TİP Genel Başkanı Erkan Baş: Bu krizden birlikte, birbirimize daha çok sahip çıkarak çıkacağız

Baş, "Dayanışma ezilenlerin, yoksulların, yalnızlığa itilenlerin en büyük gücüdür. Örgütlü bir halkı kimse yenemez sloganımız, salgının kasıp kavurduğu günümüz dünyası için de geçerlidir: Örgütlü, kendine güvenen, arasında dayanışma ağlarını oluşturabilmiş bir halk, aklın ve bilimin kılavuzluğunda, her türlü tehlikeyi aşacak güçtedir" dedi.



18-03-2020 09:59

İleri Haber

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Covid-19 salgınına karşı yapılması gerekenleri sıraladı. “Bilim insanlarının, canla başla çalışan sağlık emekçilerinin önerdiği tüm tedbirleri ortaklaşa bir disiplinle uygularken; emekçilerin hak ve taleplerini savunmak ve toplumsal bir dayanışmayı örgütlemek üzere tüm halk güçlerini, demokratik kitle örgütlerini, bilim insanlarımızı, meslek örgütlerini, toplumsal sorumluluk sahibi tüm insanları birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz” diyen Baş, dayanışmanın büyütülmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, partisinin her hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen basın toplantısını, yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle basın emekçilerini riske atmamak için iptal etti. Yurttaşlara TİP İstanbul İl Binası’ndan seslenen Baş, ülkemizde de etkili olmaya başlayan Covid-19 salgınıyla ilgili “Tüm yurttaşlarımıza öncelikle geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz” dedi.

‘KAPİTALİST SİSTEMİN AKIL DIŞILIĞI TEHLİKEYİ BÜYÜTSE DE İNSANLIK BUNU YENECEK BİRİKİME SAHİP’

TİP Genel Başkanı, açıklamasının ilk kısmında şunları söyledi:

“Dünyanın pek çok yerindeki kardeşlerimiz gibi, bizlerde çok zor günlerden geçiyoruz, ancak biliyoruz ki, bu belayı da mutlaka geride bırakacağız. İnsanlık daha önce pek çok kez yaptığı gibi bu sefer de mutlaka kazanacak.

Tarih boyunca pek çok salgın hastalıkla mücadele ettik, bugün yaşadığımızdan çok daha yıkıcı sonuçları olan salgın hastalıklara karşı mücadele sürecinde içinde bulunduğumuz dönemde geçmişle mukayese bile edilemeyecek imkanlara sahip olduğumuzu söyleyebiliriz.

Evet büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız, dünyaya egemen olan kapitalist sistemin akıl dışılığı bu tehlikeyi daha da büyütüyor ancak büyük insanlık bunu yenecek güce ve birikime sahiptir.

Akıl ve bilimin yol göstericiliğinde, her birimiz üzerimize düşen sorumlulukların bilinciyle hareket edip ve dayanışmayı büyütecek ve bu beladan da mutlaka kurtulacağız.

Tek bir yurttaşımızın bile kendisini yalnız ve çaresiz hissetmemesi için hepimiz toplumsal sorumluluk bilinciyle görev başında olacağız.

Tüm yurttaşlarımızı da bu sorumlulukla davranmaya çağırıyoruz.”

‘AKP İKTİDARI GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMADI’

Baş, salgınla ilgili ülkemizdeki duruma ilişkin ise şunları söyledi:

“AKP iktidarı ve Sağlık Bakanlığı, COVİD-19 tüm dünyada hızla yayılırken, tüm uyarılara rağmen gerekli önlemleri almamış olduğu için virüsün ülkemizdeki yayılma hızının da yüksek olduğunu görebiliyoruz.

Üstelik, AKP hükümeti ve Sağlık Bakanı, virüsün yayılma hızı, kaç kişide virüs saptandığı, kimlere test yapıldığı, sağlık sistemimizin durumu ve kapasitesi konularında da şeffaf olmayan bir tutum takınarak kamuoyunun doğru bilgilenmesi ihtiyacını gidermemektedir.

Halk, belirsizlik ve korku içinde yaşamaya mecbur edilmekte, küresel bir virüsle yapayalnız başa çıkmak zorunda bırakılmaktadır.

‘ÖNCE İKTİDAR’ DEĞİL, ‘ÖNCE İNSAN’

Öncelikle, milyonlarca insanın yaşamını doğrudan tehdit eden tehlikeye karşı iktidarın, ‘önce iktidar’ bakışını bir kenara bırakıp önce insan diyen bir yaklaşımla süreci yöneten bir bakışın egemen olması için çalışmak durumundayız.

Ne dersek nasıl sunarsak iktidar en az zararı görür anlayışının yerine halkın sağlığından daha önemli hiç bir şey olamaz diyen bir bakışla sürece yaklaşılması ve mümkün olan en ileri düzeyde şeffaf bir bilgilendirme süreci işletilmesi sağlanmalıdır.

Her toplumsal, siyasal ve ekonomik krizde olduğu gibi, COVİD-19 salgınının yarattığı bu kriz ortamında da en ağır faturanın yoksul insanlarımıza, işçilere, emekçilere, alın teriyle çalışıp geçinmeye çalışan halkımıza kesileceğinin işaretleri daha şimdiden görünür oldu.

