp, bu örgütle hayatının hiçbir evresinde iş birliği yapmamış tek bir kişi var mıdır?”