Bilim insanlarının tüm uyarılarına ve emekçi halkın tüm taleplerine rağmen, kalabalık iş yerlerindeki çalışma düzeninin korunduğunu görüyoruz.

Bu, halkın sağlığını açıkça tehdit eden bir uygulamadır ve derhal son verilmelidir.

‘BİRÇOK İŞ YERİNDE ZORLA ‘ÜCRETSİZ İZİN’ TUTANAKLARI İMZALATILIYOR’

Ancak, salgın bahanesiyle, çalışanlarını “ücretsiz izin” adı altında işten çıkaran patronlara da izin verilmemelidir.

Bu tür kriz ortamlarında ilk gözden çıkarılan kesim işçiler ve emekçilerin hakkı ücretli izindir.

Duyumlarımız, birçok iş yerinde, sağlığı için endişelenen emekçilere ‘ücretsiz izin istiyorum’ ibareli tutanakların zorla imzalatıldığı yönündedir.

Bu gibi girişimlerde bulunan patronları uyarıyoruz. İnsanların ekmeğiyle oynamaktan, can derdine düşmüş emekçinin kaderiyle oynamaktan derhal vazgeçin.

Türkiye İşçi Partisi olarak her zaman olduğu gibi bu olağanüstü günlerde de emekçilerin haklarının savunucusu, talebinin sözcüsü olmaya devam edeceğiz.

İşçi kardeşlerimiz, hiç kimse yaşadığımız bu ağır ve zor sürecin faturasını size kesemez, buna izin vermeyin, buna hep birlikte izin vermeyelim.

‘EGEMENLERİN GERÇEK YÜZLERİ ORTAYA ÇIKTI’

Dünyayı hurafelerle, akıl düşmanı inançlarla, kendi çıkarlarına hizmet eden sorgulanamaz ideolojileriyle yönetmeye alışmış olan egemenler, COVİD-19 salgını ile bir kez daha gerçek yüzleriyle açığa çıkmıştır.

Sağlık sistemini özelleştirenler bunlardır; aşı merkezlerini kapatan bunlardır; kar getirmiyor diye tıbbi araştırmaları durduran bunlardır; şimdi halkın en çok ihtiyaç duyduğu anda üretilecek aşı ve tedavi prosedürlerini halka yüksek fiyatlarla satmaya hazırlanan da bunlardır.

Bunlar, o ya da bu ülkenin tek bir yöneticisi değil, kapitalist dünya sisteminin efendileridir.

Bunlar Trump’tır, Merkel’dir, Macron’dur, Bolsanaro’dur ve tabi ki Tayyip Erdoğan’dır.

‘YAKINDA HALK KONUŞACAK, EGEMENLER SUSACAK’

Muhalefete hakaret ve küfür etme fırsatı bulduğunda kürsüden inmeyen, mikrofonu elinden bırakmayan Tayyip Erdoğan, iş sistemin çuvalladığı krizlere gelip çattığında ortadan kaybolmaktadır. Onlarca askerin ölüm haberlerini aldığımız saatlerde kameraların önüne Hatay Valisi’ni süren Erdoğan, şimdi de odasına kapanmış ve Sağlık Bakanı’nı ileri sürmüştür. Umudumuz ve talebimiz, kendisinin bu tutumunu aynen sürdürmesi, bir daha bu halkın karşısına çıkmamasıdır.

Çok yakında o günler de gelecektir: Halk konuşacak, egemenler susacaktır.

Salgına ancak ve ancak kamusal bir yaklaşımla, halkın ve emekçilerin sağlığını ve haklarını başa alan bir yaklaşımla karşı çıkılabilir. Bunun dışındaki hurafelere, batıl inançlara, akıl ve bilim düşmanı zerzevatın sayıklamalarına en ufak bir prim verilmemeli, bu tür açıklamaların yayılmasına izin verilmemelidir.”

EMEKÇİ HALK İÇİN 7 TALEP!

Baş, bu süreçte emekçilerin talepleri ve yapılması gerekenler hakkında ise şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye İşçi Partisi olarak, bu süreçte, her türlü sorun ve hak kaybı karşısında işçi sınıfımızın, emekçi halkımızın yanında olacağımızı, elimizdeki tüm imkanları halkımızın sağlığı ve yararı için seferber edeceğimizi ilan ediyoruz. Bizim, yani ülkemizin işçi ve emekçilerinin talepleri çok basittir ve bilim insanları tarafından aralıksız biçimde dile getirilmektedir.

Kısaca özetlersek:

1.Tüm yurttaşlarımızın güvenliği birincil öncelik olarak ilan edilmelidir. İleri yaşta veya kronik rahatsızlığı bulunan yurttaşlarımıza ilaçları ve dezenfektan malzemeleri ücretsiz biçimde sağlanmalıdır.

2.Tüm emekçilere en az iki hafta ücretli izin verilmelidir. İşten çıkarmalar, ücretsiz izin uygulaması, ücretlerin geç ve eksik ödenmesi  gibi emekçilerin yaşamını zorlayacak uygulamalara kesinlikle izin verilmemelidir. Bu süreçte görev başında olmak durumunda olan sağlık emekçilerinin mesai saatleri yeniden düzenlenmeli, güvenlikleri için gerekli her türlü tıbbi malzeme eksiksiz karşılanmalıdır.

3.Tüm kamu kurumlarıyla birlikte sokaklarda ve kalabalık kent mekanlarında ücretsiz dezenfektan dağıtılmalıdır. Önleyici ve hijyenik malzemelerin karaborsaya düşmesine ve kıtlığına izin vermemek için acil bir eylem planı hazırlanmalıdır. Temel gıda maddelerinin temini, dağıtımı ve fırsatçı zamların engellenmesi yaşamsal önemdedir; ihtiyaç sahiplerine temel gıda ürünlerinin ücretsiz sağlanması devletin sorumluluğundadır.

4.COVİD-19 salgını sürdüğü müddetçe tüm yurttaşların su, elektrik, ısınma, internet ve barınma gibi temel ihtiyaçları ücretsiz hale getirilmelidir. Yurttaşların fatura, vergi ve kredi kartı borçları geriye dönük olarak silinmelidir.

5.Salgın ve onunla mücadele sürecinde yaşanacak her türlü ekonomik ve sosyal kayıp, halkın sırtına yüklenecek ek vergilerle değil, hazine tarafından karşılanmalı; sermaye sınıfının yıllardır emekçilerin alın terini gasp ederek oluşturdukları varlıkları ve birikimi bu ihtiyaçlar için kullanılmalıdır.

6.Özelleştirmeler ve sağlıkta dönüşüm süreci sonunda iflas noktasına getirilmiş olan sağlık sistemimiz hızla halkçı ve kamucu bir perspektifle yeniden düzenlenmeli, sağlık temel bir insan hakkı olarak ücretsiz hale getirilmeli, özelleştirilmiş hastaneler kamulaştırılmalı ve halka ücretsiz hizmet vermelidir.

7.Ülkemizi ve halkımızı salgın hastalıklar karşısında savunmasız bırakan piyasacı uygulamalardan derhal vazgeçilmeli, her türlü tıbbi araştırma ve aşı üretimi çalışmalarına kaynak aktarılmalı, ucuz ve kolay ulaşılabilir aşı ve tedavi hizmetleri geliştirilmelidir.”

‘BİRBİRİMİZE SAHİP ÇIKARAK BU KRİZDEN ÇIKACAĞIZ’

TİP Genel Başkanı, konuşmanın son kısmında ise bu krizden çıkmak için dayanışmanın önemine vurgu yaparak, çağrıda bulundu.

Baş, şunları söyledi:

“Türkiye İşçi Partisi olarak bir de çağrımız var.

Bu iktidara, onun piyasacı ve hurafelere dayanan sağlık sistemine güvenmiyoruz, güvenmemeliyiz.  Halkımızın sesinin ve taleplerinin sözcüsü olmalı; her hak ihlalinde emekçilerin savunucusu olmalıyız. En başta da halkın doğru bilgi edinme ve korunma konularındaki ihtiyaçlarını saptamamız ve karşılamamız gerekiyor.

Bu nedenlerle; halkın sesi olacak, halkın haklarını savunacak, halkın ihtiyaçlarını giderecek faaliyetleri örgütleyecek ve hem AKP hem de salgın karşısında halkımızı yalnız bırakmayacak bir dayanışma merkezinin hızla oluşturulması gerekmektedir.

Halkın işsizlikle, yoksullukla, temel ihtiyaçlarına erişimini kısıtlayan krizler karşısında güvenebileceği tek güç, kendi gücüdür.

Dayanışma ezilenlerin, yoksulların, yalnızlığa itilenlerin en büyük gücüdür. Örgütlü bir halkı kimse yenemez sloganımız, salgının kasıp kavurduğu günümüz dünyası için de geçerlidir: Örgütlü, kendine güvenen, arasında dayanışma ağlarını oluşturabilmiş bir halk, aklın ve bilimin kılavuzluğunda, her türlü tehlikeyi aşacak güçtedir.

Tüm emekçi halkımıza, bir kez daha sesleniyoruz:

Salgının yayılmasını önlemek için şart olan kurallara uyalım.

Bu kurallara uymayan ve hayatımızı risk altına sokan patronlara boyun eğmeyelim.

Zor durumda kalan yurttaşlarımızla yalnız bırakmayalım.

Bu krizin bedelini bize ödetmeye çalışacak olan AKP hükümetine geçit vermeyelim.

Bu krizden birlikte, birbirimize daha çok sahip çıkarak çıkacağız.

Bilim insanlarının, canla başla çalışan sağlık emekçilerinin önerdiği tüm tedbirleri ortaklaşa bir disiplinle uygularken; emekçilerin hak ve taleplerini savunmak ve toplumsal bir dayanışmayı örgütlemek üzere tüm halk güçlerini, demokratik kitle örgütlerini, bilim insanlarımızı, meslek örgütlerini, toplumsal sorumluluk sahibi tüm insanları birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.

Dayanışmayı büyütelim!”